| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 124 |
| Tarih: | 09.08.2026 |
BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - Bugün burada çokça selam yolladığımız hapishanelere ilişkin konuşacağım.
Hapishanelere ilişkin Özgürlük İçin Hukukçular Derneğinin bu yılın ilk altı ayına dair yaptıkları görüşmelerle hazırladıkları 40 sayfalık bir rapor var. Raporda sorunlardan bahsediliyor, çözümlerden de bahsediliyor. İlgilenen vekiller hem Özgürlük İçin Hukukçular Derneğinden hem de bizden bu rapora ulaşabilirler. Bu rapor için, bu raporun hazırlanması için Akhisar T Tipi Kapalı Hapishanesi, Balıkesir L Tipi Kapalı Hapishanesi, Bodrum S Tipi Kapalı Hapishanesi -ki kuyudur-Buca Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi -kuyudur- Burhaniye T Tipi Kapalı Hapishanesi, İzmir Kadın kapalı Hapishanesi -Şakran diye bilinir- İzmir 1 No.lu T Tipi Kapalı Hapishanesi, İzmir 2 No.lu T Tipi Kapalı Hapishanesi, İzmir 3 No.lu T Tipi Kapalı Hapishanesi, İzmir 4 No.lu T Tipi Kapalı Hapishanesi, İzmir 1 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi, İzmir 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi, Manisa T Tipi Kapalı Hapishanesi, Menemen R Tipi Kapalı Hapishanesinde görüşmeler gerçekleştirdi Özgürlük İçin Hukukçular Derneği ve bu görüşmeleri sadece mahpuslarla yapmadı; ailelerle de görüştü, yakınlarıyla da görüştü, görüşçülerle görüştü ve bu hapishanelerden birinden de gelen bir mektubu kamuoyuyla da paylaştılar. Bu, İzmir 2 No.lu F Tipi Hapishanesinden gelen bir mektup, haberlere de konu oldu, Mezopotamya Ajansından ilgili habere ulaşabilirsiniz. Bu mektup da keyfî cezaların nasıl uygulandığını gösteriyor. Her yere yerleştirilen kameralarla nasıl uydurma disiplin cezaları verildiği, nasıl infazların yakıldığı, nasıl tecrit içinde tecrit uygulandığı açık bir şekilde ifade ediliyor. Bu mektubu da okumanızı tavsiye ederim. Ben bir kısmını okuyacağım: "Son bir ayda havalandırmadaki kameralardan dolayı pek çok arkadaşımıza hukuksuzca sorunlu hücre cezası verilerek, soruşturmalar açılarak zamana yaydırılmış, planlanmış bir şekilde hafta hafta cezalar verilerek sindirme, baskı kurma, korkutma amaçlanmaktadır. Şu anda birkaç arkadaşımızın hücre cezası onandı, bazıları infaz hâkimliği sürecinde ve yenileri açılmaya devam ediyor." deniliyor. Böylelikle de idare gözlem kurullarının vereceği kimi kararlar da engellenmiş oluyor çünkü biliyorsunuz, disiplin süreci devam eden mahpuslara ilişkin idari gözlem kurulları kararlarını olumsuz yönde kullanıyorlar ve hak kayıpları yaşanıyor. Daha doğrusu "hak kaybı" demeyelim buna "gasbı" diyelim. Hapishanelerde keyfî uygulamalar yoğun olarak yaşanıyor. Örneğin, kaç kitap bulunduracağınız, mektuplarınıza ne yazacağınız... Size gelen fotoğraflar aile üyeleriniz değilse fotoğraflardaki manzara resimleri dahi suç teşkil ettiği iddiasıyla verilmiyor. Kitap sınırlarından bahsetmiştik. Televizyonlar sınırlandırılıyor, gazeteler, dergiler verilmiyor. Kimi gazeteler verilirken hapishanelerle ilgili haberler olduğu için kesilerek veriliyor, bazen hiç verilmiyor ya da örneğin, Silivri'de -şimdiki adıyla Marmara 6 No.lu'da- koğuşa konulan kameraya karşı mücadele ettikleri için Cem Dursun, Taceddin Erol Şahin, Hasan Basri Yıldız, Cemil Kurt, Emircan Yazı hücrelere kapatılıyorlar ve bu nedenle de yüz günü aşkın süredir açlık grevindeler; temel haklarını savundukları için, özel alanlarda kamera istemedikleri için ya da Şakran Kadında kimlik kartı dayatmasıyla yönetmelikte olmayan bir şekilde hücreden çıkarılmadığı için Güzin Tolga bir aydır açlık grevinde. Yine, aynı Şakran Kadında koğuştan çıkarılmayan Zuhal Sürücü açlık grevine başlama niyetinde fakat kendisinin sağlık koşulları bunun için uygun değil. Yine, İzmir'de F Tipinde Mehmet Sait Yıldırım İmralı Adası'nda sadece on gün kaldığı için ağır kalp rahatsızlıklarına "Tek başına kalamaz, hapishanede kalamaz." raporlarına rağmen de bu raporlar değiştirilerek tek başına hücrede tutuluyor. Ayrıca "Bu hapishanelerden dilekçelerin ilgili kuruma gidip gitmediğine dair bilgi alamıyoruz, hapishaneden bile çıktığından emin değiliz. Bakanlıklara, derneklere, vekillere yolladığımız mektuplar ulaşıyor mu, bilmiyoruz." diyorlar. Kurs ve atölyeler açılmıyor, açıldığında tek başına çıkmak zorunda bırakılan ağırlaştırılmış mahpuslar var. Ağırlaştırılmış mahpuslar genelde hücreden dahi çıkarılmıyor, sohbet hakları engelleniyor, tecrit üzerine tecrit burada da uygulanıyor; üstelik ağırlaştırılmış mahpuslar kuyu tiplerinde daha derin bir tecride zorlanıyorlar. Çıplak arama ve ağız içi arama dayatması nedeniyle hastaneye bile götürülmüyor mahpuslar. Revire çıkmak bir işkence sürecine dönüşüyor, revir sonrası hastaneye sevkler yapılmıyor, parasını verdikleri ilaçlarını almalarına izin verilmiyor. Hastanede kelepçe üstüne kelepçe takılarak muayene edilmeye çalışılıyor. Jandarma muayene odasından çıkmıyor, hakaret edilerek muayene ediliyorlar. Gardiyanların onur kırıcı hareketlerine maruz bırakılıyorlar ve bunları anlatmak istedikleri mektuplar en az 125 lira, en az.
Bu arada bunu da belirtmek isterim. Mahpusların posta giderlerine dair de düzenleme yapılmak zorundadır. Açık görüşlerde Şakran'da ailenize sarıldıysanız soruşturma yiyebilir ve hücre yatırabilirsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
BURCUGÜL ÇUBUK (Devamla) - Teşekkür ederim.
Bu rapor oldukça uzun bir rapor, tek tek açıkçası bu raporun içinden belli başlıkları anlatmaya çalışmak bile bir insanı oldukça yoruyor, üzüyor çünkü psikolojik bir yükü var. Şu raporu okumanızı, bu raporu gündem yapmanızı bekliyoruz, en azından bazılarınızdan. Bu raporu önümüzdeki hafta içi grubu bulunan partilerin Grup Başkanlıklarına da ileteceğiz. Bu raporda sadece bir kısmı yer alıyor, burada görüşülen mahpusların çoğu siyasi mahpuslar. Adli mahpusların siyasi mahpusların tersine bir örgütlülükleri, siyasal bilinçleri olmamasının bedelini çok daha ağır ödediklerini, çok daha kötü koşullarda tutulduklarını hatırlatmak istiyorum. Bizler hapishanelerde işkenceye, tecride, hak gasplarına karşı mücadele etmeye ve bu sesi duyurmaya devam edeceğiz. Sadece belli bir süreyi içeren bir raporun 40 sayfa tutmuş olmasının vebali bizim değil ama çözümü bizim olacaktır.
Teşekkürler. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)