| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 122 |
| Tarih: | 07.08.2026 |
YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz teklifin 5'inci maddesinde 15 yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmadan iddianame düzenlenirse mahkeme bu iddianameyi iade edecektir. İlke olarak doğru bir düzenlemedir çünkü sosyal inceleme raporu çocuğu aklamak için değil çocuğu anlamak için vardır; çocuğun ailesini, okulunu, çevresini, yoksulluğunu, travmasını, bağımlılık riskini, istismar geçmişini ve suça sürüklenme sebeplerini ortaya koymak için vardır ancak burada asıl mesele şudur: Kanun "Bu rapor alınacak." diyor. Peki, bu raporu kim hazırlayacak? Hangi uzman hazırlayacak? Hangi kadroyla hazırlayacak? Hangi bütçeyle hazırlayacak? Hangi süre içinde hazırlayacak? Bu soruların cevabı yoktur.
Değerli milletvekilleri, bugün adliyelerde zaten ciddi bir iş yükü vardır, birçok iş sınırlı imkânlarla hazırlanmaktadır. Şimdi, siz yeni bir zorunluluk getiriyorsunuz ama bu zorunluluğun gereğini yerine getirecek kadro nerededir? Yeni uzman alımı yapılacak mıdır, sahaya çıkacak ekip kurulacak mıdır? Aileye, okula, mahalleye ulaşacak mekanizma oluşturulacak mıdır, yoksa yine kanunu yazıp "Uygulamada imkânlar ölçüsünde." mi diyeceksiniz?
Değerli milletvekilleri, çocuk meselesi yalnızca adliye koridorlarında çözülemez çünkü çocukları suça sürükleyen yapı yalnızca aile ihmali değildir. PKK yıllarca çocukları dağa çıkardı, çocuklara taş attırdı, çocukları terör propagandasının, sokak eylemlerinin ve şiddetin aparatı hâline getirdi. Bugün de terör örgütleri, çeteler ve suç şebekeleri çocukları kullanmaktadır; kimi çocuğu torbacı yapmaktadır, kimi çocuğu uyuşturucu sevkiyatına alet etmektedir, kimi çocuğu büyük kentlerde suç örgütü elemanına dönüştürmektedir. Devlet bu istismar zincirini sosyal inceleme raporlarında gerçekten görecek midir? Çocuğu kullanan terör örgütünü, çeteyi, uyuşturucu şebekesini, azmettiriciyi, aile ve çevre ihmalini tespit edecek midir, yoksa yine çocuk dosyada kalacak, asıl örgütlü kötülük perde arkasında mı kalacaktır? Çocuğu koruyamayan sistem mağduru da koruyamaz. Çocuğu kullanan örgütlü yapılarla mücadele etmeyen devlet suçu yalnızca çocuğun omzuna yıkarak adalet sağlayamaz; bizim itirazımız tam da bunadır. Çocuğu kurtaracaksanız onu kullanan terör örgütünü de uyuşturucu şebekesini de sokak çetesini de hedef alacaksınız. Teröristlere af getiriyorsunuz ancak çocukların suçlarının önüne geçmek için bütçe yok, uzman yok ama teröristle yol arayan siyasi mesai vardır; işte, asıl öncelik çarpıklığı da budur.
Biz diyoruz ki: Çocuk koruma sistemi kâğıt üzerinde kurulamaz, kanun emreder ama kurum çalışmazsa o hüküm çocukları korumaz, sadece dosyaya yeni bir evrak ekler. Bu madde de kadro planlamasıyla, bütçeyle, uzman desteğiyle, sahaya dayalı gerçek incelemeyle güçlendirilmelidir. Aksi hâlde, çocuk koruma sistemi yine tabelada olup sahada olmayacaktır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)