GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:122
Tarih:07.08.2026

MEHMET AKALIN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz 9'uncu maddeyle günlük hayatta kolaylıkla temin edilebilen ve nitelikleri itibarıyla yaralama ya da öldürme amacıyla kullanmaya elverişli olan bıçakların, kesici, delici ve yaralayıcı aletlerin satışı, sergilenmesi, çocuklara ulaştırılması ve taşınmasına ilişkin bazı yasaklar getirilmektedir. Şüphesiz, bu düzenleme kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması ve çocukların her türlü şiddet ve istismardan uzak tutulması bakımından önemli bir ihtiyaca karşılık gelmektedir ancak değerli milletvekilleri, iyi niyetli her düzenleme tek başına yetersiz kalır. Önemli olan bu düzenlemenin gerçekten caydırıcı, açık ve uygulanabilir olmasıdır. Bugün çocuğun cebine giren giren bir bıçak çoğu zaman o cebinde kalmamakta, okul kapısında, parkta ya da bir tartışma anında başka bir çocuğun hayatını tehdit etmektedir. Son yıllarda kesici ve delici aletlerin kullanıldığı olaylardaki artış meselenin bireysel bir güvenlik sorununun sınırlarını aşarak toplumsal bir güvenlik meselesine dönüştüğünü göstermektedir. Devletin görevi suçtan sonra cezalandırmanın yanında suç oluşmadan önce gerekli önlemleri almaktır. Anayasa’nın 5'inci ve 41'inci maddeleri devlete bu konuda açık bir sorumluluk yüklemektedir. Ancak getirilen düzenlemede öngörülen yaptırımlar bu sorumluluğun ağırlığıyla uyumlu bir seviyede yer almamaktadır. 5 bin lira ve 10 bin lira gibi idari para cezaları bu fiillerden kazanç sağlayan kişiler açısından caydırıcılık gücünü taşımamaktadır. Komisyonda bu cezaların artırılmasına ilişkin önerge verdik ancak bu önerge Cumhur İttifakı'nın oylarıyla reddedilmiştir. Bu reddiyeyle bir rakam değişikliğinin yanı sıra daha güçlü bir caydırıcılık iradesi de geri çevrilmiştir. Oysa, insan hayatını tehdit eden bir fiil, ticari bir maliyet hesabına indirgenmemelidir. Bugün bazı basit trafik ihlallerine uygulanan cezaların dahi bu tutarların üzerinde olduğu düşünüldüğünde ortaya çıkan tablo ciddi bir orantısızlığa işaret etmektedir. Burada korunan değer bir ruhsat ya da işlemin çok ötesindedir, doğrudan insan hayatı ve çocukların güvenliğidir. Bu nedenle önergemizle cezaların artırılmasını teklif ettik. Amacımız keyfî bir artıştan ziyade yaptırım ile korunan değer arasında makul bir denge kurmaktı ancak bu teklif reddedilmiştir.

Değerli milletvekilleri, maddede ayrıca "amaç dışı taşıma" kavramı yeterince açık bir çerçeveye oturtulmamıştır. Bu belirsizlik, uygulamada farklı yorumlara ve eşitsizliklere yol açabilecek bir alan yaratmaktadır ancak çocuklara bu aletleri satan, piyasaya süren ve bundan kazanç sağlayan yetişkinler için tereddütsüz ve ağır yaptırımlar uygulanmalıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun yapmak, yasak koymanın yanında o yasağın arkasına güçlü bir irade koymak anlamına gelir. 5 bin ve 10 bin liralık cezalar bu toplumsal sorun karşısında sembolik bir düzeyde kalmaktadır. Çocuklarımızın güvenliği sembolik yaptırımlara bırakılamaz; insan hayatı ticari bir risk hesabına indirgenemez. Bu nedenle bu düzenlemeyi gerçekten caydırıcı, açık ve etkili bir hâle getirelim çünkü çocuklarımızın güvenliği hiçbir şekilde 5 bin liralık bir hesapla ölçülemez diyor, aziz Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)