| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 124 |
| Tarih: | 09.08.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Millî Savunma Komisyonundaki görüşme aşamasından itibaren bu teklifin her satırını, her bir kelimesini büyük bir titizlikle inceledik ve gördük ki teklifte şekillenen mantık ne adaleti tecelli ettirmeye yetiyor ne de toplumsal huzuru inşa etmeye.
Değerli milletvekilleri, bir kanun teklifinin niyeti onun usulünde gizlidir. "Şehitlik" "gazilik" "vazife malullüğü" ve "kamu maliyesi" gibi son derece hassas ve teknik başlıklar içeren bu metin âdeta yangından mal kaçırır gibi iki günde Komisyondan getirildi. Ne etki analizi var ne kaç vatandaşı kapsadığı belli ne de bütçeye getireceği yük hesaplanmış. Üstelik bu vatanın asıl sahipleri şehit yakınlarımız ve gazilerimiz Komisyon kapılarında bekletildi. Saygın dernekler, uzmanlar ve akademisyenler dinlenmedi. İYİ Parti milletvekillerimizin yoğun itirazı sonucu salona sadece bir temsilci alınabildi. Haklarında karar verilen kahramanlarımızı kapı önünde tutmak bu Meclisin vakarından çalmaktır, çirkin bir muameledir ve Gazi Meclisimize hiç yakışmamıştır. Gazinin sesini duymadan onun hakkını düzenlediğini iddia etmek ise en hafif tabiriyle bir devlet hürmetsizliğidir. Tarihimizin büyük devlet adamlarından biri olan Nizâmülmülk, bin yıl önceden bizlere uyarısını şöyle yapar: "Devlete hizmet edenlerin ve ordunun hakkı gözetilmezse, eğer emekler takdir edilmezse disiplin bozulur, itaatsizlik baş gösterir ve devletin temeli sarsılır. Hükümdar memleketi uğruna canını ortaya koyanları her daim korumalı ve haklarını eksiksiz teslim etmelidir." Peki, siz bu vatan için göğsünü siper eden kahramanlarımıza nasıl bir düzenlemeyi reva görüyorsunuz? Bakınız, teklifte yer alan bazı aylık artışları veya geçmişte mağdur edilmiş kardeşlerimize yönelik kısıtlı adımları ilke olarak elbette olumlu buluyoruz. Ancak bu adım, yıllardır biriken devasa sorunlar karşısında yetersizdir. Daha yeni, Güvenpark'ta eylem yapan, sesini duyurmaya çalışan şehitlerimizin yakınlarının ve gazilerimizin isteklerine kulak tıkadınız. Neredeyse ağustosun ortasına geldik, Meclis normal şartlarda tatile girmesi gerekirken sırf teröriste af yasasını getirmek için gece gündüz açık ve ne tesadüftür ki teröristlere uzanan o elin hemen öncesinde şehit ve gazilerimizle ilgili bu yarım yamalak teklif sıkıştırılıyor. Vicdanlarınıza soruyorum: Bu milleti ayakta tutan bu yüce ruhu kirli siyasi hesaplarınıza basamak mı yapacaksınız? İktidarın terör mensuplarının affı için seferber ettiği o hızlı ve kararlı iradeyi sıra bu vatanın öz evlatlarına, şehit, gazilerimize gelince mi esirgiyorsunuz? Sıradan bir çelişki ya da siyasi bir tercih değildir. Bu tavır, şehidin aziz ruhuna, gazinin dökülen kanına, bu milletin mukaddesatına açıkça bir ihanettir.
Değerli milletvekilleri gelelim önümüzdeki birinci bölümde saklanan o teknik ama bir o kadar da derin adaletsizliklere: Metnin 1'inci maddesiyle, şehit anne ve babalarına bağlanacak toplam aylığı net asgari ücretle sınırlandırıyorsunuz. "Toplam aylık" diyerek tek bir maaşı anne ve baba arasında bölüştürmek hangi sosyal devlet anlayışına sığar? Evladını bu vatana kurban vermiş ananın da babanın da acısı ayrı, hakkı da ayrıdır. Ayrı ayrı asgari ücret bağlansın dedik ama siz reddettiniz.
Rütbe ve derece kaynaklı maaş uçurumlarını da düzeltmediniz. Oysa Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu ve Grup Başkan Vekillerimizin sunduğu teklif nettir: Aynı olayda hayatını kaybeden tüm şehit yakınlarının ödemeleri en yüksek emsal aylık üzerinden eşitlenmeli ve aylıklar üç ay içinde yeniden hesaplanmalıdır.
Devam eden düzenlemelerde bakıma muhtaç gazilerimize verilen ödeme net asgari ücretin 2,5 katına çıkarılıyor. Artış olumlu olsa da mantığı sakattır. Ağır travma geçiren, günlük hayatını idame ettiremeyen pek çok gazimizi dar mevzuat kalıpları yüzünden bu tanımın dışında bırakıyorsunuz.
Gazinin bakımı sadece bir maaş ödemesi değildir; evde bakım, fizik tedavi, rehabilitasyon, psikolojik destek ve uygun konut hakkıdır. Enflasyonun belini büktüğü bu dönemde bu artış gazimizin tıbbi harcamalarına bile yetmiyor. Komisyonda bu desteğin 3 katına çıkarılması yönündeki önergemizi de ne yazık ki reddettiniz.
Bir diğer aşama da er, erbaş, korucu ve sivil gazilerimizin aylık hesaplama yöntemi değiştirilmelidir fakat aynı siperde, aynı bombanın önündeki iki kahramanı eğitim durumuna ve rütbesine göre ayırmaya devam ediyorsunuz. Dökülen kanın, ödenen bedelin hiyerarşisi olur mu? Aynı pozisyonda gazi olan iki insana derece farkı yüzünden farklı maaş bağlamak vicdansızlıktır. Biz İYİ Parti olarak diyoruz ki: Terörle mücadelede gazi olan tüm kahramanlarımızın aylıkları dikey statü ilerlemesine göre hesaplansın, operasyonel tazminatlar maaşlara tam yansıtılsın ve tüm haklar en yüksek emsal tutar üzerinden eşitlensin.
Daha da vahimi, terör gazilerimize bazı haklar tanınırken son derece tehlikeli bir hukuk ve kanun tekniği hatasına düşmemektir. Terör gazilerimizin hakları Kore ve Kıbrıs gazilerimiz için çıkarılan 1005 sayılı Kanun'a atıf yapılarak düzenlenmektedir. Bu kanun, devletlerarası meşru bir savaş veya askerî harekât için yazılmıştır. PKK bir devlet değildir, meşru bir savaşın tarafı değildir; cana, devlete ve millete kastetmiş alçak bir terör örgütüdür. Siz bu atıfla belki farkında olmadan hukuki bir sakatlığa kapı aralıyorsunuz. Biz terör gazilerimize bu hakların doğrudan 3713 sayılı Kanun'la veya terör şehit ve gazilerimiz için hazırlanacak müstakil bir kanunla verilmesini önerdik fakat bu uyarımızı da dikkate almadınız.
Son olarak; vücudunda yıllardır mermiyle, şarapnelle yaşayan ama mevzuat yüzünden gazi sayılamayan kahramanlarımıza nihayet bir hak getiriyorsunuz ancak bunu geçici bir maddeye bağlayıp "Sadece bugüne kadar olanları kapsar, bir yıl içinde başvuranlar yararlanır." diyorsunuz. Yaralanma aynı yaralanma, vatan aynı vatan, bir gün önce yaralanana hak verip bir gün sonra yaralanacak olana kapıyı kapatmak hukuk devletiyle bağdaşmaz. İspat yükünü gazimizin sırtına yüklüyorsunuz. Seneler önceki bir patlamanın belgesini gaziye arattırıyorsunuz, üstelik psikolojik travmaları, görev hastalıklarını kapsam dışı bırakıyorsunuz. İYİ Parti olarak açıkça ifade ediyoruz: İspat yükü gazide değil idarede olmalı; olay görevde gerçekleştiyse illiyet bağı kabul edilmelidir. Kalıcı engellilik şartı aranmaksızın görevde fiziksel veya ruhsal zarara uğrayan herkes kayıtsız şartsız gazi sayılmalıdır. Zamanında bürokrasiye takılanlara iki yıllık başvuru hakkı verilmeli, şehit ve gazi evlatlarımıza özel okullarda ve kreşlerde ücretsiz eğitim, lojman ve TOKİ kolaylığı, ÖTV istisnası, kamuda istihdam hakları tek bir çatı altında, eksiksiz toplanmalıdır.
Değerli milletvekilleri, devlet dediğiniz yapı sadece kurumlardan ve kanun maddelerinden ibaret değildir. Devlet, her şeyden önce bir adalet duygusudur. Şehit yakınlarımızın onuru ve gazilerimizin vakarı, bu devletin namusudur. Onların rızasının olmadığı, vicdanlarının yaralandığı hiçbir metin bir Meclisin ruhuna sinmez, milletin maşerî vicdanında karşılık bulmaz.
Bu yetersiz, ayrımcı ve sakat düzenleme derhâl geri çekilmeli, millî onurumuzu ve adalet duygumuzu ihya eden tekliflerimiz doğrultusunda yeniden ele alınmalıdır. Devletimizi güçlendirerek milletimizi gerçekten bütünleştirecek tek yol, kahramanlarımıza karşı tavizsiz bir adalet anlayışı sergilemekten geçer.
Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)