| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 122 |
| Tarih: | 07.08.2026 |
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dün, Dünya Temiz Nefes Günü'ydü. Geçtiğimiz hafta Gaziantep'te Nizip Organize Sanayi Bölgesi'nde atık su arıtma tesisi kurma yükümlülüğünü yerine getirmediği için, atık suyunu arıtmadan dereye ve baraja deşarj ettiği tespit edilip yaklaşık 3 milyona yakın bir ceza kesilmiş. Bu cezalarla fabrikalar arıtma tesisleri kurmazlar. Cezanın maliyeti ne zaman ki arıtma tesisi kurmaktan daha yüksek hâle getirilir, işte o zaman fabrikalar bunu yapmak zorunda kalırlar. İstanbul'da ise arıtılmış atık suyun yeniden kullanım oranı yüzde 1,95'te kalırken, baraj doluluk oranı bu yılbaşında son beş yılın en düşük seviyesi oranındadır; o da yüzde 18,71'dir. Türkiye'nin en büyük sıkıntılarından bir tanesi arıtma tesislerinin olmamasıdır, olan arıtma tesislerinin yetersizliğidir değerli arkadaşlar. Katı atık tesisleri veyahut da tuvalet ve mutfak sularının arıtma tesisleri, yağmur suyu arıtma tesisleri noktasında Türkiye sınıfta kalmıştır ve Avrupa Birliği standartlarının çok gerisindedir. Köylerimizdeki bütün bu arıtma suları tamamen derelere akıtılmakta veyahut da toprağa akıtılıp oradan da sularımıza karışmakta, tarlalarımıza gelmekte ve ardından da yiyecek olarak, sebze ve meyve olarak da bizlere dönmekte, bu da hastalıklara sebebiyet vermektedir. Aynı zamanda organize sanayiler ve buralar bulundukları yerlerde arıtma tesisleri kurmuyorlar, kuruyorlarsa bile zaman zaman bunu istismar ederek geceleri bunları çalıştırmıyorlar, tekrar yeniden nehirlerimize karışıyor buradaki atıklar ve bu atıklar, kimyasal atıklar. Bununla ilgili olarak Hükûmetin çok ciddi şekilde çalışması gerekmekte ki Avrupa Birliği kendilerine kredi verdiği hâlde bu noktada sınıfta kalmışlardır.
Önemli bir konu arkadaşlar, biliyorsunuz, Türkiye'de, 7-8 Temmuz tarihlerinde 36'ncı NATO Zirvesi yapıldı ve bu NATO Zirvesi öncesinde NATO Zirvesi'ni protesto edebilecek kapasitede olan herkes toplandı, âdeta bir toplama kampına dönüştürüldü Türkiye. Hele ki belli şehirlerde bunlar yapıldı ve bunları yaparken de çok ayıplı şekilde yapıldı, evlerin kapıları kırıldı, çocuklarının yanında anne ve babaları taciz edildi ve çocuklar korku iklimi içerisinde "Ne oluyor?" diyerek travmalar yaşadılar arkadaşlar. Ardından şimdi ne oluyor biliyor musunuz -hani şimdi "Trump" diyorsunuz ya, "dostum Trump" diyorsunuz- ve bunlara ne yapıyorsunuz? Bunlar, çeşitli yerlerde protesto yapmak için, gösteriler yapmak için, toplantı yapmak için çeşitli broşürler dağıtmışlar ve buralarda toplanmak istemişler. Türkiye'de Anayasa'da toplantı, gösteri yürüyüşü hakkı yok mu? Var. Bu insanlar da onu kullanmak istemişler ve siz ne yapmışsınız şimdi? TCK 216'dan soruşturma açılmış. Sebep neymiş peki? Facebook platformundan yayınladığı bir afiş bu insanların veyahut da bu tür toplantılara katılmak. Peki, ne var bu afişte, ne yazıyor? "NATO ve soykırımcı Trump defol!" Suçu neymiş bunların? Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek. İktidar mensubu arkadaşlar, siz iyice muvazeneyi kaybetmiş vaziyettesiniz anlaşılan. Soykırımcı İsrail'in tasmalı emir eri Trump'ı Müslüman memleketinde şatafatlı törenlerle ağırlayıp taltif etmenin utancını duymadınız diyelim hadi, üstüne bir de bu soykırımcılara hakkı haykıran vatandaşlara bedel mi ödeteceksiniz? Bu nasıl bir aymazlıktır, bu nasıl bir Trump sevdasıdır sizdeki? Daha dün gönderdiği mektuplarla Sayın Cumhurbaşkanına hakaret yağdırıp âdeta aşağılayan, kendini bilmez bu şahsa neden bu kadar muhabbet duyuyorsunuz? Hele söyleyin bakalım, bu Trump efendi sizi neyle tehdit ediyor, gelgit aklıyla sağa sola tehdit yağdıran bu densiz adamdan neden bu kadar korkuyorsunuz, Trump'ın hatırı için niye kendi vatandaşlarınıza soruşturma açıyorsunuz? Bakın, bu yaptığınız millet vicdanını yaralıyor. Netanyahu ve Trump'ın başını çektiği bu soykırımcı şebeke Gazze'de hâlâ katliamlarına devam ediyor arkadaşlar. Size bir çağrıda bulunmak istiyorum: Sözde Gazzeli mazlumlardan yana olup özdeyse Trump'ın dostu gibi davranarak ortaya koyduğunuz bu -tırnak içinde söylüyorum, yanlış anlamayın- amelen münafık duruşunuzu bu millet asla affetmez.
Buradan cumhuriyet savcılarına da sesleniyorum: Katile "katil" demek, soykırımcıya "soykırımcı" demek, zalime "zalim" demek ne zamandan beri halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek oldu? Herkes kendine gelsin ve hangi ülkede yaşadığını, hangi ülkenin savcısı, hâkim ve siyasetçisi olduğunu iyi bilsin. Bu saçma ve utanılası soruşturmaların derhâl son bulmasını, bu konunun takipçisi olacağımızı da ifade etmek istiyorum.
Şehit yakınları ve gaziler Meclise gelmek istediler. Neydi? Günlerdir bunlar burada protesto ediyorlar, bir talepte bulunuyorlar. Kim bunlar? Er gaziler ve er şehit aileleri. "Bizim özlük haklarımızda problemler var. Bu özlük haklarımızla ilgili ekonomik düzeltmeler, hukuki düzeltmeler yapılması lazım." diyerek burada eylem yapıyorlardı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Buraya bir kanun geldi, çok geç olmakla beraber bir kanun geldi. Bu kanunla ilgili olarak da burada, Komisyonda görüşmeler yapılacaktı. Bu gaziler Türkiye Büyük Millet Meclisine geldiler ve İYİ Partinin grup toplantısına katıldılar, oradan da Komisyona katılmak istediler. Ya, Komisyona sokmadınız ya! Bu insanlar hiç olmazsa konuşarak... Evet, kalabalık olabilir, Komisyon salonu dar olabilir; hiç olmazsa sembolik olarak 9-10 kişiyi böyle konuşarak alamaz mıydınız? Burada milletvekillerinin ısrarı üzerine neden sadece 1 kişiyi aldınız? O milletvekilleri ısrar etmese siz bu duyarlılığı göstermeyecek misiniz o insanlara? Bu Komisyonlar milletin arkadaşlar, bize emanet verildi, millet istediği zaman gelir ve girer buraya. Hele ki bu insanlar bacaklarını, kollarını kaybetmişler, uzuvlarını kaybetmişler. Hatırlayın lütfen: Genelkurmay Başkanı bir eri ziyaret etmişti -iki gözünü kaybetmişti- "Ne istiyorsun?" diye sordu. Genelkurmay Başkanına dönüp o er, "Bana gözlerimi geri verebilir misiniz komutanım?" diye seslenmişti. O insanlar buraya gelmişler, alın bu insanları içeriye, hatta mümkünse milletvekilleri yerlerini versin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Ben orada -iktidar partisinde- çok önemli görevlerde bulundum, bu komisyonlarda çok krizler çözdüm ben. Hayvan haklarında olsun gerekse Çevre Komisyonunda olsun, bu insanlarla hep beraber oldum arkadaşlar ve konuşarak hallettim bunu. O nedenle, bu er şehit yakınlarına ve gazilerine yapmış olduğunuz muameleyi ben kınıyorum. Bu kanun teklifinin de bir an önce buraya getirilerek bir an önce geçmesini temenni ediyorum.
Arkadaşlar, bu yıl soğan ağlattı; bir ay önce tarlada 15 liraya satılan kuru soğanın kilosu bugün pazarda 50-70 lira bandında, üretici fiyatlarında artış yüzde 77,2'ye ulaştı. Değerli iktidar yetkilileri, değerli Hükûmet yetkilileri, değerli AK PARTİ yetkilileri; bakın, tarlada 5 lira olan neden pazarda 50 lira? Bu aracılar kimler? Ben çiftçiyim arkadaşlar; hakikaten kiraz tarlada 20 lirayken niye pazara geldiği zaman 100 lira oluyor, bu kadar 5 misli artıyor? Domates için böyle, salatalık için böyle, soğan için böyle, sarımsak için böyle; bununla ilgili düzenlemeler yapamaz mısınız?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Tamamlıyorum efendim.
Yaparsınız, haller oluşturursunuz, böylece vatandaşımız sağlıklı bir şekilde sebzeye ve meyveye ulaşmış olur diyorum. Bununla ilgili olarak da mutlaka çalışma yapmanız gerekmektedir, vatandaşlar da bu konuda oldukça bizardırlar.
Değerli arkadaşlar, Batı Trakya'daki Türk okulları, maalesef "azınlığın okulları" diyerek 8 okulu kapatma kararı aldı Yunanistan Hükûmeti. Lozan Barış Anlaşması var, burayla ilgili sıkıntı nedir, söylüyorum sizlere, burayla ilgili sıkıntı şudur: Oralarla ilgilenmiyorsunuz, sözde ilgileniyorsunuz oradaki soydaşlarınızla, oradaki Müslüman Türk soydaşlarınızla beraber. Oralara çok rahat bir şekilde badem fidanları gönderttirebilirsiniz, ceviz fidanları, zeytin fidanları ve kirazlar gönderirsiniz, özellikle badem ve cevizler gönderilir, oradaki gençler de İskandinav ülkelerine gitmezler, bu okullar da kapatılmamış olur. Türkiye 50 bin ton ceviz ithal ediyor arkadaşlar. Bu ithalatı onlar üzerinden yapabilirsiniz, Bulgaristan'daki Türkler üzerinden, Yunanistan'daki Türkler üzerinden, Kosova'daki, Makedonya'daki Boşnaklar veya Türkler üzerinden, Arnavutlar üzerinden yapabilirsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen Sayın Özdağ.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
O nedenle Yunanistan'daki bu Müslüman Türklerle ilgili, Bulgaristan'la ilgili ve Batı Trakya'dakilerle ilgili daha doğru politikalarla doğru bir şekilde ilgilenin ki oradaki göçleri de engelleyin ve insanlar bulundukları topraklarda kalsın ki ileride buralarda hak talebinde bulunsunlar, Lozan Anlaşması da anlamsız hâle gelmesin diyorum. O nedenle, ben buradan Dışişleri Bakanına da sesleniyorum: Bu Lozan Anlaşması'nı deldirtmeyin. Deldirtmemenin yolu da akıldan geçer, akılla beraber bilimden geçer diyorum, bilimle beraber diplomasiyle geçer. Daha çok diplomasi, daha çok diplomasi, daha çok diplomasi diyor, hepinize saygılar sunuyorum.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.