| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 122 |
| Tarih: | 07.08.2026 |
MHP GRUBU ADINA NACİ ŞANLITÜRK (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen yüce Türk milletini saygılarımla selamlıyorum.
Son yıllarda 18 yaş altında çocuklarımızın yaşlarıyla orantılı olmayan suçlara karışması toplumda bir duyarlılık oluşturmuştur. Hatta hiçbir sebep yokken sokakta yürüyen Ahmet Minguzzi, Atlas Çağlayan, Hakan Çakır, Fatih Acacı gibi masum çocuklarımıza karşı işlenen cinayetler toplumda infialle karşılanmıştır. TÜİK verilerine göre 2024 yılında 612 bin çocuğumuz adli işlem görmüştür, 2025 yılında ise bu rakamlar çok az azalarak 610 bin civarına gerilemiştir. Son on yılın verilerine baktığımızda çocukların suça karışma oranı yüzde 234 artmıştır. Son iki yılın verilerine bakıldığında her yıl ortalama 200 bin çocuğa suç işlediği için işlem yapılmıştır. Tablonun vahameti ortadadır. Bu manada Türkiye Büyük Millet Meclisinde tüm partilerimizin ortak önergesiyle çocukların suça sürüklenmesine yol açan nedenlerin araştırılması amacıyla benim de üyesi olduğum bir Araştırma Komisyonu kurulmuştur. Komisyonumuz yaklaşık beş aylık çalışmasını tamamlamış, konuyla ilgili başta ilgili Bakanlıklarımız olmak üzere toplumun farklı kesimlerinden uzman görüşleri alınarak rapor oluşturulmuş, önerilerimiz ortaya koyulmuştur. Bu çalışmada emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Adalet Komisyonumuzdan gelen bu teklifle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddelerinde değişiklik yapılarak 18 yaş altında suç işleyen çocuklar için öngörülen ceza indirimleri gözden geçirilerek yeniden değerlendirilmiş, hapis cezalarının alt ve üst sınırları kademeli bir şekilde artırılmıştır. Süreli hapis cezaları bakımından her bir fiil için verilecek hapis cezasına ilişkin sınırlar yükseltilmiştir. Toplumdaki cezasızlık algısını yıkmak adına yapılan bu değişiklikler yerinde olmuştur. Ağır suçlar işleyen çocukların büyük kısmı 15 ila 18 yaş arasındaki çocuklardan oluşmaktadır. Mevcut ceza yasalarımızda 18 yaş altındaki çocuklara suçun tekerrürü hâlinde tekerrür hükümleri uygulanmamaktadır. Toplumda âdeta suç makinasına dönen, ellerindeki bıçaklarla guruplar hâlinde kendilerine bir kurban arayan masum insanlarımızı ve çocuklarımızı katledenlere sırf yaşları 18'den küçük diye müsamaha gösteremeyiz. Birden çok suç işlenmesine rağmen âdeta ödüllendirircesine tek bir suçtan ceza veremeyiz. Kim ne kadar suç işliyorsa işlediği bu suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmalıdır. Kendi tabirleriyle fiyaka yapmak için, nam yapmak için, isim yapmak için, kendilerini organize suç şebekelerine göstermek için hiçbir sebep yokken masum çocuklarımızın ve insanlarımızın sokak ortasında öldürülmesine göz yumamayız, çanak tutamayız. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin dediği gibi, eğer bir kişi öldürme iradesini ayırt edebiliyorsa 18 yaşın altında bile olsa büyüklerle aynı yasalarla yargılanmalı, aynı cezaları almalıdır. Aksi takdirde, toplumdaki adalet algısını sağlayamayız, refah ve huzuru tesis edemeyiz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yapılan çalışmaların neticesinde görüldü ki, çocuklarımızın suça sürüklenmesi toplumumuzdaki bozulmanın yalnızca bir boyutunu ortaya koymaktadır. Özellikle, 28 Şubat sürecinden sonra zorunlu eğitim süresinin 12 yıla çıkarılması, köy okullarının kapatılması, nüfusun kırsaldan kente göç etmesi, son yıllardaki dijitalleşme, sosyal medya kullanımı, televizyonlarda yayınlanan sabah programları ve diziler, yasaklı madde kullanan yozlaşmış özel hayatlarıyla sözde sanatçıların basında ve televizyon ekranlarında gençlerimize rol model olarak sunulması gibi sayacağımız daha birçok nedenle bizi biz yapan değerlerden uzaklaşılmıştır. Toplumumuz bozulmakta, gençlerimiz zehirlenmektedir. Avrupa Birliğine uyum yasaları çerçevesinde çıkarmış olduğumuz bizim kültürümüzle uzaktan yakından ilgisi olmayan yasalar bu süreci körüklemiştir. Güçlü ailelerin yani anne-baba beraber yaşayan huzurlu ailelerin çocuklarının suça karışma oranı çok çok düşüktür. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin de sık sık dile getirdiği gibi Türk devlet felsefesinde güçlü ve sağlam bir devlet yapısı onun çekirdeğini meydana getiren ailenin gücüyle, sağlamlığıyla doğru orantılıdır. Türk düşüncesinde aile devletin en küçük örneğidir ve aynı zamanda devlet olmanın da temelini teşkil eder. Aile kurumumuz çok yönlü bir tehdit altındadır. Son yıllarda boşanma oranlarının artması nedeniyle parçalanmış ailelerin çocuklarıyla yeterince ilgilenememesi neticesinde çocukların suça sürüklenme oranları artmıştır. Ailede yaşanan problemlerin adliyeye intikalinde aile reisine çok kolay verilen uzaklaştırma kararları ailedeki otorite figürünü zedelemektedir. Okullardaki öğrencilerimizin rahatlığı, yapılan yerli yersiz şikâyetler neticesinde verilen uyarı ve cezalar öğretmenin saygınlığını ve öğrenci üzerindeki otoritesini ortadan kaldırmaktadır. Öğretmenlere verilen kılık kıyafet, saç sakal serbestliği öğretmenlerimizin öğrenciler gözünde olumlu rol model olmasını ortadan kaldırmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ailede ve yetiştiği çevrede şiddet gören, okulda akran zorbalığı yapan, okuluna devamsızlık yapma gibi nedenlerle kendisini gösteren çocuklarımız Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı tarafından takip edilmeli, hem aileye hem çocuğa sosyoekonomik ve psikolojik destek verilmelidir. Bu çocuklar ifşa edilmeden çocuğun yüksek menfaatleri de göz önünde bulundurularak çocuk büyüdükçe ilgili bakanlıklarımızın oluşturacağı koordinasyon kurulu tarafından takip edilmelidir. Çocuklarımızın ev ve okullar arasında geçirdiği zaman fazladır. Aile ve okulun gözetiminden uzak geçirilen 15 ila 18 saatleri arasında suça karışma oranları yüksektir. İçişleri Bakanlığımızın yapmış olduğu çalışmalarda yeni nesil organize suç örgütü mensuplarının ilk suçlarını 18 yaş altında işlediği görülmektedir. Ailede veya mahallede suçla tanışan çocuk okula geldiğinde yaptığının suç olduğunu bilmeden akran zorbalığı yapmaktadır. Daha sonra spor kulübü taraftarlığı ve tribün liderliğinden sonra kötü niyetli insanların ya da organize suç şebekelerinin ilgisini çekmektedir. Böylelikle organize suç şebekelerinin içerisine girmektedirler. Aslında sürece baktığımızda her şey gözümüzün önünde olmaktadır.
Ailede, mahallede, okulda kendisini gösteren bu çocuklar takip altına alınmalıdır. Aile ve Sosyal Hizmetler, Millî Eğitim, İçişleri ve Adalet Bakanlığının kuracağı bir koordinasyon kurulu neticesinde bu tür çocukların suça sürüklenmesi minimize edilebilir.
Bir şekilde adli süreçle tanışan çocukların cezaevine düştükten sonra ıslah olmak yerine dışarı çıkınca tekrar suça karışma ve cezaevine dönme oranları artmaktadır. Cezaevinde çocukların ıslahına dönük eğitim ve meslek edindirme çalışmaları yapılmalıdır.
Çocuklarımızın suça sürüklenmesinde çevresel faktörler de önemli bir etkendir. Yerel yönetimlerimizin şehirleri planlarken ailelerimizin yaşadığı konut alanlarının içerisine çocukların yetişmesini olumsuz yönde etkileyecek işletmelere ruhsat verilmemelidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; toplumu toparlamanın birinci yolu aile kurumunu güçlendirmekten geçmektedir. Aileyi güçlendirmenin de birinci yolu ayakları altına cennet vadedilen annelerimizi ve anne adayı kadınlarımızı güçlendirmekten geçmektedir.
Bu manada, Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin talimatlarıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bizim de ilk imzacısı olduğumuz bir kanun teklifi verdik. Hiçbir sosyal güvencesi olmayan yeni evlenen anne adayı kadınlarımızın sosyal güvenlik primi evlendiği günden başlamak üzere devlet tarafından ödenmeli ve gelin kızımıza asgari ücretin dörtte 1'i kadar bir cep harçlığı bağlanmalıdır. 3 çocuğa kadar her çocukta asgari ücretin dörtte 1'i kadar maaş verilmelidir yani üç çocuklu bir anneye hem SGK primi devlet tarafından ödenmeli hem de 1 asgari ücret maaş bağlanmalıdır. Böylece evde çocuklarını büyüten annelerimize emeklilik yolu da açılmış olacaktır. Aynı zamanda, son yıllarda iyice gerileyen nüfus artış hızımızın artmasına vesile olunacaktır. Çalışan kadınlarımız için çocuğu 4 yaşına gelene kadar anne ile çocuğun arasına giren ne kadar olumsuz koşul varsa ortadan kaldırmalıyız. 100 ve daha üzeri personel çalıştıran işyerlerimizde kreş açma zorunluluğu getirmeliyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
NACİ ŞANLITÜRK (Devamla) - Çocuklu ailelere mama yardımı, bez yardımı gibi çeşitli destekler vermeliyiz. Bunun yanı sıra, aileyi güçlendirecek farklı önlemler de alınarak yıllardır tarihin süzgecinden geçerek büyüklerimizden aldığımız Türk kültürünün gelecek nesillere aktarımı sağlanmış olacak, daha sağlıklı ve güçlü nesiller yetiştirmenin önü açılacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak bu kanun teklifini desteklediğimizi, olumlu yönde oy vereceğimizi beyan ediyorum.
Genel Kurula ve ekranları başında bizleri izleyen tüm vatandaşlarımıza saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)