| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 121 |
| Tarih: | 06.08.2026 |
AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri, Gazi Meclisimizi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bizler Çocukların Suça Sürüklenmesine İlişkin Araştırma Komisyonu olarak 16 Aralık 2025 tarihinde çalışmalarımıza başladık. Aslında üç aylık bir süremiz vardı, ilave bir ay daha süre aldık ve dört ay boyunca mecliste 20 toplantı, çeşitli illerde 8 çalışma ziyareti gerçekleştirdik. Cezaevlerini, eğitimevlerini MESEM'leri, rehabilitasyon merkezlerini yerinde gördük. Akademisyenleri, sivil toplum kuruluşlarını, kamu kurumu yetkililerini, pedagogları, psikologları, sosyal çalışmacıları, yerel yöneticileri, valileri, kaymakamları, belediye başkanlarını, mağdur aileleri ve çocuklarımızı dinledik. 765 çocuk hâkimimizle ve cumhuriyet savcımızla bire bir anket ve görüşmeler gerçekleştirdik. 1.306 meslek elemanıyla saha araştırması yaptık. Yaptığımız bütün bu çalışmalarda bazı doğru işler yapılmış olsa da geçmişte önemli düzenlemeler yapılmış olsa da birtakım eksiklerimizin bulunduğunu tespit ettik. İşte, bugün burada bu eksikleri gidermek için önemli bir adım atıyoruz. Bu teklifle, çocukların suçtan korunmasını, suç örgütlerinin oyuncağı, maşası olmaktan kurtulmalarını, risk altında bulunan çocukların erken dönemde tespit edilmesini, suç işleyen çocukların ıslah ve rehabilite edilerek yeniden topluma kazandırılmalarını amaçlıyoruz.
Değerli arkadaşlar, suç ve ceza insanlık tarihî kadar eskidir. Ortada bir suç varsa orantılı olarak ceza da kaçınılmazdır. Çocuk suçluluğu dünyanın bütün ülkelerinin karşı karşıya olduğu çok boyutlu bir sorundur. Artık suçun niteliği değişmiş, suça karışma yaşı giderek düşmüştür, yeni önlemlerin alınma zamanı da gelmiştir. İşte, bugün burada bu sebeple bu düzenlemeleri gerçekleştiriyoruz. Biraz önce de ifade ettim, biz Komisyon olarak yerinde saha çalışmaları gerçekleştirdik, cezaevlerini, eğitim evlerini ziyaret ettik, buradaki çocuklarımızla konuşma fırsatı bulduk, 610 çocuğumuzla anket gerçekleştirdik. Maalesef, yaygın olarak şöyle bir anlayışla karşı karşıya kaldık: Diyor ki çocuk "Ben suç mu işlerim, üç beş ay babalar gibi yatar çıkar, çıktıktan sonra arkadaşlarıma hava mı atar, cakamı satar, ondan sonra da bulunduğum ortamlarda sosyal statü sahibi olur, keyfime bakarım." İşte, biz bugün burada su anlayışı değiştirmek için bir düzenleme gerçekleştiriyoruz.
Değerli arkadaşlar, eğer bir çocuk kasten, tasarlayarak başka bir çocuğu, bir kadını veya masum bir insanı öldürdüyse veya ağır şekilde yaraladıysa ve bunun da sonuçlarını takdir edebilecek durumdaysa, bu vaziyet de sosyal inceleme raporlarıyla tespit edilmişse bu çocuğun cezasında büyük oranlarda indirim yapmak, hem o çocuğa hem mağdura hem de mağdurun ailelerine ve de topluma karşı zulümdür. Biz, çocuklar bilgisayar başında, tablet başında, ekran başında evde tıkılıp kalmasınlar, anne-babalar rahatça, onları okula, sokağa, meydana, spor salonlarına, çarşıya, pazara, bakkala, manava, alışveriş merkezlerine gönderebilsinler istiyoruz. Aileler çocuklarını dışarı gönderdikten sonra "Acaba bir akran zorbalığıyla karşılaşacak çocuğum? Yoksa birilerinin saldırısına maruz kalacak? Eve dönebilecek mi?" diye tedirginlik yaşamasını istiyoruz.
Kıymetli arkadaşlar, suç işleyen çocuğun üstün yararını gözetelim, tamam ama öbür tarafta mezara giren veya ömür boyu bitkisel hayatta yaşamak zorunda kalacak çocuğun üstün yararı yok mu? Onlar bu milletin evladı değil mi? Onların aileleri bu vatanın çocukları değil mi? Onların hukukunu, hakkını korumak da bizim anayasal ödevimizdir. Ama burada şu hususu dile getirmekte fayda var: Değerli arkadaşlar, biz bu kanunla çocuklara verilecek cezayı doğrudan artırmıyoruz, biz hâkime takdir yetkisi veriyoruz. Hâkim, olayın oluşuna bakacak, vakanın ağırlığına bakacak, ortada bir haksız tahrik var mı, yok mu değerlendirecek, öngörülemeyen bir durum oluşmuş mu, oluşmamış mı bunun hesabını yapacak, ona göre takdir hakkını kullanacak. Eğer ortada vahşice, canavarca hisle işlenmiş bir cinayet varsa, cani eyleminden hiçbir pişmanlık duymuyorsa...
ÖZGÜL SAKİ (İstanbul) - Cani demeyin çocuklara!
MÜŞERREF PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) - Ne diyeceğiz, madalya mı takacağız?
MUSTAFA KÖSE (Devamla) - Masum bir insanın ve ailesinin hayatı kararmışken sırf eylemi yapanın yaşı küçük diye hâkime takdir yetkisi vermemek, hâkimin elini kolunu bağlamak doğru değildir; işte, biz bunu düzeltiyoruz.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Hâkimin takdir yetkisi olduğunu avukat olarak biliyorsunuz değil mi?
MUSTAFA KÖSE (Devamla) - Kıymetli arkadaşlar, biz bu teklifle diyoruz ki: Artık organize suç örgütleri "Çocuklara zaten ceza yok, ceza varsa da çok düşük." diye onları istismar etmesin, çocukları suç makinası olarak kullanılmasın.
ÖZGÜL SAKİ (İstanbul) - Suç örgütlerini ortadan kaldırın önce.
MUSTAFA KÖSE (Devamla) - Biz bu kanunda "Anne-baba ateşli silahını çocukların erişebileceği yere koymasın, eğer koyuyorsa ve çocuk da o silahı alıp bir suç işliyorsa dikkatsiz ve özensiz davranışından ötürü ebeveynin sorumluluğu olsun." diyoruz. Değerli arkadaşlar, biz bu kanunla diyoruz ki: Kesici, delici, bereleyici, yaralayıcı aletler çocuklara satılamasın, çocuklar bunları taşımasın, ki bu aletler, Allah korusun, bir suçun konusu olmasın diyoruz. Değerli arkadaşlar, eğer ceza sorumluluğu olmayan bir çocuk suç işlemişse biz bu çocuğumuza yönlendirme tedbirlerini uygulayalım diyoruz bu düzenlemeyle, uygulayalım ki kurumlarımız eliyle bu çocuklar topluma kazandırılsın. Biz bu teklifle diyoruz ki: 15 yaşını doldurmamış bir çocuğumuz suç işlemişse eğer sosyal inceleme raporu alınmadan iddianame düzenlenmesin, eğer iddianame düzenlenmişse hâkim bu iddianameyi geri göndersin. Eğer çocuk 15 yaş ile 18 yaş arasındaysa, bir sosyal inceleme raporu alınmaksızın karar verilmişse hâkim gerekçesinde niye bunu yaptığını izah etsin diyoruz.
Değerli arkadaşlar, biz diyoruz ki: Ortada ağır bir suç varsa hüküm verildikten sonra çocuk doğrudan eğitimevine gitmesin, ıslahı veya rehabilitasyonu tamamlanana kadar kapalı cezaevinde kalsın, ondan sonra eğitimevine gitsin. Biz bunları söylüyoruz, vaktiyle Cem Karaca da şöyle demişti: "Düştüm mapus damlarına öğüt veren bol olur/ Toplasam o öğütleri buradan köye yol olur" Bizim bu düzenlemeyle yaptığımız çocukların mapus damlarına düşmemeleri için hem öğüt vermek hem de gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçirmektir.
Kıymetli arkadaşlarım, Komisyon toplantımız sırasında Selcan Taşcı Vekilimizin verdiği bir örneği burada paylaşmak istiyorum: Bir kişi 17 yaş 11 ay 29 günlükken bir kadını katlederse hukuk onu çocuk olarak tanımladığı için...
ÖZGÜL SAKİ (İstanbul) - Ya, kadın cinayetlerini araçsallaştırmayın.
MUSTAFA KÖSE (Devamla) - ...bu suçun karşılığı olan cezadan muaf olacak, "Cezasını çeksin." diyenler "Ama çocuk..." diye linç edilecekler ama aynı kişi, aynı suçu sadece iki gün sonra işlerse artık hukuk onu çocuk olarak tanımlamadığı için suçu iki gün önce işlese onu çocuk diye savunanlar, kollayanlar ve ceza isteyenleri linç edenler sokaklara dökülecek ve "İyi hâl indirimi olmasın, cezalar artırılsın." diyecekler.
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Hukuk böyle bir şey yani bir avukat olarak çok ilginç (!)
MUSTAFA KÖSE (Devamla) - Gördüğünüz gibi, suç bilinci, ceza ehliyeti iki günde değişmiyor. Bu ülkede sizin çok iyi yetiştirdiğiniz ahlaklı çocuklar zorbalandığında, öldürüldüğünde çocukların yaşama hakkını konuşmadığımız kadar eğer faillerin hak ve hukuklarını konuşmak durumunda kalıyorsak ortada bir problem var demektir. İşte, biz, bu teklifle bu problemi ortadan kaldırmak için önemli bir adım atıyoruz.
Değerli milletvekilleri, bu teklifle biz tek başına çocuk suçluluğunu ortadan kaldıracak değiliz, böyle bir iddiamız da yok. Araştırma komisyonumuzun verileri de böyle bir sonuca işaret etmemekte. Çözüm erken çocukluk döneminden başlayan aile desteklerinde, okula devamın güçlendirilmesinde, ruh sağlığı ve bağımlılık hizmetlerine erişimde, güvenli mahallelerde, sağlıklı akran ilişkilerinde, dijital risklerin azaltılmasında, etkili sosyal incelemede, bireyselleştirilmiş rehabilitasyonunda ve ölçülü bir adalet sisteminde yatmaktadır. Ceza hukukuna ilişkin hükümler bu bütünün önemli fakat tek başına yeterli olmayan bir parçasıdır. Çocuğu korumak, işlenen ağır bir fiilin sonuçlarını görmezden gelmek demek değildir, mağdurun hakkını savunmak da çocuklardan ümidi kesmek anlamına gelmez. Teklifimiz bu dengeyi bilimsel veriler, çocuğun üstün yararı, ölçülülük ilkesi, mağdur hakları ve toplum güvenliği temelinde kurmayı amaçlamaktadır. Uygulama sürecinin de düzenli bir biçimde objektif göstergeler üzerinden izlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Uygulamada ortaya çıkabilecek eksikliklerin giderilmesi ve sistemin sürekli geliştirilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu meselenin günlük siyasi tartışmaların ötesinde ortak bir toplumsal sorumluluk olduğunu düşünüyoruz. Üstat Necip Fazıl'ın çok güzel bir sözü var: "Aldığımız nefesi bile geri vermek zorundaysak bu dünyada hiçbir şey bize ait değildir, her biri emanettir." diyor. Bu makamlar, mevkiler hepsi gelecek ve geçecek ama bu makamların sahibiyken bizler, emanetin hakkını teslim etmek ve toplumun ihtiyacı olan böylesi düzenlemeleri hayata geçirmek mecburiyetindeyiz. Çocuklarımızı suçtan koruyan, suçla temas etmiş çocukları yeniden topluma kazandıran, mağdurların hakkını gözeten ve toplumun adalete olan güvenini güçlendiren bir sistemi hep birlikte kurmalıyız.
Bu düşüncelerle, kanun teklifimizin ülkemiz, milletimiz ve çocuklarımız için hayırlı olmasını diliyor, Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)