| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 121 |
| Tarih: | 06.08.2026 |
BURAK DALGIN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İzmir Balçova'da 16 yaşında bir çocuk karakol bastı, 2 polisimiz şehit oldu; Tekirdağ Malkara'da 2 yaşındaki Sıla bebek 13 ve 14 yaşındaki 2 çocuk tarafından tecavüze uğradı, günlerce yoğun bakımda kaldıktan sonra maalesef vefat etti; İstanbul Güngören'de 17 yaşındaki Atlas Çağlayan 15 yaşındaki bir çocuk tarafından katledildi;
İstanbul Kadıköy'de 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi 14, 15, 16 ve 17 yaşındaki çocuklar tarafından hunharca katledildi. Bu isimlere ah vah ettik, üzüldük ama sonra unuttuk. Unutmayan birileri var, aileleri; onların evine düşen yangın dinmedi, dinmiyor, dinmeyecek. Buradan tekrar kederli ailelere sabrıcemil diliyorum.
Değerli arkadaşlar, çok ciddi bir meseleyle karşı karşıyayız. Küresel Organize Suç Endeksinde 193 ülke arasında 10'uncu sıradayız, Avrupa'nın en kötüsüyüz. İçişleri Bakanlığının kendi raporu ortada, Türkiye'deki 100 cinayetten 15 tanesi çocuklar tarafından işleniyor. Yılda 266 tane vakadan bahsediyoruz. Bir yılda 200 binden fazla çocuğumuz suç işlemiş ama 300 bin çocuğumuz da bu işin mağduru olmuş. Organize suça sürüklenmiş çocuk sayısı 2020'den 2025'e kadar 3,5 katına çıkmış. Ulusal olarak organize çeteleri idare edenlerin çoğunluğu 18 yaşın altında bu işlere başlamış. Narkoterör örgütü PKK'nın yaptıkları zaten ortada; çocukların eline silah vermek gibi, çocuklara uyuşturucu satmak gibi işleri bunlar yıllardır yapıyorlar.
Karşımızda çeyrek asırlık bir hükûmet var yani bugünkü bütün çocuklar mevcut Hükûmetin döneminde doğmuş ve büyümüşler ama hükûmet bugüne kadar bir mesele yokmuş gibi davranmayı tercih etti. Bu kelimeyi özellikle kullanıyorum, burada bir tercih var maalesef.
Sayın milletvekilleri, yapmamız gereken şey, üç tane şeyi aynı anda başarmak; hem suçla ve suçluyla mücadele etmemiz lazım tavizsiz bir şekilde hem rehabilitasyon imkânlarını geliştirmemiz lazım hem de suça sebep olan sebepleri kurutmamız lazım yani bataklığı kurutmamız lazım. Bunlardan sadece bir tanesine odaklanmak, masayı devirmek demektir. Çocuğun üstün yararı başka bir çocuğun hayatı pahasına korunamaz. Kamu vicdanı ile evrensel hukuku birbirinin alternatifi gibi göstermeye çalışanlara sesleniyorum: "Çocuktur yapar." diyemeyiz, "Ne yapalım, o da suça sürüklenivermiş." diyemeyiz. Evlatlarımızın mükerrer suçlulara bulaşmalarına, hapishanede rütbe takmalarına, terör örgütlerinin aparatı olmalarına göz yumamayız. Tabii, burada bizim amacımız "çocuk" kavramını tartışmaya açmak değil ama kelimeleri değiştirerek gerçeği değiştiremezsiniz. Kasten adam öldürene "suça sürüklenmiş çocuk" diyemezsiniz; nasıl ki öldürülen çocuklara "15 yaşında kadın" diyemeyeceğiniz gibi. Bu laflara müsamaha göstermemizi kimse beklemesin. Açık söyleyeyim: Temenni ile tedbir arasında kaldığımızda bizim tercihimiz her zaman ve her zaman mazbut vatandaşın lehine tedbirleri almaktır.
Değerli arkadaşlar, ülkemizde bir cezasızlık algısı olduğu çok açıktır. Genelde ve özel olarak son yıllarda işlenen cinayetler neticesinde, canice işlenen cinayetler neticesinde bir ceza verilmediğine yönelik net bir kanaat var toplumumuzda. İlgili Meclis komisyonunun analizlerinde de bu kanaatin yargı mensuplarında da yankı bulduğu, yüzde 90'dan fazlasının bu kanıyı paylaştığı ortaya çıkıyor. İşin özünü net bir şekilde ifade edeyim: Suçluya ceza vermemek mazlumu cezalandırmaktır. Bu Meclisin vazifesi mazbut vatandaşa sahip çıkmak, onun hukukunu korumak, onun önünü açmak, onun hayatını kolaylaştırmaktır. Üzülerek görüyorum ki Meclis mesaisinin çok ciddi bir kısmı suçluları affetmek, teröristleri affetmek, yanlış yapanları affetmek üzerine kuruludur. Kader kurbanı denecek olan kişi suçlular, teröristler, katiller değil, onların canını yaktığı çocuklar, vatandaşlar ve onların aileleridir. Biz burada çocuk cinayetlerini konuşurken bu heyetin büyük bir kısmı teröristleri affetmek için sıraya girmiş durumdadır. O kadar ki, o kadar büyük bir hevesle bu yapılmaktadır ki kanun metnini görmeden boş kâğıtlar imzalanmaktadır. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar) Açık bir şekilde söylüyorum: Bizim işimiz mazbut vatandaşı korumaktır, siz mazbut vatandaşı umursamıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
BURAK DALGIN (Devamla) - Vergisini bir gün geciktirince faiz ödeyen, üç kuruş borcu kaldı diye hesaplarına bloke konan, trafik cezalarıyla perperişan edilen vatandaş derdiyle yalnız bırakılıyor. Yanlış yapan sürekli affediliyor, doğruyu yapanın ensesine biniliyor. Orta direğin sırtına yük, suç makinalarının önüne indirim sunuluyor. Mazbut vatandaş sokaklarda suç makinalarıyla, teröristlerle baş başa bırakılıyor. Biz mazot, vatandaşın sesi olmaya devam edeceğiz.
Sayın milletvekilleri, hem suçla hem suçluyu yaratan nedenlerle mücadele edeceğimizi söyledik. Bu çerçevede, elbette ki aile içi şiddetle, yoksullukla, eğitimden uzak kalmakla, başka bir suçun mağduru olmakla, madde bağımlılığıyla mücadele edeceğiz. Bu çerçevede, okul devamsızlığını tetikleyen açlık meselesini de özellikle gündeminize getirmek istiyorum. Yıllardır savunduğumuz bir öğün ücretsiz öğle yemeğini de bir an önce yasalaştırmanızı diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.(İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)