GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:121
Tarih:06.08.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de işlenen her 100 cinayetten 15i'nin faili çocuk hâline geldiyse, bir yılda 200 binden fazla çocuk suç işler, 300 bine yakın çocuk da suçtan mağdur olur hâle gelmişse bu bir toplumsal çöküş tablosudur. Şimdi, bu teklifle, toplumsal adalet duygusu okşanmaya çalışılıyor ama bunca suçun zemininin bu iktidar döneminde oluşmuş olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği gibi onları üzerlerindeki sorumluluk ve vebalden de kurtarmaz. Zira, bir çocuğu suçlulaştıran en temel faktör ekonomik yoksunluk olduğu hâlde siz derin yoksulluk gerçeğine "algı" der, okullarda bir öğün ücretsiz yemek dahi vermezsiniz çocuk suçluluğunu önleyemezsiniz. Çocuğu suçtan korumaktaki birincil mevzi olan aileyi açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm ederseniz çocuk suçluluğunu önleyemezsiniz. Okulları, hastaneleri ticarethaneye dönüştürürseniz, fırsat eşitliğini tarihe gömerseniz, okullarda rehber öğretmen dahi istihdam edemez... Ya, 2.200 öğrencisi olan bir okulda 4 rehber öğretmen olur mu Allah aşkına? Bu öğretmenler hangi çocuğu tanıyacak, hangi çocukla ilgili erken risk tespiti yapacak da hangisini rehabilite edecek? Çocuk suçluluğunu böyle önleyemezsiniz. Önleyemediğiniz gibi öğretmenlerimizi de maalesef katilleşen çocuklara kurban edersiniz. Rahmet olsun Fatmanur Çelik'e, rahmet olsun Ayla Kara'ya.

Arkadaşlar, çocuk suçluluğunu toplumun yozlaşmasına seyirci kalarak, suçu magazinleştiren, pedofiliyi, ensesti magazinleştiren yayınlarla da suçu karşısında ailecek çekirdek çitlenen bir izlenceye dönüştürerek önleyemezsiniz. Bakın, Casperlar suç örgütü ana iddianamesindeki 223 sanıktan 20'si 18 yaş altı, aynı örgütle ilgili bir başka davada 57 çocuk cinayetten gasba kadar 41 farklı suçla suçlanıyor; keza, Daltonlar, Redkitler suç örgütleri de aynı şekilde ve biz tam da bu yüzden, çocuklar dolaylı fail olarak kullanılamasın diye bu teklifteki birçok maddeye destek verirken çocukların şuur altına bazı katillerin iyi, bazı çetelerin iyi, bazı suçların toplumsal adalet için gerekli olduğu kanaatini yerleştiren ve devletin boşalttığı alanların suç örgütlerince doldurulmasını meşru gösteren dizileri överek, dizi karakterlerini rol model göstererek çocuk suçluluğunu önleyemezsiniz. Çocuk suçluluğunu devletin besleyemediği, barındıramadığı, eğitemediği çocukları "Al bunları sen besle, sen barındır, sen eğit." diye cemaatlerin kucağına atarak devletin yükümlülüklerini paralel yapılara devrederek önleyemezsiniz. FETÖ'nün azılı birer devlet millet düşmanına dönüştürdüğü çocuklar -unutmayacağız bunu hiçbir zaman- bu iktidarın himayesinde teröristleştirildi.

Çocuk suçluluğunu, çocuk katillerini affederek önleyemezsiniz. Hiçbir çocuğu çocuk katillerini affederek çocuk katletmenin kötü bir şey olduğuna ikna edemezsiniz. 2012'den itibaren terör örgütlerinin çocuk militan sayısı yüzde 159 artmış. Neden diye düşünmek ister misiniz? Cezai sorumsuzluk çocukları daha kullanılabilir hâle getiriyor olabilir mi mesela? "Koruyoruz." derken kaç çocuğu bu yolla çetelerin, örgütlerin kucağına attık, düşünmek ister misiniz üzerine? Bir yandan çocuklara kurşun sıktıran, bomba attıran terör örgütlerini kutsayıp da diğer yandan çocuklara cezasızlık istemek, çocukların haklarını değil, kullanıldıkları o kirli, kanlı zeminin sürdürülebilirliğini korumakla ilgilidir ve sevgili arkadaşlar, suçu suç olarak tanımlamaktan dahi imtina eder hâle gelirseniz "fail çocuk" diye eğilimi suç olmaktan çıkarmaya kalkarsanız çocuk suçluluğunu önleyemezsiniz.

Değerli arkadaşlar, bu ülke son yirmi beş yılda çocuklarına içinde açlık olmayan, yokluk olmayan, şiddet olmayan milyonlarca yuva borçlanmıştır, yüzü gülen ebeveynler borçlanmıştır. Bu ülke psikopatın birinin tekmeyle dalıp da önüne geleni tarayamayacağı güvenli okullar, sınıflar borçlanmıştır, kaygısız öğretmenler borçlanmıştır, tehlikesiz sokaklar borçlanmıştır ve her güvendiğinde başına yıkılmayan, sırtını dayayabileceği dağ gibi bir devlet borçlanmıştır, adalet borçlanmıştır en çok da. 18 yaş altı 10-15 kişi tarafından katledilen 16 yaşındaki Emir'e adalet borçludur bu ülke. Akranınca öldüresiye dövülen ve iki yıldır bilinci kapalı olan 14 yaşındaki Murat Duha'ya adalet borçludur. Biri 17, biri 14 yaşında 5 canice katledilen Hakan Çakır'a; 13 yaşındaki fail tarafından öldürülen 15 yaşındaki Alperen Ömer'e; 15 yaşındaki fail tarafından katledilen 17 yaşındaki Atlas'a; biri 14, biri 15, biri 16, biri 17 yaşındaki faillerce hunharca katledilen 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi'ye adalet borçludur. 31 bıçak darbesiyle katledilen Gülden Coni'ye adalet borçludur. Biri 13, biri 14 yaşındaki iki failin tecavüzüne uğrayan, haftalarca yoğun bakımda kaldıktan sonra can çekişerek hayatını kaybeden 2 yaşındaki Sıla bebeğe adalet borçludur ve adalet, suç-ceza dengesiyle tesis edilir, suçun karşılığını bulabilmesiyle tesis edilir; failin değil, mağdurun hakkını önceleyerek inşa edilir. Sloganlaşan bir cümle var: "Cezaları artırmak suç oranını düşürmez." Peki, cezaları düşürmek suç oranını düşürür mü? Almanya diversiyon uygulamalarına örnek ülkelerden; 2025'te ağır şiddet suçları bir önceki yıla göre, evet, gerçekten de yüzde 2,3 azalmış gözüküyor Almanya'da ama aynı istatistiklerde bir de ne gözüküyor biliyor musunuz, şiddet içeren suçlara karışan çocukların sayısının bir önceki yıla göre yüzde 3,3 arttığını; cezalar az ama suça karışan çocuk sayısı artmış. İspanya; kapatma, istisnai tedbir, parmakla gösterilen eğitim merkezleri var. Son yılların en önemli gündem merkezi ne İspanya'da biliyor musunuz? Çocuk suçluluğundaki artış. 2024 yılında 18 yaş altı suçlar bir önceki yıla göre yüzde 3,8 artmış. İngiltere bu 2 örneğe göre daha katı. Cezai sorumluluk yaşı 10, müebbetle yargılama var. 2024 yılında çocuk adalet sistemine giren çocuk sayısı bir önceki yıla göre yüzde 4 düşmüş, son on yılda yüzde 65'lik bir düşüş yaşanmış. Bunlara bakarak şimdi "Cezalar artınca suç oranı düşüyor." diyebilir miyiz? Bence hayır. "Cezalar azalınca suç artıyor." diyebilir miyiz? Onu da diyemeyiz. Dememiz gereken şu: Çocuk suçluluğu tek bir değişkenle açıklanamaz. Dolayısıyla biz İYİ Parti Grubu olarak ağır suçlarda yaşa bağlı otomatik ceza indiriminin kaldırılmasını destekliyoruz; rehabilitasyonu infaz sürecinin bileşeni olarak kurgulamak kaydıyla. Çünkü biz kanunlara, kurallara uyanın değil uymayanın bedel ödediği bir düzeni savunuyoruz. Toplumu kendi adaletini tesise yöneltmeyeceği bir hukuk düzenini savunuyoruz. Komisyonda da ifade ettim; 18 yaşını doldurduğu gün bir kadını katleden fail için "Ceza indiriminden faydalanmasın." çağrıları yapıp da "Failin değil mağdurun haklarını önceleyin." çağrısı yapıp da aynı fail aynı suçu sadece bir gün önce işlediğinde onun için otomatik ceza indirimi istemek akla da mantığa da vicdana da aykırıdır. Suç bilinci herhâlde bir günde gelişebilen bir şey değildir. Biz ebeveyn yükümlülüğünün ihlaline cezai yaptırımı destekliyoruz ama teklifin misyonunun sorumluluktan kaçmak değil sorumluluğu yaymak olması gerektiğine inanıyor ve aileyle birlikte, ailesinin yanında sağlıklı bir gelişim gösterme imkânı bulunmayan çocuklarla ilgili koruyucu mekanizmaları işletmeyen bütün kurum ve kuruluşları da yaptırım kapsamına alalım diyoruz. Korumakla mükellef olduğu çocuk açken karnını doyurmayıp, açıkça iken çatı olmayıp, onun elinden tutup okulla buluşturmayıp, onunla ilk defa ve en heybetli hâliyle mahkeme salonunda tanışan devlet, o saatten sonra vereceği ceza ne olursa olsun sorumludur diyoruz.

Biz hâkime takdir yetkisi verilmesini destekliyoruz ama önce hükmün sosyal medya mahkemelerinde verilmeyeceği bir adil yargılama garantisi istiyoruz. Yargı mensuplarının yüzde 72,5'inin çocuk adalet sistemindeki deneyimi üç yılın altında. Takdir yetkisi tanınan hâkimler için ihtisaslaşma şartı arayalım diyoruz. Takdir yetkisi usul güvencesine kavuşturulsun diyoruz. Biz, evet, canavarca suçu işlemiş bir fail doğrudan eğitim evine gitmemeli diyoruz. Bir çocuğa onu sağlıklı bir birey olarak yetiştirmekle mükellef olduğunuz süreçte sağlamadığınız imkânları o suç işledikten sonra sağlarsanız ve ceza olarak tanımladığınız süre içinde sadece sağlarsanız, cezayı çocuğun kafasında konfor olarak kodlarsanız suç işlemenin kötü bir şey olduğu değil, çok da kötü bir şey olmadığı bilincini oluşturursunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Biz sosyal inceleme raporlarının iddianamenin kabul şartına dönüştürülmesini destekliyoruz. 15-18 yaş aralığı da dâhil, hiçbir dava eksik soruşturmayla açılmamalı diyoruz.

Çok şey var söylenecek özellikle sosyal politikalar anlamında ama özetle, aslında biz, hukuk çocuk da olsa kimseye suç işleme özgürlüğü tanımaz, tanımamalı diyoruz. Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun diyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)