GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:121
Tarih:06.08.2026

ÖMER FARUK HÜLAKÜ (Bingöl) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Maalesef, iktidar uzun süredir kamuoyunda yaratılan haklı infialleri ve kendi elleriyle ürettiği, kendisinin sebep olduğu krizlerin üzerini örtmek için bambaşka bir yol izlemektedir. Toplumdaki adalet arayışını cezasızlık algısı söylemiyle manipüle ederek bu ülkenin en korumasız kesimi olan çocukları hedef tahtasına oturtmuştur. Bu yaklaşım ne evrensel hukukla ne de çocuk hakları hukukuyla bağdaşmamaktadır.

Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz teklifin 4'üncü maddesi, çocuk adalet sisteminin dayandığı temel ilkeleri yani çocuğun üstün yararını, rehabilitasyonunu ve topluma yeniden kazandırılmasını tamamen askıya almaktadır. Çocukları yetişkin ceza hukukunun tecrit edici şartlarına mahkûm eden bu düzenleme kabul edilemez bir hukuk garabetidir. Hiçbir ülkede çocuklar suçla doğmuyor, iktidarın politik tercihleri toplumun tüm kesimlerinin olduğu gibi çocukların da hayatını belirliyor. İşte Türkiye'de çocukların kanunla ihtilaflı hâle gelmesinin ardında derin yoksulluk, eğitimden kopuş, uyuşturucu, çocuk işçiliği, MESEM adı altında açılan sefalet çarkları ve aile içi şiddet gibi devasa sorunlar vardır. İktidarın görevi, yarattığı bu krizlerle yüzleşmek ve yoksulluk sarmalındaki çocukları korumak iken siz ne yapıyorsunuz? Sorunun kaynağını kurutmak yerine çocuklara daha ağır cezalar vererek, cezaevinde kalış sürelerini uzatarak bu vahim tabloyu daha da fazla derinleştiriyorsunuz

Değerli milletvekilleri, çocukların suça sürüklenmesinin önlenmesinde ailenin rolü ve sorumluluğu elbette tartışılmazdır. Ancak önümüzdeki bu kanun teklifi, çocuk suçluluğu gibi son derece karmaşık ve çok boyutlu bir olguyu göz ardı etmektedir. Çözümü yalnızca ebeveynleri daha ağır cezalandırmakta aramaktır. Bu yaklaşım ne bilimsel gerçeklerle ne de hukuk sisteminin temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Hiçbir çocuk durup dururken ya da sadece ebeveynlerinin ihmali yüzünden bir günde suça sürüklenemez. Bunun temelinde yoksulluk, eğitimden kopuş, aile içi şiddet, madde bağımlılığı, sosyal dışlanma ve koruyucu kamu politikalarının yetersizliği gibi derin ve yapısal nedenler yatmaktadır. Önce bu nedenlerle yüzleşilmelidir ama iktidar bu sorumluluklarıyla yüzleşmek yerine, kendisini sosyal politikalardaki yükümlülüklerinden soyutlayıp tüm sorumluluğu ceza tehdidiyle ebeveynlerin sırtına yükleyerek büyük bir hukuki garabet yaratmaktadır. Bu düzenleme, ceza hukukunun en temel ilkelerinden biri olan ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesini de ciddi şekilde etkilemektedir. Ceza ancak kişinin kendi kusurlu fiiline verilir. Her ne kadar ebeveynlerin aile hukukundan doğan gözetim yükümlülüğü tartışılsa da teklifte getirilen ceza artırımı, doğrudan çocuğun işlediği suçun ağırlığına bağlanmaktadır yani açıkça "Çocuk ağır bir suç işlediyse anne baba da ağır cezalandırılmalıdır." anlayışını meşrulaştırmaktadır. İktidarın aile yılı ilan ettiği 2026 yılında aileyi desteklemesi gereken sosyal devlet anlayışlı bir kenara bırakılıyor. Ebeveynler bu kanunla hapishanelerle ve ağır cezalarla tehdit ediliyor. Emekli yılında milyonlarca emekli yurttaşa açlık ve yoksulluğu reva görmüştü, aile yılında da çocuklara ve anne babalara cezaevi yolu görünmektedir. Kısacası, iktidar kendi üzerine düşen koruyucu ve önleyici tedbirleri almayıp bunun ağır sonuçlarını sadece anne baba üzerine yıkamaz. Çocuk adalet sistemi, çocuğu suça sürükleyen bataklığı kurutan ve koruyucu önleyici mekanizmaları merkeze alan bir anlayışla inşa edilmelidir. Çocukların geleceğini ve hukuk devleti ilkelerini koruma sorumluluğumuz gereği, sosyal devlet ilkesine, çocuk adaletin ruhuna ve ceza hukukun evrensel prensiplerine aykırı olan bu düzenlemenin mevcut hâliyle kabul edilmesi mümkün değildir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ, Yeni Parti ve CHP sıralarından alkışlar)