GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:123
Tarih:08.08.2026

KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 13'üncü maddeyle, bu teklifle 10'uncu maddeyle getirilen yönlendirme tedbirlerinden uygun görülen bir veya birkaçının denetimli serbestlik yükümlülüğü olarak uygulanması düzenlenmektedir ve bu yüzden 10'uncu maddedeki bu yönlendirme tedbirlerine baktığımızda, gerçekten akla zarar şeyler görmekteyiz. Yirmi saatten üç yüz saate kadar farklı kategorilerde çalışma var örneğin. Üç aydan iki yıla kadar dijital cihazların çeşitli takip yazılımlarıyla -herhâlde yapay zekâdan gene faydalanacaklar- BTK ve Siber Güvenlik Başkanlığının denetimine açılması ve belirli platformlara erişimin engellenmesi, bağımlılık tedavi ve rehabilitasyon programlarını tamamlama gibi düzenlemeler var.

Şimdi, bu düzenlemelere biz baktığımızda, aslında bunların bir koruyuculuk değil cezalandırıcı bir zihniyetle getirildiğini görüyoruz ve zaten, başlı başına, bu yasa teklifinin çocukların cezalandırılması üzerine, o mantık üzerine kurulduğunu görüyoruz ve bunun karşısında olduğumuzu bir kere daha ifade etmek isteriz. Özellikle bu çalıştırılma meselesiyle ilgili birkaç şey söylemek isterim ben: Çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılması için mücadele ederken bir bakıyoruz, yine çocuk emeğinin kullanıldığı, çocukların zorla işçileştirildiği bir uygulamayla karşı karşıya kalacağız ve bunu yine, güya çocukları rehabilite etmek için yapacaklar. MESEM'lerde çocuklar katledilirken, bunun önüne geçilemezken bu uygulamayla benzeri sorunların yaşanacağını görebilmemiz gerekiyor.

Bir diğer tedbir olarak ise, kitap okumayı bir ceza olarak ifade etmeleri son derece yanlış. Ben burada çok dile getirilmeyen bir başka boyutunu dile getirmek istiyorum bu kitap okuma meselesinin. Burada hangi eserlerin, kim tarafından, hangi bilimsel ve pedagojik ölçüde seçileceği belli değil. Çocuğun yaşı, ilgisi, ana dili, kültürel kimliği ve okuma becerisi dikkate alınacak mı alınmayacak mı bilmiyoruz; alınmayacağını düşünüyoruz. Kamu otoritesince belirlenen kitapların zorunlu okutulması eğitsel destekten ziyade ideolojik bir terbiye mekanizması olarak kullanılacaktır. Bir bağımlılık tedavisi meselesinin ise bir tedbir değil bunun bir sağlık hakkı olarak tanımlanması gerekir, bir tedbir olarak tanımlanması topyekûn yanlış bir yaklaşımdır. Biz özellikle burada şunu dile getirmek isteriz ki çocukların cezalandırılması değil, çocukların karşı karşıya kaldığı sorunların çözülmesi üzerinden bir mantık geliştirmemiz gerekiyor. Bizim ülkemizde çocukların en büyük sorunu ne diye baktığımızda barınma, beslenme ve yoksulluk sorunlarını görüyoruz. 2025 yılı TÜİK verilerine göre toplam çocuk nüfusunun yüzde 37'ye yakınının yoksulluk ve sosyal dışlanma riski altında yaşadığı bilinmekte ve çocuk yoksulluğu düzeyinin örtülemeyecek seviyede olduğunu görüyoruz. Yoksulluk eşitsizlik ve güvencesizliği artırıyor. Çocukların dörtte 1'i okula aç geliyor. Çocuklara bir öğün daha yemek verelim diye uğraşmak yerine nasıl cezalandırırız bunun üzerine kafa yoruluyor. Yoksulluğun açığa çıkardığı sonuçları ortadan kaldırmak, daha doğrusu yoksulluğu ortadan kaldırmak yerine, çetelerin ortaya çıkışına kafa yormak, bunları ortadan kaldırmak yerine -suça sürüklenen çocuk tanımı bile bana çok itici geliyor açıkçası- çocukların cezalandırılması mantığı üzerinden bir yaklaşım var.

Çeteleşmenin boyutlarını geçtiğimiz hafta burada gündem yapmıştım ve çeteleşmeye şöyle bakılıyor: Ortada uyuşturucu baronları geziyor ama siz içicileri topluyorsunuz, çok güzel magazinel bir gündem oluyor çünkü sizin için başka şeyleri örtmek için. Biz eskiden derdik ki ya, torbacıları topluyorsunuz, niye baronları toplamıyorsunuz? Şimdi torbacıları bile toplamıyorsunuz, içicilerle uğraşıyorsunuz, çocuklarla uğraşıyorsunuz. Bu maddede öngörülen düzenleme topyekûn pek çok sorunu açığa çıkarmaktadır. Yoksulluk nedeniyle çocuklara ceza ve denetim değil, kamusal, koruyucu ve ekonomik destek verilmesi gerekir. Bu düzenleme çocuğun üstün yararını değil, devletin güvenlikçi bürokrasisini korumaktadır. Kapitalist sistemin çarpıklığını örtmekte, iktidarın zenginden yana olan tutumunu desteklemektedir. Çocukların yargı mekanizmasıyla temasını azaltacak olan şey, daha fazla denetim ya da ceza değil nitelikli eğitim, sosyal hizmet, psikososyal destek, yoksullukla mücadele, ayrımcılığın önlenmesi ve çocukların kamusal yaşama eşit biçimde katılımının güvence altına alınmasıdır; ancak bu şekilde sorunları çözebiliriz diyorum.

Teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)