GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:122
Tarih:07.08.2026

HAYDAR ALTINTAŞ (İzmir) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Komisyonda görüşmelerine başlanan Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'ne Demokrat Parti olarak hem usulden hem esastan itiraz ediyoruz. İtirazımızın temeli... Vatanımızın bölünmez bütünlüğü adına itiraz ediyoruz, cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde verilen istiklal mücadelesi adına, terör eylemlerinde şehit olan evlatlarımız adına, gazilerimiz adına, çocukları dağa kaldırıldığı için gözyaşı döken anneler adına itiraz ediyoruz. Derdimiz birlikte pişirdiğimiz ekmeği bölüştüğümüz insanlarımızla değil terör örgütleriyledir. Yüz üç yıllık cumhuriyet tarihimizde devlet hayatımız ciddi ve önemli kırılmalardan bir tanesiyle karşı karşıyadır. Adını "barış" koymakla barış olmuyor. Meclis dışında terör örgütüyle pazarlık edilerek hazırlanmış bir metin Meclise getiriliyor, kanunun acele çıkarılması için Meclise talimat veriliyor. Eğer Meclis talimat alırsa "gazi" niteliğini yitirir. Meclise Türkiye'de talimat verebilecek hiçbir kurum, müessese ve şahıs bulunmamaktadır. Bu yasa bir turnusol kağıdıdır, gelecekte yapılacak olan işlerin -aynı teröristbaşının söylediği gibi- anahtarıdır. Bu kanun gelecekte nelerin yapılacağının işaretini ayan beyan ortaya koymakta ve bir anayasa değişikliğinin provası burada yapılmaktadır. Demokratikleşme ve eşit vatandaşlık talepleri bir ambalaj içerisinde millete sunulmaktadır. Bu ambalajın içinde ne olduğu açık, ayan ve seçik bir şekilde görülmelidir. Anayasa’nın ilk 4 maddesinin haricinde, 66'ncı ve 42'nci maddeleri de bu tekliflerle beraber aşındırılmakta ve devlet hayatımız yeni bir biçime dönüşmekte ve eğer bu yol yürünmeye devam ederse çok dilli, çok devletli bir yöntemin yolu Türkiye Cumhuriyeti devletinin önünde açılacaktır. İşte, bütün bunlara, vatan toprağının bölünmemesi ve vatandaşın birbiriyle bir etnik ayrımcılıktan dolayı karşı karşıya gelmemesi için Demokrat Parti olarak itiraz ediyoruz. Özerklik, federasyon, konfederasyon çözüm değildir, bunlar fantezi bile değildir. Ülkemizde çok etnisiteli kimlikler vardır ancak bu kimlikleri vatandaşımızın onuru, kültürü ve zenginliği olarak kabul ediyoruz, saygı duyuyoruz. Hiçbir etnik kimliğe karşı bir tavır içerisinde değiliz ve bütün bunların devletin ve milletin himayesi altında olması gerektiğine inanıyoruz. Terörle aramıza mesafe koyarak, demokrasiyi bütün kurum ve kurallarıyla işleterek korkusuz yaşama hürriyetini su gibi, hava gibi vatandaşın ciğerlerine çeke çeke yaşamasını temin etmenin yolunu arıyoruz. Eğer bunlar yapılmazsa üniter devlet yapısının parçalanmasına giden bu yolun taşları döşenir, devlet ve millet mısır patlağı gibi dağılır. Sonradan parçalanan devletlerin hiçbirisinde dirlik ve düzenlik görülmemiştir. Allah muhafaza, böyle bir ayrışma devletin sonu olur. Kimlik, siyaseti demokratikleşmeye değil bölünmeye götürür, ayrışan milletler kutuplaşır, emperyalizmin kölesi olur. Dünkü çamaşırı bugünkü güneşte kurutmak hiç de akıl kârı bir şey değildir. Bu yol, milletin sinir uçlarıyla oynanmasının temel şartıdır. Herkes için söylüyorum; dil kalbin aynasıdır, eğer bu kapı kapanırsa dil ölür. O bakımdan, bizim ülkemizde yaşayan insanların ayrı dilleri, dinleri ve mabetleri elbette olacaktır, hepimiz onlara saygı göstereceğiz. Bunun teminatı da düne kadar çok ağır eleştirilere tabi tuttuğunuz laikliktir. Laikliği layıkı veçhile uygulayabilirsek ayrı dilleri ve dinleri olan insanları bir arada yaşatma imkânını kolayca buluruz diye düşünüyorum.

Her konuşmanızda bütün etnisiteleri teker teker saymak hüner değildir, tarihle kavga etmekten vazgeçin. Özgür bireyi güçlendirelim, demokrasiyi güçlendirelim, ekmeği büyütelim; devletin teminatını gelir dağılımındaki adalette ve büyüyen ekmeğin adaletle taksim edilmesinde arayalım. Bütün bunların karşısında, yeni dünya düzeninde ortaya çıkmış olan fırsatları birlikte konuşalım ama tehditlere de hep birlikte karşı koyalım. Gelin, kuvvetler ayrılığı ilkesini konuşalım, hukuku konuşalım, adaleti konuşalım, eğitimi konuşalım, ekonomiyi konuşalım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR ALTINTAŞ (Devamla) - Sayın Başkan, bir dakika daha lütfen.

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

HAYDAR ALTINTAŞ (Devamla) - Bazı milletvekili arkadaşların ifade ettikleri gibi "Irmaklarımıza santraller kurdunuz, bize elektrik satıyorsunuz." lafı çok doğru bir laf değildir. Devletimiz kimsenin toprağına el koymamıştır. Bu yapılan eserler Türk milletinin medeniyet yolculuğundaki ortak değerleridir. Eğer bu yapılan eserleri bu şekilde küçültmeye kalkarsanız, buradan varabileceğiniz bir yol da yoktur. Bu eserler geleceğimizin teminatıdır. Gelin, GAP'ı bitirelim; gelin, DAP'ı bitirelim. Bilinmelidir ki devletin teminatı demin söylediğim gibi karnı tok insandır. Bugün Türk milletinin yarısı açtır. Muş Ovası'nın sulamasını bitirelim; topraklardan zenginlik fışkırsın, çocuklar yatağa aç girmesin, fakirlik ortadan kalksın, herkes canından ve malından emin olsun.

Değerli arkadaşlar, Türkiye Cumhuriyeti devleti ilelebet payidar kalacaktır, Lozan bağımsızlığımızın tapu senedidir, ortak aidiyet eşit yurttaşlığımızın temelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HAYDAR ALTINTAŞ (Devamla) - Bölünüp parçalanarak kardeş kavgasına düşmeden demokratik bir ülkenin vatandaşı olarak yaşamak çok değerli ve şarttır. Vatandaşın din ve etnisite temelinde ayrılarak kutuplaştırılması siyasetin dışında olmalıdır, siyasetin amacı olmamalıdır. Müşterek geçmişimizi yok edersek müşterek geleceğimizi de yok etmiş oluruz. 9'uncu Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel'in dediği gibi "Türk milletine mensup olmak için vatandaşlık yeterlidir."

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti, İYİ PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)