| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 122 |
| Tarih: | 07.08.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET KARAMAN (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygı ve muhabbetlerimle selamlıyorum.
Bugün ne yazık ki toplum olarak büyük bir utanç duymamız gereken hayati bir konuyu, en kıymetli varlığımız olan çocuklarımızın korunmasını, yarınlarımızı ve ülkemizin geleceğini doğrudan ilgilendiren kanun teklifini görüşüyoruz. Bugün karşımızda duran tablo, milletin asli unsuru olan aile kurumunun ve masumiyetin simgesi çocukların nasıl bir uçuruma sürüklendiğinin acı resmidir.
Öncelikle siyasi polemikleri bir kenara bırakıp kendimize şu temel soruyu sormamız gerekiyor: Biz bu kanun teklifine neden ihtiyaç duyduk? Sistemimizde ne eksik ki mevcut mekanizmalar çocuklarımızı ve ailelerimizi korumada böylesine yetersiz kalıyor? Bu sorunun cevabını şöyle bulabiliriz: Başkentimizin okulları, sokakları, mahalle aralarını gezelim, küçücük çocukların dilinde ağza alınmayacak küfürlerin, argonun günlük yaşamın normal bir parçası hâline geldiğini dehşetle göreceğiz. Çocuklarımız akran zorbalığıyla ve sahipsizlikle suça sürükleniyor, sokak köşelerinde gasp, yağma ve uyuşturucu batağında nitelikli suçlulara dönüştürülüyor. Teknoloji yeteneği olanlar ise doğru yönlendirilmedikleri için siber mecralarda devlete ve topluma dijital tehdit hâline geliyorlar.
TÜİK verilerine göre 2025'te olaylara karışan mağdur ve suçlu çocukların sayısı tam 610 bin, dile kolay. 270 bin çocuk olaylarda mağdur olarak yer alırken kayıtların yüzde 84'ü suç mağduriyeti, yüzde 16'sı takibi gereken olaylar kapsamında değerlendirilmiş, suça karışan çocuk sayısı 197 bin olarak açıklanmış. Bu çocukların yüzde 42'si yaralama, yüzde 15'i hırsızlık, yüzde 10'u uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma, satma ve satın alma, yüzde 5'i de tehdit suçlarından işlem görmüş. 92 bin çocuk ise sadece bilgisine başvurulmak üzere karakol koridorlarıyla tanışmıştır. Şimdi kalkmış suçu nasıl durdururuz diye önümüze 16 maddelik sığ bir ceza artırımı getiriyorsunuz. Açıkça ve eğip bükmeden ifade edelim, bu tablo sizin eserinizdir. Bu durumun sorumlusu yılları bulan ihmalkârlıklarıyla sizlersiniz. Şimdi tüm bu sorumluluğu ve çöken sistemin ağır faturasını çocuklara yüklemek istiyorsunuz. Arkadaşlar, altmış yıllık millî görüş hareketinin ilk gününden beri haykırdığımız bir hakikat var: Önce ahlak ve maneviyat. Çocuklarımızın okullarda akranlarını silahla katlettiği bir cinnet tablosunda biz ne yazık ki suça teşvik eden asıl unsurları, bataklığın kendini konuşmuyoruz. Toplumsal ahlakın neden bu denli aşındığını, toplumdaki yozlaşmanın, içten çürümenin sebeplerini sorgulamıyoruz; sadece binaları, sınıfları büyütmekle övünüyoruz ancak o binaların içindeki ruhu, insanı ve karakteri inşa etmeyi maalesef unutuyoruz. Yeni nesillere bir ideal veremiyoruz.
Elbette, suç işleyen cezasız kalmamalıdır. Bir gencin hayatı kararmışken, gencecik biri öldürülmüşken failin elini kolunu sallayarak gezmesini biz de asla kabul etmiyoruz, vicdanımız buna elvermiyor ama soruyoruz size: TBMM bünyesinde aylarca titizlikle çalışan suça sürüklenen çocuklarla ilgili araştırma Komisyonunun 790 sayfalık raporu çıktı. Soruyorum size, aylar süren bu emekten sonra 790 sayfadan çıkara çıkara yalnızca çocukların yaş haddinin düşürülmesi ve cezaların artırılması sonucunu mu çıkardınız, sizin vizyonunuz bu mu arkadaşlar? Devam eden bir komisyonumuz daha var, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta okullarda yaşanan acı saldırılar. Bundan sonra benzer acıların yaşanmaması için hangi önleyici tedbiri aldınız da bu kanun teklifinde bu kadar aceleci davrandınız? Bakınız, Kahramanmaraş'ta ve Şanlıurfa'da okullarda yaşanan acı olaylar hepinizin malumudur, o süreçte tam 32 defa PDR servisine giden, rehberlik hizmeti alan ve acil psikiyatrik tedavi görmesi gereken, âdeta "Geliyorum." diyen birisiydi bu saldırıyı yapan. Mesela, okullardaki PDR uzmanlarının yetkilerinin artırılması için bu teklifte bir şey yaptınız mı? PDR uzmanının veya okul yönetiminin riskli bir çocuğu bürokratik engellere takılmadan anında hastaneye, çocuk psikiyatrisine sevk edebileceği bir sistem kurmak bu kadar zor mudur? Bağımlı çocuklarla uyuşturucu batağındaki evlatlarımızın tedavisi ve rehabilitasyonuyla ilgili bağlayıcı tek bir adım attınız mı? Ekonomik durumu kötü olan derin yoksulluk yüzünden çetelerin kucağına itilen, ihmal edilen çocuklarla ilgili bir sosyal koruma maddesi var mı bu teklifte? Yok, koca bir yok arkadaşlar. Teklifte ne var? Sadece kapalı cezaevi kapasitelerini artırmak, 12 yaşındaki çocuğu 15 yaş rejimiyle, 15 yaşındaki çocuğu ise acımasız yetişkin rejimiyle yargılamak var. Arkadaşlar, hiçbir suç sadece cezaları artırarak engellenemez; kök nedeni bulmak, bataklığı kurutmak, sorunun kaynağını ortadan kaldırmak zorundayız.
Değerli milletvekilleri, TÜİK verilerine göre 2025 yılında evlenen çift sayısı 552 bin 237 iken boşanan çift sayısı aynı yılda 193 bin 793 kişi olmuştur yani toplumumuzda evlenenlerin yüzde 35'i boşanmıştır, bu boşanmalarda ise 200 bine yakın çocuk doğrudan travmatik bir şekilde etkilenmiştir. Parçalanmış ailelerin çocukları sokakların insafına terk edilmektedir çünkü biliyoruz ki sağlam bir toplum ancak ve ancak temelleri sağlam atılmış, sevgi ve merhametle yoğrulmuş aile yapılarıyla mümkündür. Aile çökerse toplumun taşıyıcı kolonları da çöker. Peki, biz bu korkunç sayılara nasıl bir anda ulaştık? Bakınız, bu toplum yıllarca televizyon ekranlarında dizilerle gayrimeşru hayatın, mafyacılığın ve lüks yaşamın özenilecek bir şey gibi sunulmasını sessizce izledi, zihinler zehirlendi, bunlar tamamen sizin iktidarınız döneminde yaşandı. Şimdi kalkmış telaş içinde "Suçu nasıl durdururuz?" diye düşünüyorsunuz. Açıkça ifade edelim: Bu yıkım tablosu sizin eserinizdir. Şimdi de çözüm olarak karşımıza geçip sadece "Cezayı artıralım." diyorsunuz. Eğer bu ülkede birilerine hesap sorulacak ve ceza verilecekse gelin, bu yozlaştırıcı, ahlak bozucu dizilerin yayınlanmasına yıllarca göz yuman dönemin RTÜK üyelerine hesap soralım; bu ülkede dünyanın en tehlikeli mafya baronlarının cirit atmasına, yaşa dışı işler yapmasına müsaade eden dönemin yetkililerine hesap soralım; devlet bütçesinden en büyük paylardan birini almasına rağmen toplumun ahlaki dokusuna dokunamayan, manevi tahribatı durduramayan, bunu işlevsiz hâle getirenlere hesap soralım; okulları sadece akademik başarı ve sınav odaklı merkeze dönüştüren, çocukların ruhsal gelişimini göz ardı edenlere hesap soralım.
Değerli milletvekilleri, önümüzdeki kanun teklifi, yöntemi ve içeriği bakımından bütünüyle sakattır çünkü kurumsal akıl yok sayılmıştır. Bu kanun Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonunun raporu alınmadan Adalet Komisyonunda yangından mal kaçırır gibi kırk sekiz saatte görüşülmüştür. Etki analizi yapılmamıştır. TCK, CMK, İnfaz Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu dâhil temel hakları etkileyen değişiklikler öngörülmesine rağmen etki analizi de hazırlanmamıştır. Adalet ilkesi çiğnenmiştir. Bir çocuğu zamanında koruyamayan, okulda tutamayan, bağımlılıktan kurtaramayan devlet, kendi gecikmesinin faturasını çocuğa daha uzun süre kapatma cezası vererek ödetemez.
Değerli milletvekilleri, bir çocuğu suç işledikten sonra on yıl, yirmi yıl kapalı cezaevine atmak en kolay olandır. Güç olan ve devlet ciddiyetine yakışan asil görev ise o çocuğa suç örgütünden önce ulaşmak, onu sağlam bir ahlak ve maneviyatla donatmak, okulda tutmak, ailesini ekonomik ve sosyal olarak desteklemek ve başka ailelerin canının yanmayacağı önleyici koruma sistemini kurmaktır. Çocuklarımızı cezaların sertliğiyle değil ahlakın, maneviyatın, nitelikli eğitimin ve güçlü sosyal hizmetlerin şefkatli koruyuculuğuyla geleceğe hazırlayabiliriz. Bu sebeple, sorununu temelden çözmekten uzak olan, sadece günü kurtarmayı hedefleyen, cezalandırmayı esas alıp korumayı tali gören bu kanun teklifinin tekrar görüşülmek ve çok daha kapsayıcı bir metin olarak TBMM'ye getirilmesini temin etmek için geri çekilmesini teklif ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)