GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:122
Tarih:07.08.2026

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Divan, muhterem milletvekilleri; elbette çocuk korunmalıdır ama mağdur ne olacak? Evladını toprağa veren anneye diyeceğiz? Hayatı kararan insanlar ne olacak? Adalet, sadece suç işleyeni koruyan bir sistem değildir; adalet, mağdurun gözyaşını da gören sistemdir. 18 yaşına üç gün kala işlenen vahşi bir cinayet ile üç gün sonra işlenen aynı cinayet arasında oluşan uçurum gibi ceza farkını bu millete izah edemeyiz, toplum bunu vicdanında kabul etmez. Çocukları koruyacağız derken ağır suçlarda cezasızlık algısı oluşturamazsınız.

Teklifteki, çocukların ateşli silahlardan korunmasına yönelik düzenlemeyi doğru buluyoruz ama silah sahibi "Ben gerekli özeni göstermiştim." diyerek sorumluluktan sıyrılabilecekse de bu maddenin çok bir anlamı kalmıyor.

Ve yine kasten yaralama, cinsel saldırı, intihara yönlendirme, suç örgütü kurma; bunlar toplumun vicdanını yaralayan ağır suçlardır. Bugün organize suç örgütleri, çocukları âdeta bu tür konularda kullanıyorlar. Bunu görmezden gelerek çocukları da kurtaramazsınız, toplumu da koruyamazsınız. Bizim anlayışımız nettir: Çocuğu da koruyacağız, mağduru da koruyacağız, rehabilitasyonu da güçlendireceğiz, güçlendirmeliyiz ama caydırıcılıktan da asla vazgeçilmemelidir çünkü hukuk devleti; merhamet ile adalet arasındaki dengeyi kurabildiği ölçüde güçlüdür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; efendim, 18-33 yaş arası 8 bin gençle geçtiğimiz ay ciddi bir kamuoyu araştırma kuruluşu bir üniversiteyle bir açık araştırma yaptı, gençlerle. Yirmi dört yıldır yönettiğiniz memlekette, işte en az üç nesil çocuğun, üç nesil çocuğun gençliğe adım attığı ve genç kaldığı dönemde ankete verilen şu 3 cevaba Allah aşkına bakar mısınız. Efendim, gençlere soruluyor "Yurt dışında yaşamak ister misin?" Yüzde 64'ü "Avrupa, Kanada Amerika gibi, kalıcı oturum verildiği takdirde vatandaşlığı kabul ederek gitmeye razıyım." diyorlar.

ALİ İNCİ (Sakarya) - Bilmiyorlar ki oraları.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Vah ki ne vah! Kendi vatanıyla hayal kuramaz hâle geldi gençler ve çocuklar; yüzde 53'ü daha bu çağda, bu yaşta "Sosyal medya platformlarında görüşümü açıklayamıyorum, yorum yapamıyorum." diyor, yüzde 75'i "Bütün şartları tamamlasam dahi bir tavassut, bir torpil olmadan iş bulamam." diyor. Sayın Yenişehirlioğlu, sizden bahsediyor.

BAHADIR NAHİT YENİŞEHİRLİOĞLU (Manisa) - Seviyorum seni.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Ve en acısı yüzde 84'ü "Mutsuzum ve umutsuzum." diyor; getirdiğiniz tablo bu, yönettiğiniz memleket bu. Böyle yönetilen bir memlekette 186 bin çocuk suça karışmış, 5 bin çocuk cezaevinde.

Efendim, bugün sabah 10.00'da yaklaşık on üç gündür eylemde olan Doruk Madenciliğin mağdur ettiği emekçilerin yanındaydım, Sakarya Caddesi'nde; yine eylemlerini yaptılar, meramlarını, dertlerini anlatmaya gayret ettiler. Ya, şöyle bir tablo olabilir mi ya! Hiç vicdanınız sızlamıyor mu şimdi söyleyeceğim konuyla alakalı? Bu işçiler, TÜRK MADEN-İŞ sendikasında örgütlü; yeni, ekstra bir kazanım istemiyorlar, iyileştirme istemiyorlar, ekstra ikramiye istemiyorlar, zam istemiyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Tamamlıyorum.

Diyorlar ki: "Üç ay çalıştık, beş ay çalıştık, yedi ay çalıştık, maaşımızı alamadık, ikramiyelerimizi alamadık." 630 işçi. Yahu, bu işçinin zaten o üç kuruş maaşından başka ne geliri var ya? Beş ay maaş almadan devam edin bakalım hayata, nasıl olacak? Üç ay maaş almadan devam edin bakalım, nasıl olacak? Çocuklarıyla, aileleriyle geçen yürüyüşleri vardı, her gün bir yerde meramlarını anlatmaya çalışıyorlar. İktidarınızın bakanları söz verdi, devletin sözü yere düştü. Bu, Yıldızlar SSS Holding demek ki sizden de büyük bir kuruluş. Allah aşkına, buna artık "Dur! deyin.

Heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)