| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 123 |
| Tarih: | 08.08.2026 |
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çocuk kanununu görüşüyoruz, kanunun sonuna geldik ama özet olarak şunu söylemek isterim: Devlet taraf değildir, olmamalıdır. Burada belli olaylardan yola çıkarak sadece suçlayıcı, ceza veren taraf değil her tarafı düşünen, empati yapan konumda olmalıdır. Maddede koordinasyonun kendine hayrı olmayan, personelini ezen, sömüren Aile Bakanlığına verilmesi doğrudur. Burada öncelikli görev çocuğun suça iten sebeplerin ortadan kaldırılmasıdır ki bunlardan biri de huzurlu aile ortamına sahip olmasıdır.
Bundan bahsederken deprem bölgesi Hatay'daki durumu arz etmek isterim. Değerli milletvekilleri, 27 Aralık 2025 günü Hatay için talihsiz bir gündür. Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Hükûmet yetkilileri Hatay'a geldiler, orada...
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Başkanım...
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Başkanım, bana mı size mi seslendi Özlem Hanım?
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Yok, yok, hayır.
BAŞKAN - Yok, yok, bize. Siz devam edin lütfen.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Kusura bakmayın.
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Estağfurullah.
20 Aralık 2025 tarihi Hatay için talihsiz bir gün. O gün Sayın Cumhurbaşkanı bakanlarla birlikte Hatay'a geldi "Bugün 455 bin anahtar teslim ediyoruz." dedi; kuralar çekildi, isimler kondu ama evler teslim edilmedi. Bu, kamuoyuna algı için yapılan olay kamu kurumlarınca ciddiye alındı, o günden beri her şey normalleşti, toleranslar kaldırıldı, Maliye Bakanlığı ceza yazmaya başladı, bütün kurumlar deprem bölgesine desteğini kesti.
Çok basit bir örnek: Dün Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın Murat Kurum Hatay'daydı. Bir esnafa dendi ki: "Sayın Bakan geliyor, anahtar teslim töreni yapacağız. Gel, senin de törende fotoğrafını çekip anahtar verelim." "Peki, iş yerimi ne zaman teslim alacağım?" dendiğinde "Henüz değil birkaç ay sonra." Alet olmadı, teşhir etmeye zannediyorum gerek yok. Burada iktidardaki arkadaşların bütün olayları fotoğraf çektirmek, algıya oynamak, şov yapmak üzerine gidiyor. Talebimiz, hiç olmazsa tek bir defa Allah rızası için iş yapsınlar, hiç olmazsa deprem bölgesindeki o mağdur insanları sömürmesinler.
Birleşmiş Milletler tespitine, standartlarına göre konteyner kentlerde barınma süresi 12 ile 18 ayla sınırlı. Hatay'da depremin üzerinden tam üç buçuk yıl geçti, depremin başlangıcında 217 bin kişi olan konteynerde barınan insan sayısı şu anda 85 bin; hâlen Hatay'da bu güneşin altında 85 bin kişi konteynerlerde yaşamaya devam ediyor. "Ev teslim ettik." deniyor, ev falan teslim edilmedi. Bıktırma politikası uygulanıyor. "Şu konteyneri kapattık, filan yere taşıyın. Onu kapattık, 3'üncüsüne taşıyın." Bu ne yazık ki doğru bir davranış değil.
Aynı zamanda öncelik verilmesi gereken bir başka husus iş yerleri. Değerli milletvekilleri, bir insanı her yerde barındırabilirsiniz. Pekâlâ geçici olarak Konya'da barınan insan bir yıl daha ama siz iş yerlerini teslim etmezseniz orada hayat normale dönmez. Şu anda Antakya Sanayi Sitesi'nde bir iş yerinin bedeli 44 milyon lira, koca bir servet çünkü o insan depremzede, mağdur, her şeyini kaybetmiş, "Bir an önce dükkân sahibi olayım, mafyanın eline esir düştüm. Yeter ki imzalayayım da ne olursa olsun, alayım." diyeceği için 44 milyon lira bir tane iş yerinin bedeli. Bu gerçekten büyük bir insafsızlıktır. Düşünün ki bundan sonraki süreçte bu insan ne yapacak? Bu dükkânların aidatını mı ödeyecek, teslim aldığı konut aidatını mı ödeyecek, Hazine Bakanlığına vergi cezalarını mı ödeyecek, vergi mi ödeyecek, iş yerini normale mi bindirmeye çalışacak?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Başkanım, uzatma vermiyorsunuz ama Başkan Hanım müdahale etti, isterseniz iki dakika sataşmadan alabilirim veya uzatma alabilirim.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Evet, bir dakika hakkınız var Necmettin Bey. Bir dakika hakkı var Sayın Başkanım, bir dakika hakkı var.
BAŞKAN - Yok, yok, tamamlayın lütfen.
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Dolayısıyla da, evet, suça sürüklenen çocuğu önlemenin yolu huzurlu bir ortam, aile ortamı oluşturmaktır. Bunun için de konutların bir an önce teslim edilmesi, hayatın olağan akışına dönmesi için iş yerlerinin bir an önce teslim edilmesi gerekir. Eğer diyorsanız ki Hatay'dan otobüsler dolusu insanlar şu şehit, gazi yakınları gibi, madenzede işçiler gibi gelsin, eylem yapsın, sesini öyle duyalım, o da mümkün ama lütfen buna mahal vermeyelim, bu insanlara bir an önce sahip çıkalım. Depremzede istismar edilecek bir alan kesinlikle değildir. Hatay'da hâlen insanlar mağdur bir şekilde hayatlarını sürdürüyor. Maliye Bakanlığı, lütfen Hatay'dan elini çek; depremzedeye vergi cezası yazmaktan, başından uzak dur. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar)