| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 121 |
| Tarih: | 06.08.2026 |
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri takip eden yüce Türk milleti; biz, dünyanın en büyük imparatorluğunu kurmuş bir milletiz ama bu cümlenin altı o kadar dolu ki sadece bir tarih cümlesi olarak, tarih kitabı cümlesi olarak okuyup geçemezsiniz. Mesela, 1299 yılını düşünün, Söğüt'te kendi hâlinde 400 atlısı olan küçük bir uç beyliği; sonra aradan sadece yirmi yedi yıl geçiyor, Orhan Bey Bursa surlarına dayandığında arkasında 38 bin kişilik devasa bir süvari ordusu var. 400 çadırdan böyle bir güce bu kadar kısa sürede nasıl ulaşırsınız? Kılıçla, kalkanla açıklanacak bir iş değil bu. Belli ki o küçük beylik Anadolu'daki dağınık Türk boylarının sessiz sedasız beklediği o büyük amacı tek başına üstlenmiş, koca bir ruhu ayağa kaldırmış, aynı ülkü etrafında birliği ve beraberliği oluşturmuştu. Bugün biz de bir ve beraber nice kimseleri içinde barındırmış bu birlikten güç almış, cihana hâkim olmuş o kudretli devletin mirasçıları olarak buradayız. Üstelik, sadece mirasçı değil, o mirasın yükünü omuzlayan evlatlar olarak. Birlik olmak, aynı hedefe kardeşçe yürümek bizim genetiğimize işlenmiş. Anadolu'da çok sevdiğim, çok daha doğru bulduğum bir söz vardır: "Et tırnaktan ayrılır mı?" Elbette ayrılmaz. Yüzyıllardır yedi düvele kafa tutabilmemizin, her düştüğümüzde yeniden kalkabilmemizin sırrı tam olarak da burada yatıyor. Bazen zorlanıyoruz, doğru; şairin "Rüyama girdi her gece bir fatihane zan." derken hissettiği o ince sızı boşuna değil. Biz sıradan bir coğrafyada sıradan bir hayatta kalma mücadelesi vermiyoruz. Rahmetli Dündar Taşer bunu o kadar güzel özetlemiş ki "Bizler ne geri kalmış milletlerden birisi ne de Kurtuluş Savaşı yapan kavimlerin birincisiyiz. İstiklalini son elli yıl içinde bizden almış 19 ülkenin efendisiyiz." Bu sözü okuyunca insanın omuzlarına ciddi bir ağırlık çöküyor. Serdengeçti olmak, "Önce ülkem ve milletim" diyebilmek, memleket için gerektiğinde her şeyden vazgeçebilmek işte, bu ağırlığı taşıyabilmekle ilgili. Geçmişin bu mirası doğal olarak siyasi şuuru da yaratıyor. İşte, bu millî şuur milliyetçi hareketi var etmiştir. Bugün toprağı mayalayacak Edebalilere, devlete akıl verecek Çandarlılara eskisinden daha çok ihtiyacımız var çünkü "millet" dediğimiz yapı öyle kâğıt üstünde sınırları çizilen, akşamdan sabaha kurulan bir şey değil. Kahramanlar ya da aydınlar tek başlarına bir millet yaratamazlar. Kanla, inançla, acıyla, sevinçle binlerce yılda yoğrulan ve ortak değerlerde buluşan kocaman bir candan bahsediyoruz. İşi bu boyutuyla ele alınca karşımıza çıkarılan terör meselesinin sadece dağdaki mesele olmadığını da net şekilde görüyorsunuz.
Değerli milletvekilleri, asıl amaç; o ortak değerleri parçalamak, eti tırnaktan ayırmak, etnik farklılıklar üzerinden suni tartışmalarla bizi birbirimize düşüreceğini sananlar bu milletin mayasını hiç ama hiç anlamamış olanlardır. Terörsüz Türkiye bizim için sadece bir güvenlik sorununun çözümü değil doğunun, batının, kuzeyin, güneyin bir arada yaşama iradesini savunma meselesidir. Bölücülüğe inat, safları daha çok sıklaştırarak, aynı bayrağın altında aynı dualara "Âmin!" demeye devam edeceğiz.
Değerli milletvekilleri, eski efsanelerimize dönüp baktığımızda hep bir çıkış yolu buluruz. Ergenekon masal değildir; köşeye sıkıştığımızda ne yapacağımızı anlatan bir pusuladır aslında, çok iyi değerlendirmek lazım. O dağı eriten ateş bugün bizim içimizde duruyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin lütfen.
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Bazen sessiz kalıyorsak, sabrediyorsak bunu kimse acizlik sanmasın, bunu bir acizlik olarak değerlendirmesin. Devletin bir aklı ve binlerce yıllık bir hafızası var. Ta 1299'lara gittim, çok daha öncesine gitmemiz mümkün. Kuralımız bellidir; demir eritilinceye kadar sabredeceğiz ama o demir eridiğinde bu millete pusu kuranların başına nelerin yıkılacağını da cümle âlem görecek inşallah.
Kıymetli milletvekilleri, zor günlerden geçiyoruz belki ama umutsuzluğa asla ve asla yer yok. Şüphesiz her zorlukla beraber bir kolaylık vardır; biz buna canıyürekten inanıyoruz diyor, Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.