| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 122 |
| Tarih: | 07.08.2026 |
MEHMET AKALIN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir çocuk ağır bir suça karıştığında toplum çoğu zaman yalnızca son ana yani işlenen fiile, kullanılan araca ve ortaya çıkan acıya bakar. Oysa o ana gelinceye kadar yaşanan sessizlikler, görülmeyen ihmaller ve karşılıksız kalan yardım çağrıları da en az sonuç kadar önemlidir. Görüşmekte olduğumuz 4'üncü madde aile hukukundan doğan bakım, eğitim ve gözetim yükümlülüklerini yerine getirmeyen yetişkinlere verilen cezaları artırmaktadır. Çocuğun bu ihmalin etkisiyle kasten öldürme veya ağır yaralama suçu işlemesi hâlinde ise cezanın yarısından 2 katına kadar yükseltilmesi öngörülmektedir. Aile sorumluluğunun hukuk üzerinden açık biçimde hatırlatılması doğrudur çünkü çocuk doğduğu evin koşullarını seçemez; kendisine sunulmayan ilgiyi, güveni ve rehberliği tek başına kuramaz ancak bu madde, çocuğu suça taşıyan uzun sürecin yalnızca son halkasına yaptırım uygulamaktır. Kanun ihmal nedeniyle suç işlenmesi şeklinde ağır bir nedensellik bağı kurmaktadır. Peki, bu bağ hangi ölçütlerle tespit edilecektir? Ailenin ihmali ile çocuğun fiili arasındaki ilişkiyi kim, hangi uzmanlıkla ve hangi sosyal inceleme yöntemiyle değerlendirecektir? Mahkeme yalnızca dosyadaki adli olgulara mı bakacak yoksa çocuğun okul hayatı, sosyal çevresi, bağımlılık riski, psikolojik durumu ve aile içindeki şiddet geçmişi de incelenecek midir? Bu sorular cevapsız bırakıldığında aynı nitelikteki olaylar farklı mahkemelerde birbirinden uzak sonuçlara bağlanabilir. Cezanın yarısından 2 katına kadar artırılabilmesi geniş bir takdir alanı yaratmaktadır. Hukuki güvenlik cezanın metne yazılmasıyla tamamlanmaz, cezanın hangi somut ölçütlerle uygulanacağının gösterilmesiyle ölçülür ve güçlenir. Daha önemlisi, maalesef, teklif sadece aileyi cezalandırıyor fakat aile ortamını dönüştürecek hiçbir zorunlu mekanizma kurmuyor. Hapis cezası tamamlandığında aynı iletişim sorunları, aynı bağımlılık örüntüleri, aynı ihmal kültürü ve aynı riskler evin içinde varlığını sürdürebilir. Aynı hanedeki diğer çocuklar açısından da tehlike devam edebilir. Devletin görevi yalnızca mahkûmiyet hükmünün infazını takip etmekle sınırlı tutulamaz. Riskli ailelerin sosyal hizmet uzmanlarınca izlenmesi, bağımlılık ve şiddet vakalarında erken müdahale ekiplerinin devreye alınması gerekir; aksi hâlde, kanun sonucu cezalandıran fakat sebebe temas edemeyen dar bir çerçevede kalacaktır. Bu nedenle, sorumluluğu tespit edilen yetişkinlerin çocuk gelişimi, ebeveynlik becerileri, aile içi iletişim ve bağımlılıkla mücadele alanlarında zorunlu eğitim programlarına katılması sağlanmalıdır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına görev verilmeli, programların uygulanması, izlenmesi ve sonuçlarının mahkemeye bildirilmesi güvence altına alınmalıdır. Komisyonda bu maddeyle ilgili verdiğimiz önerge tam olarak bunu amaçlıyordu yani cezayı koruyucu sosyal politikayla tamamlamak, ihmali üreten koşullara müdahale etmek ve aynı ailedeki diğer çocukları korumaktı.
Değerli milletvekilleri, çocuk suça sürüklendikten sonra cezayı artırmak kolaydır; asıl devlet sorumluluğu o çocuğun suça uzanan yolunu önceden görmek, ailedeki çöküşü de zamanında fark etmek ve henüz geri dönüşü mümkünken müdahale etmektir. Çocuğu koruyan hukuk riski görür, aileyi güçlendirir, ihmali izler ve suçu ortaya çıkmadan önlemeye çalışır. Gerçek caydırıcılık da gerçek sosyal adalet de ancak böyle sağlanır diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.