| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 122 |
| Tarih: | 07.08.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA ŞENOL SUNAT (Manisa) - Sayın milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin ikinci bölümü üzerinde söz aldım. Gazi Meclisi saygıyla selamlarım.
Sayın milletvekilleri, binlerce çocuk aynı anda çetelere, uyuşturucuya, silaha ve suç ekonomisine sürükleniyorsa artık yalnızca çocukların suçunu değil yirmi beş yıldır bu devleti yönetenlerin politikalarını sorgulamak zorundayız. Bu gençler ve çocuklar AK PARTİ iktidarında doğup bu iktidarda büyüdüler. Ortaya çıkan bu vahim sonuçlar yirmi beş yıldır yaptıklarınızın aynasıdır. Adalet Bakanlığının verilerine göre 2025 yılında suça sürüklenen çocuk sayısı 186.256, cumhuriyet başsavcılıklarında işlem gören dosya sayısı 435.469, çocukların karıştığı suç sayısı ise 683.823. İçişleri Bakanlığı raporlarında 2025'te 478 çocuğun cinayet olaylarına karıştığı belirlendi. Her 100 kasten öldürme olayının 15'inde failler maalesef çocuk. Üstelik, çocuklarımızı içine çeken bu suç düzeni mahallede türemiş birkaç çeteden de ibaret değil. Uyuşturucunun uluslararası sevkiyatından şehirlerdeki dağıtımına kadar uzanan büyük bir suç ekonomisinin sonucudur. PKK terör örgütü, aynı zamanda yıllardır uyuşturucu ticaretinden gelir sağlayan ve bu suç ekonomisini besleyen bir narkoterör örgütüdür. Terörün finansmanına göz yuman her zafiyet uyuşturucu baronlarının kasasını, onların kasası da evlatlarımızın kaybını artırmaktadır. Şimdi, o ekonominin militanlarını hem de binlercesini teröristlere af yasasıyla maşallah çıkarıyorsunuz, sokaklara salacaksınız. Bir yandan "Çocuklarımız uyuşturucudan kurtaracağız." diyeceksiniz, diğer yandan, terör örgütüne siyasi meşruiyet kazandıracaksınız. Teröre, narkoteröre ve çocuklarımızın geleceğini karartan suç düzenine taviz vererek adalet sağlayamazsınız. Sayın milletvekilleri, çocuğu suçtan uzak tutacak aile politikalarını oluşturmadan, okulu güçlendirmeden, sosyal hizmet kapasitesini artırmadan, yoksullukla mücadele etmeden, bağımlılıkla mücadeleyi etkin hâle getirmeden, yalnızca kanun maddeleri yazarak çocuklarımızı koruyamayız.
Özellikle, ikinci bölümde düzeltilmesi için birçok önerge verdik maddeler için. Bazı maddelerden bahsedeceğim. Teklifin 12'nci maddesiyle çocuk hakkında kamu davası açılması hâlinde durumun Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığına bildirilmesi öngörülmektedir ancak çocuk koruma sistemi bildirim esasına değil koordinasyon esasına dayanmak zorundadır. Bir kamu davasının açılmış olması devlete harekete geçme yükümlülüğü de doğurmaktadır ancak bu maddede hangi kurumun hangi süre içerisinde hangi tedbirleri alacağı düzenlenmemektedir. Dolayısıyla düzenleme, idare hukukunda beklenen belirlilik ve idarenin sorumluluğu ilkelerini tam anlamıyla karşılamamaktadır.
Bir başka önemli eksiklik ise çocuk koruma sisteminin yalnızca iki bakanlıkla sınırlandırılmış olmasıdır. Bugün suça sürüklenen çocukların önemli bir bölümünde travma, bağımlılık, ruh sağlığı sorunları, davranış bozuklukları, öfke kontrolü problemleri bulunduğu bilimsel çalışmalarla ortaya konulmaktadır. Bu nedenle, Sağlık Bakanlığının sürecin dışında bırakılması ciddi bir eksikliktir. Aynı şekilde, çocukların yeniden topluma kazandırılmasında sporun, sanatın ve sosyal faaliyetlerin rehabilite edici etkisi artık tartışmasızdır. Buna rağmen, Gençlik ve Spor Bakanlığının hiçbir şekilde sistem içerisinde yer almaması da önemli bir boşluk oluşturmaktadır.
13'üncü maddeye baktığımızda, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarında yönlendirme tedbirlerini düzenlemektedir bu madde. Çocuk odaklı onarıcı adalet anlayışını tabii ki destekliyoruz ancak ölçütler belirsiz bırakılırsa aynı olayda farklı mahkemeler farklı uygulamalar yapacaktır. Adaletin en önemli şartlarından biri öngörülebilir olmaktır.
14'üncü madde çocuk adalet sisteminin en önemli güvencelerinden birini zayıflatmaktadır. Sosyal inceleme raporu mahkemenin ceza tayin etmesi için hazırlanmış sıradan bir belge değildir; bu rapor çocuğun aile yapısını, eğitim hayatını, psikolojik durumunu, sosyal çevresini ve suça sürüklenmesine neden olan risk faktörlerini ortaya koyan bilimsel bir değerlendirmedir. Teklif ise 15 yaşını doldurmuş çocuklar bakımından bu raporun alınmasını zorunluluktan çıkarmaktadır. Peki, hangi objektif ölçüte göre? Kanun teklifinde bunun cevabı yoktur. "Gerekçesi yazılır." denilmektedir. Oysa, hukuk devletinde gerekçe belirliliğin yerine geçemez, belirlilik kanunda olur, gerekçe ise o kanunun uygulanmasını açıklar. Bu düzenleme, aynı hukuki durumda bulunan çocuklar hakkında farklı uygulamalara yol açabilecek geniş bir takdir alanı oluşturmaktadır. 15'inci madde koruyucu ve destekleyici tedbirlerle kolluk desteğini ve tedbire uymayan bakım sorumluluklarına tazyik hapsini düzenlemektedir. Elbette tedbir uygulanmalıdır ama devlet önce aileyi güçlendirmelidir.
Teklifin 16'ncı maddesiyle çeşitli kanunlarda yer alan "suça sürüklenen çocuk" kavramı yerine "adil süreçteki çocuk" kavramı getirilmektedir. "Suça sürüklenen çocuk" kavramı çocuk ceza adalet sisteminin temel kavramlarından biridir. Bu kavram çocuğu suçlu olarak damgalayan bir anlayışı değil çocuğun içinde bulunduğu sosyal, ekonomik ve çevresel şartların suç davranışı üzerindeki etkisini kabul eden modern çocuk adaleti anlayışını ifade etmektedir. "Adli süreçteki çocuk" ifadesiyle önemli bir hukuki sorun ortaya çıkmaktadır çünkü "adli süreçteki çocuk" kavramının kanunda herhangi bir tanımı yapılmamaktadır, bu kavramın kapsamı belirlenmemektedir. Hangi çocukları kapsadığı da açık değildir. Bir çocuk mağdur olarak, tanık olarak, koruma tedbirine konu olarak, velayet davasında taraf olarak ya da ceza soruşturmasında şüpheli sıfatıyla adli süreç içerisinde bulunabilir. O hâlde, "adli süreçteki çocuk" denildiğinde bunların hangisi kastedilmektedir? Kanun bu sorunun cevabını vermemektedir. Teklif gerekçesinde çocukların damgalanmasının önlenmesinin amaçlandığı ifade edilmektedir. Bu amaç elbette değerlidir ancak çocukların damgalanmasını önleyecek olan şey yalnızca kavram değişikliği değildir. Asıl ihtiyaç, eğitime erişimin güçlendirilmesi, psikososyal destek mekanizmalarının yaygınlaştırılması, rehabilitasyon süreçlerinin etkinleştirilmesi ve çocuğun yeniden topluma kazandırılmasını sağlayacak koruyucu sosyal politikaların geliştirilmesidir. Bu yapısal sorunlar çözülmeden yalnızca terminolojinin değiştirilmesi çocuk adalet sistemine somut bir katkı sağlamayacaktır.
Sayın milletvekilleri, bu teklif, bize bir kez daha şunu göstermiştir: Eğer siz çocuğu suça iten sebepleri ortadan kaldırmazsanız ceza kanunlarını ne kadar değiştirirseniz değiştirin, yarın aynı çocukları yeniden mahkeme salonlarında görmeye devam ederiz. İYİ Parti olarak biz hem mağdurun hakkını koruyan hem çocuğun geleceğini koruyan hem aileyi güçlendiren hem de hukuk devletinin belirlilik ilkesinden taviz vermeyen bir çocuk adalet sistemini savunuyoruz.
Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)