GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:123
Tarih:08.08.2026

CHP GRUBU ADINA TAHSİN BECAN (Yalova) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün görüşmekte olduğumuz kanun teklifi şehit yakınlarımıza ve gazilerimize yönelik bazı haklarda iyileştirmeler içeriyor. Elbette bu düzenlemelerin tamamına karşı çıkacak değiliz. Şehit ailelerimizin ve gazilerimizin yaşamını kolaylaştıracak her adımı desteklemek bu Meclisin ortak sorumluluğudur ancak burada asıl sorulması gereken soru da şudur: Bu teklif gerçekten yıllardır biriken adaletsizlikleri ortadan kaldırıyor mu? Şehit yakınları ile gazilerimizin tamamını kapsıyor mu? Bu teklif "Devlet vefa borcunu ödüyor." diyebileceğimiz bir düzenleme mi? Ne yazık ki cevabı da "Hayır." Çünkü bugün önümüzde duran teklif, yıllardır parça parça çıkarılan düzenlemelerin bir yenisidir. Sorunların özüne inmeyen, hak sahipleri arasında ayrımı sürdüren, bazı mağduriyetleri giderirken çok daha büyük mağduriyetleri görmezden gelen eksik bir düzenlemedir.

Sayın milletvekilleri, Türkiye'nin dört bir yanından Ankara'ya gelen er ve erbaş gazileri ile şehit aileleri Güvenpark'ta haftalardır hak nöbeti tutuyorlar. Bir siyasi ayrıcalık ya da imtiyaz istemiyorlar; "Biz de bu devlet için can verdik, kan verdik, eşit muamele istiyoruz." diyorlar, "Aynı kurşunu yedik ama farklı muamele görüyoruz." diyorlar, "Aynı mayına bastık ama haklarımız farklı." diyorlar. Bu çığlığı duyamayan bir Meclis milletin vicdanını nasıl temsil edebilir? Şehitlik ve gazilik makamı rütbeye, statüye, görev ünvanına göre de değişmez. Kurşun insanın rütbesine bakmaz. Mayın "Bu, uzman çavuş; bu, sözleşmeli personel; bu, er ve erbaş." diye ayrım yapmaz ama ne yazık ki devletimizin uygulamalarında hâlâ bu ayrımlar devam etmektedir. Bugün aynı operasyonda yaralanan 2 gaziden 1'i farklı haklardan yararlanırken diğeri yıllardır hakkını aramak zorunda kalıyor; işte, Güvenpark'taki isyanın da temel sebebi budur. Gazilerimiz, devlete değil adaletsizliğe isyan ediyor ve bu isyan son derece haklıdır.

Sayın vekillerim, iktidar temsilcileri her fırsatta "Şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi baş tacı yaptık." diyor. Peki, o zaman neden insanlar haftalardır Ankara'nın ortasında hak nöbeti tutuyorlar, neden defalarca Ankara'ya gelmek zorunda kalıyorlar, neden yıllardır verdikleri dilekçelere cevap alamıyorlar, neden her kanun teklifinde acaba bu kez bizi de kapsıyor mu diye umutlanıp sonunda hayal kırıklığı yaşıyorlar? Çünkü yapılan düzenlemeler bütüncül değil parçalıdır. Mesele hak teslim etmek değil günü kurtarmaktır. Mesele sosyal devlet anlayışıyla hareket etmek değil kamuoyunun tepkisini azaltacak sınırlı adımlar atmaktır. Oysa sosyal devlet insanların hakkını almak için çadır kurmasını beklemez. Sosyal devlet gazisini Ankara yollarına düşürmez. Sosyal devlet şehit ailelerini yıllarca dilekçe peşinde koşturmaz. Sosyal devlet kim daha çok ses çıkarırsa onun sorununu çözelim anlayışıyla hareket etmez.

Sayın vekillerim, bugün burada yalnızca kanun maddelerini konuşmuyoruz, devletle vatandaş arasındaki güven ilişkisini konuşuyoruz. Milletin kendisi için canını ortaya koyan insanlara nasıl davranması gerektiğini konuşuyoruz çünkü gazilik bir sosyal yardım konusu değildir, gazilik bir lütuf değildir, gazilik pazarlık konusu hiç değildir; gazilik milletin şerefidir. Hiç kimse bu hakları veriyoruz diye anlatmamalıdır, bu haklar zaten verilmek zorundadır çünkü bu insanlar bu ülke için hayatlarını ortaya koymuşlardır. Kimi kolunu, kimi bacağını kimi gözünü kaybetmiştir, kimi de ömrü boyunca taşıyacağı görünmeyen yaralarla yaşamaktadır. Biz bugün onların fedakârlığını maaş hesabına indirgersek hem vicdanı hem tarihi kaybederiz. Bu nedenle, önümüzdeki teklif eksiklikleri giderilmeden vefa yasası olarak sunulamaz. Gerçek vefa hiçbir gaziyi geride bırakmayan, hiçbir şehit ailesini hak aramak zorunda bırakmayan, eşitlik ilkesini esas alan kapsamlı bir düzenlemeyle mümkün olur. İşte, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizim itirazımız da tam olarak budur. Kanun teklifinin maddelerine baktığımızda, bazı mali ve sosyal haklarda iyileştirmeler yapıldığını görüyoruz. Bunlar elbette önemlidir ancak mesele yalnızca bazı ödemelerin artırılması da değildir; mesele, yıllardır süren hak eşitsizliklerini ortadan kaldıracak cesareti gösterebilmektedir. Çünkü bugün karşımızda duran tablo parçalı düzenlemelerle çözülemeyecek kadar da büyüktür. Bugün Türkiye'de gaziler arasında farklı statüler oluşturulmuştur. Aynı çatışmada yaralanan, aynı operasyona katılan insanlar görev ünvanlarına, hizmet sınıflarına ya da yaralanma şekillerine göre farklı haklara sahip olabilmektedir; oysa gazilik makamı bölünemez, gazi gazidir.

En büyük itirazdan biri de er ve erbaş gazilerimizin yaşadığı mağduriyetlerdir. Bu insanlar vatani görevlerini yaparken yaralandılar, uzuvlarını kaybettiler, sağlıklarını kaybettiler. Aradan yıllar geçti ama hâlâ "Biz de bu ülkenin gazisiyiz." demek zorunda bırakılıyorlar. Güvenpark'ta toplanan gazilerimizin ortak talebi çok nettir: Haklarımız oranında ayırım yapılmasın. Bu talep ne siyasidir ne de ideolojiktir; bu talep, Anayasa’nın eşitlik ilkesine dayanan haklı bir taleptir.

Sayın vekillerim, şunu açıkça ifade etmek isterim ki şehit yakınlarımız ve gazilerimiz kendilerine reva görülen buçuklu katsayısı uygulamasını hiçbir şekilde kabul etmemektedir. Çünkü, mesele yalnızca maaş artışının oranı değildir; mesele, adaletin, eşitliğin ve devletin kendi kahramanlarına gösterdiği vefanın ölçüsüdür. Daha da vahimi, bu kanun teklifi hazırlanırken asıl söz hakkı olması gereken gazilerimiz ve şehit ailelerimiz sürecin dışına atılmıştır. Haftalardır Ankara'da, Meclis yanı başında hak nöbeti tutan gazilerimizi komisyon kapılarında beklettiniz. Kendilerini doğrudan ilgilendiren bir kanun teklifinde söz söyleme haklarını âdeta lütufmuş gibi gördünüz ve sadece birkaç dakikalık görüş bildirme süresini yeterli saydınız. Oysa o insanların yıllardır biriktirdiği sorunlar beş dakikaya sığmaz, onların fedakârlığı da yaşadıkları mağduriyet de beş dakikayla geçiştirilemez.

Gazilerimizin yaşadığı sorunlar yalnızca maaş ya da tazminat meselesi değildir; istihdam sorunudur, sağlığa erişim sorunudur, psikolojik destek sorunudur, rehabilitasyon sorunudur, engelli erişimi sorunudur, sosyal yaşama katılım sorunudur, emeklilik sorunudur, ailelerin geleceği, çocuklarının eğitim sorunudur. Bütün bunlar birbirinden kopuk başlıklar değildir; bunlar sosyal devletin yerine getirmesi gereken temel yükümlülüklerdir ancak ne yazık ki iktidar, kapsamlı bir gazi politikası oluşturmak yerine, birkaç yılda sınırlı düzenlemeler yaparak sorunu yönetmeye çalışmaktadır. Bu anlayış sürdürülebilir değildir.

Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak şuna inanıyoruz: Şehit yakınları ve gaziler arasında hiçbir ayrım yapılmamalıdır. Haklar statüye, göreve, ünvana ya da hizmet sınıfına göre de değişmemelidir. Gazilerimizin tamamı eşitlik ilkesi temelinde sosyal güvenlikten, sağlık hizmetlerinden, istihdam olanaklarından ve ekonomik haklarından aynı ölçüde yararlanmalıdır. Bu sadece hukukun gereği değildir, vicdanın da gereğidir. Bugün bu kürsüden iktidara açık bir çağrıda bulunuyorum: Gelin, bu teklifi gerçekten kapsayıcı hâle getirelim. Gazilerimizin sesini duyun, Güvenpark'taki çadırları değil, o çadırların kurulmasına neden olan adaletsizliği ortadan kaldırın. İnanın ki bunu yaptığımız gün yalnızca şehit yakınları ve gazilerimizin değil, 86 milyon vatandaşımızın vicdanında da çok önemli bir adım atmış olacaksınız. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin hakkını hiçbir ayrım gözetmeden savunmaya devam edeceğiz. Gelin, bu konuda siyasi ayrımları bir kenara bırakalım, şehit yakınlarımızı ve gazilerimizi eksik bırakacak değil, hak ettikleri değeri teslim edecek bir iradeyi hep birlikte ortaya koyalım. Bugün burada görev yapan tüm vekiller "Şehit ve gazi yakınlarının dertleri kırmızı çizgimizdir." diyor ve bu kanunun siyasetüstü bir kavram olduğunu söylüyorlar ama konuşmaya gelince sözde değil, özde yine çoğunluk olan Cumhur İttifakı olarak sayı üstünlüğünüzle muhalefetin şehit yakınları ve gazilerin yararına olan tüm önerilerine ret verdiniz. Bu reddin sebebi bütçe darlığı ise bu daha büyük bir ayıptır, devletin bütçesinden minicik bir payla şehit yakınlarına, gazilere ve hatta engelli vatandaşlara çok özel bir bütçe ayırabilir ve işte o zaman bu konunun hepimizin kırmızı çizgisi olduğuna da inanırız. Unutmayın ki tarih, milletimiz bu Meclisi verdiği kararla hatırlayacaktır.

Sözlerimi Mustafa Kemal Atatürk'ün gaziler hakkında söylediği bir sözle bitirmek istiyorum. "Efendiler, bu kurtuluş gününü size tebrik ederken bu dağlarda, bu ovalarda kanlarını döken muhterem şehitlerimizi ve vatanları için, milletleri için mihnet ve meşakkat bilmeyen kahraman gazilerimizi hürmet ve tazimle yâd ederim."

Saygılar sunuyorum.(CHP sıralarından alkışlar)