| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 121 |
| Tarih: | 06.08.2026 |
TAHSİN BECAN (Yalova) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün ele aldığımız Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi yalnızca hukuki bir değişiklik metni değildir. Bu teklif çocuklarımızın geleceğini, çocuk adalet sisteminin işleyişini ve toplumumuzun yarınlarını doğrudan ilgilendirmektedir. Maalesef bu düzenleme çocukları koruyan değil, onları daha ağır cezalarla karşı karşıya bırakan, sosyal devletin sorumluluğunu ceza hukukunun arkasına saklayan bir anlayışın ürünüdür. Oysa çocukları korumaya yönelik her düzenlemenin temelinde Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin öngördüğü çocuğun üstün yararı ilkesi bulunmaktadır. Maalesef, bugün önümüze gelen metin bu en temel ilkeyi güçlendirmekten çok uzaktır. Çocuk hakları alanında yıllardır çalışan ve emek veren sivil toplum örgütleri, kanun teklifini çocuk koruma politikası değil, çocuklardan vazgeçme politikası sözleriyle tanımlamaktadır. Çünkü teklif yoksulluğu, eğitimsizliği, bağımlılığı, ihmali, istismarı ve sosyal dışlanmayı ortadan kaldırmayı değil, bu sorunların mağduru olan çocukları daha ağır cezalarla cezalandırmayı tercih etmektedir. Oysa çocukları suça iten nedenleri ortadan kaldıran politikalar kalıcı çözüm üretir.
Değerli milletvekilleri, ekonomik kriz, yoksulluk, eğitimde fırsat eşitsizliği, ailelerin yaşadığı geçim sıkıntıları, çocuklarımızı ve gençlerimizi suç örgütlerinin, uyuşturucu tacirlerinin ve yasa dışı bahis ağlarının hedefi yapmıştır. Böyle bir tabloda sadece cezaları artırarak veya çocukları ağır adli süreçlerin içine çekerek sonuç almak da mümkün değildir. Bugün ülkemizde, çocuk ve gençlerde uyuşturucu ve sanal kumar bağımlılığı alarm verici seviyelere ulaşmıştır. Daha önce hazırladığım araştırma önergemde de bu konuya dikkat çekmiştim. Bugün kumarla tanışma yaşı 14-15 yaşa kadar inmiştir. Öğrenciler arasında sanal kumara katılım oranının yüzde 30'un üzerine çıktığı ifade edilmektedir. Sadece bu tablo dahi çocuklarımızın nasıl büyük bir risk altında olduğunu açıkça göstermektedir.
Sayın milletvekilleri, kumar ve uyuşturucu başta olmak üzere bağımlılıkların Türkiye ekonomisine yıllık maliyeti yaklaşık 78 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Yasa dışı sanal kumar ve bahis piyasasının 100 milyar lirayı aşan bir büyüklüğe eriştiği belirtilmektedir.
Bu rakamlar sadece ekonomik kayıp değildir; parçalanan aileler, eğitim hayatından kopan çocuklar, üretimden uzaklaşan gençler ve kaybedilen hayatlar demektir. Böyle bir dönemde çocuklarımızı koruyan sosyal politikaları güçlendirmemiz gerekirken koruyucu sistemimizi zayıflatabilecek düzenlemeleri tartışmamız kabul edilebilir değildir.
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan verilere göre 2020-2025 yılları arasında suça sürüklenen çocuklara ilişkin olaylarda dikkat çekici bir yükseliş yaşanmıştır. Bu dönemde aylık ortalama suça sürüklenen çocuk olay sayısı kişilere karşı işlenen suçlarda yüzde 60 artarken organize suçlar bakımından bu artış yüzde 240'ı bulmuştur.
Bu tablo yalnızca çocuklara ilişkin daha fazla suç olayının kayıtlara geçtiğini değil, çocukların giderek daha yoğun biçimde şiddet, suç ekonomileri ve organize suç ağlarıyla temas ettiğini göstermektedir.
Teklifte 15-18 yaş grubundaki çocukların belirli şartlarda müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarıyla karşı karşıya kalabilmesinin önü açılıyor. Soruyorum: Bugüne kadar cezaları artırarak hangi toplumsal sorunu çözdünüz? Çocuk cezaevleri dolup taşarken yeni cezalar getirmek hangi aklın ürünüdür?
Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler çocukların daha fazla ceza almasını değil, daha iyi eğitim almasını istiyoruz; daha fazla hapishane değil, daha fazla okul istiyoruz; daha fazla infaz düzenlemesi değil, daha güçlü sosyal hizmetler istiyoruz; daha fazla güvenlikçi politika değil, çocukların geleceğine yatırım yapan sosyal devlet istiyoruz çünkü çocukları kurtaracak olan demir parmaklıklar değildir, çocukları kurtaracak olan adaletli gelir dağılımı, güçlü sosyal politikalar, nitelikli eğitim, etkin çocuk koruma sistemi ve fırsat eşitliğidir. Unutmayalım ki çocukları cezalandıran devlet güçlü değildir, çocukları koruyabilen devlet güçlüdür. Bu çocuklardan vazgeçmeyecek, onların haklarını korumaya devam edeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
TAHSİN BECAN (Devamla) - Son olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bir sözüyle konuşmamı bitirmek istiyorum: "Çocuklarımızın gözlerindeki ışıltı yarının aydınlık Türkiye'sinin habercisidir. Çocuklarımıza vereceğimiz en büyük miras onlara iyi bir eğitim vermektir."
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)