| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 122 |
| Tarih: | 07.08.2026 |
YENİ PARTİ GRUBU ADINA ASU KAYA (Osmaniye) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye OECD ülkeleri arasında sezaryen doğum oranı, evet, en yüksek ülkedir; 2022 verilerine göre sezaryen doğum oranı yüzde 60 iken OECD ortalaması ise yaklaşık yüzde 28. Evet, aramızdaki fark birkaç puan değil, tam 2 katından da fazla.
Peki, şimdi sormak lazım: Türkiye'yi bu duruma getiren kadın doğum uzmanları mı yoksa yirmi dört yıldır sağlık sistemini çökerten sizin iktidarınız mı? Bugün Sağlık Bakanlığı çözüm üretmek yerine hekimleri hedef alıyor, sezaryen oranlarını gerekçe göstererek kadın hastalıkları ve doğum uzmanları hakkında soruşturmalar açıyor. "Mesleki yeterlilik eğitimi" adı altında aylarca mesleklerini yapmalarını fiilen sınırlandıran yaptırımlar uyguluyor.
Tabii, bu sadece bir sağlık politikası değil; bu, resmen iktidarın çökerttiği sağlık politikalarının sonucundan, sorumluluğundan kaçma siyasetidir. Peki, şimdi sormak lazım: Bir hekimin ameliyathaneye, doğumhaneye soruşturma korkusuyla girdiği bir ülkede anne ve bebeğin güvenliğini nasıl sağlayacaksınız? Sizin sadece istatistik olarak gördüğünüz doğum bir annenin ve bir bebeğin yaşamıdır aslında. Sezaryen oranlarını tek başına hekimin tercihine bağlamak bilimi açıkça inkâr etmektir. Kadınlar doğum ağrısı, epizyotomi korkusu, doğum yırtıkları, idrar kaçırma, rahim sarkması, cinsel yaşam bozukluğu ve yaşam kalitelerini ömür boyunca etkileyecek hasarlardan korunma kaygısıyla sezaryen tercihini artırmıştır. Sezaryen oranlarını artıran diğer nedenler de aslında hepimizce başta Sağlık Bakanlığınca bilinmektedir. Asıl neden yıllardır uyguladığınız çökmüş olan sağlıkta dönüşüm politikanızdır. Koruyucu sağlık hizmetlerini zayıflattınız, aile hekimliğini ve gebelik izlemlerini güçsüz bıraktınız. Sayıları zaten yetersiz olan ebeleri sistemin dışına attınız. Hastaneleri performans puanlarıyla yönetmeye başladınız, hekimleriyse malpraktis davalarıyla baş başa bıraktınız. Sağlığı kamusal bir hak olmaktan çıkarıp özelleştirdiniz, âdeta serbest piyasanın -tırnak içinde- kurallarına teslim ettiniz. Şimdi de dönüp "Sezaryen oranları neden arttı?" diye hekimleri suçluyorsunuz. Artan sezaryen oranlarının sorumlusu sağlık emekçileri değil, sizin sağlığı ticarileştiren anlayışınızdır.
Bakın, biz hekimlerin çatı meslek örgütü olan Türk Tabipleri Birliği çok açıkça uyardı; "Sezaryen kararına idari baskıyla müdahale etmek hekimlerin klinik bağımsızlığını zedeler, tıbben gerekli sezaryenlerin gecikmesine ve anne ve bebek sağlığı açısından telafisi olmayan sonuçlara yol açabilir." diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
ASU KAYA (Devamla) - Doğum, yalnızca sezaryen oranları üzerinden değil anne ve bebek sağlığının yaşam boyu sonuçları açısından da ele alınmalıdır.
Çok önemli bir gerçeği unutuyorsunuz: Tıbben gerekli sezaryen bir tercih değildir, hayat kurtaran bir tedavidir. Hekim, kararını sağlık bakanını memnun etmek için vermez, anne ve bebeği yaşatmak için verir. Normal yolla doğumu gerçekten artırmak istiyorsanız önce güvenli doğum ortamını kuracaksınız, ebe sayılarını artıracak ve güçlendireceksiniz, gebelik takibini nitelikli hâle getireceksiniz, ağrısız doğuma erişimi yaygınlaştıracaksınız, hekimlere soruşturma tehdidini bırakıp onları hukuk güvencesiyle koruyacaksınız.
Yeni Parti olarak biz, suçlu arayan değil çözüm üreten bir sağlık sistemi istiyoruz. Annelerin kendini güvende hissettiği, bebeklerin sağlıkla hayata başladığı ve hekimlerin baskı altında olmadan mesleklerini icra edebildiği bir sağlık sistemi istiyoruz. Anne ve bebeğin hayatının istatistiklere değil bilime emanet edildiği bir Türkiye istiyoruz.
Teşekkür ediyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)