GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:122
Tarih:07.08.2026

DENİZ YÜCEL (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çocuk Koruma Kanunu'nun ikinci bölümü üzerine şahsım adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bu ülkede aklınıza gelen iyi ya da kötü olayların tamamı politiktir, dolayısıyla çocuk cinayetleri de politiktir. Yirmi beş yıldır bu ülkeyi yöneten AKP'nin politik tercihlerinin bir sonucu olarak onlarca çocuğumuz akranları tarafından şiddete uğruyor, hayatlarını kaybediyor. 15 yaşındaki Ahmet Minguzi bir sokak pazarında yine 15 yaşında bir çocuk tarafından kalbinden defalarca bıçaklanarak katledildi. Bugün 15 yaşındaki bir çocuğun elinde bıçak görüyoruz. Peki, o bıçağı eline alana kadar görmediğimiz yılları ne yapacağız? "Aile "okul" "sosyal çevre" "ekonomik koşullar" "dijital ortamlar" ve "sosyal medya" diyerek gerekçelendirmek ne yazık ki Ahmet Minguzi'yi geri getirmiyor, daha fazla hapis cezası da geri getirmiyor. Bir önceki Adalet Bakanı Sayın Yılmaz Tunç güzel bir şey söylemişti "Asıl suçlu olan suça sürükleyen nedenlerdir." demişti. Bu kanun daha önce çıkmış olsaydı 16 yaşında "Yan baktın." diye bıçaklanan Atlas Çağlayan'ı, kaykay malzemesi almaya giden 15 yaşındaki Ahmet Minguzi'yi yaşatacak mıydı? Bu yasa yüreğimizi dağlayan geçmişteki diğer çocuk cinayetlerini önleyebilecek miydi? Çünkü çocukların eline bıçak geçtikten sonra cezayı artırmak onları o bıçağın karşısına çıkaran düzeni değiştirmiyor. Bizim sormamız gereken "Kaç yıl hapis cezası vereceğiz?" değil, "Bu çocukların eline o bıçaklar ulaşmadan neden müdahale etmedik?" sorusudur. Ahmet'i de Atlası da adını sayamadığımız diğer çocuklarımızı da geri getiremeyiz ama onların ölümünü yalnızca daha ağır cezaların gerekçesi hâline getirirsek yarın başka bir çocuğumuzun adını da bu kürsüde anmak zorunda kalırız.

Suça sürüklenen çocukların sürüklenme evresine müdahil olmazsanız, çocukları kullanan örgütleri çökertmezseniz, kısacası, çocuğun suça sürüklenmesine mahal vermeyecek, hukuka dayalı refah içerisinde bir toplumsal düzeni tesis etmezseniz çocukları koruyamazsınız ancak böyle eksik düzenlemelerle günü kurtardığınızı zannedersiniz.

Şimdi sizlere soruyorum: Neden sürekli düzeltilmeye muhtaç yasalar yapılıyor? Mesela, Mecliste tam da bu konuyu doğrudan doğruya ilgilendiren Meclis araştırma komisyonları kuruldu, bir komisyon raporunu hazırladı, Kahramanmaraş'ta ve Şanlıurfa'da yaşanan olayları inceleyen komisyon çalışmalarına devam ediyor. Peki, böyle parça parça, yarım yarım işler yapılacağına neden bütünlüklü bir çocuk koruma yasası hazırlanması düşünülmüyor, alelacele bu yasayı geçirmeye çalışıyorsunuz?

Değerli arkadaşlar, eğitimden sağlığa, ekonomiden kültüre toplumda kutuplaşmanın her geçen gün daha da arttığı bir ülkede şiddeti bir çözüm olarak gören çocuğun sosyoekonomik koşullarını değiştirmediğiniz sürece, çocuğu suça sürükleyen nedenleri ortadan kaldırmadığınız sürece hepimizi kahreden çocuk cinayetleri ve çocuk suçları devam edecektir. Kindar nesil söyleminin üzerine yapıştığı bir iktidar bu sorunu hiç ama hiç çözemez çünkü bugün yaşadığımız sorunun temeli AKP iktidarının çocukları bile ötekileştirmekten çekinmeyen sakat anlayışıdır. Oysa, sosyal devlet doğduğu andan itibaren çocuğu koruyan, ona herkesle eşit koşullarda yaşam hakkı sağlayan devlettir. Siz sosyal devlet kavramının da içini boşalttığınız için bugün çocuklar çok küçük yaşta yoksullukla ve yoksunlukla mücadele etmek zorunda.

Değerli milletvekilleri, bir çocuk için tehlike çanları çok küçük yaşta çalarken uyuyan, kulağının üzerine yatan iktidar bugün yaşananlardan sorumludur. Pek çok ülke aynı amaca hizmet eden yani çocuğu korumayı hedefleyen yöntemlerle çocuk suçluluğunu engellemeyi başarmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

DENİZ YÜCEL (Devamla) - Mesela, ne yapmışlardır? Doğduğu andan itibaren çocuğun sadece ekonomik koşullarını değil sosyal koşullarını da takip etmişlerdir. Aksayan her noktada devreye giren bir sistem kurmuşlardır. Bu konuda yapılan sayısız çalışmayla hayat karşısında seçeneksiz bırakılan çocukların suç ve yasaklı madde kullanımına eğiliminin daha fazla olduğunu tespit etmişlerdir. O zaman da sosyal devletin şefkatli elini devreye sokmuşlardır. Yoksulluğun en dramatik hâllerini gördüğümüz ülkemizde üstünkörü bir yaklaşımla çocukları koruyamazsınız. İktidar bu nedenleri ortadan kaldırmadıkça, yoksulluğun, yoksulluğun, şiddetin pençesinde bir toplum yarattıkça, vatandaşın hukuka olan inancı her geçen gün biraz daha azaldıkça çocuklar tehlikede olmaya devam edecektir. Çocuğu korumak cezaları artırmakla değil çocuğu suça sürükleyen sebepleri tespit etmek ve ortadan kaldırmakla mümkündür.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)