| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 121 |
| Tarih: | 06.08.2026 |
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidarın çoğu işinde faturayı her zaman vatandaş ödüyor. Hangi konuda? Mesela, şimdi, depozito konusunda. Eğer siz ambalajlı eşyaları veya kullandığınız ambalajlı malzemeleri tekrar iade ederseniz 1 lira alıyorsunuz ve bu sırada bunlarla ilgili zam geldi. Ne kadar? Yüzde 20 ile 30 arası. Neden vatandaş yapsın bu işleri? Siz Avrupa'dan örnek almıyor musunuz? Hani şu Almanya, Fransa, zaman zaman da İngiltere sizi kıskanıyor, Amerika da çatlıyordu ya, öyle söylüyordu bir sabık bakanınız. Şimdi, bunu da çöpleri evlerde insanlar ayrı ayrı, tenekeyi ayrı, şişeyi ayrı, kağıdı ayrı toplasa ve de birlikte verse, belediyelerle beraber çalışsanız, sonra da bunlar tartıya çıksa Avrupa'nın yapmış olduğu gibi ve bunlar çöp vergisinden, çevre vergisinden veya emlak vergisinden düşürülse olmaz mı? Neden vatandaşı bu şekilde kötü işlere doğru teşvik ediyorsunuz? Neden bu noktada esnafı da muvazaalı işler yapmaya teşvik ediyorsunuz? Yeniden düşünün bu işi. Yaptığınız iş, attığınız taş ürküttüğünüz kurbağaya değmiyor maalesef.
Şimdi sizlere hatırlatıyorum: Raşid El Gannuşi. Gannuşi kimdir biliyor musunuz? Siz Adalet ve Kalkınma Partililer, Türkiye'de "Muhafazakârız." diyenler, "İslamcıyız." diyenler, "İslama gönül verdik." diyenler bir zamanlar bu şahsın yazdıklarına ve konuştuklarına çok ciddi kulak veriyordunuz. Gannuşi "İslamla demokrasi örtüşür." diyen bir adamdı, değerli bir filozoftu ve İslam dünyasının son zamanlarda yetiştirmiş olduğu Muhammed Rızgani'den sonraki en büyük profesörlerden, en büyük alimlerden bir tanesiydi ve bu şahıs Nahda hareketinin lideriydi ve 2011 yılında, daha sonra da halk ayaklanmasının ardından da Tunus'un selameti için önemli katkılarda bulunmuş, 2019-2021 yılları arasında orada Meclis Başkanlığı ve siyaset yapmıştır. Şimdi ise nerededir? Burada bir darbe olmuştur, Cumhurbaşkanı bir darbe yapmıştır ve bu darbeden sonra Gannuşi cezaevindedir, Gannuşi ölüm döşeğindedir. Bu noktada Türkiye'den sadece eski Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül devreye girmiş, bir konuşma yapmış ve aynı zamanda da sosyal medyasında paylaşmıştır. Şimdi, ben iktidara sesleniyorum: Çok güçlü bir iktidar olduğunuzu söylüyorsunuz, aynı zamanda, Kuzey Afrika'da, Ön Asya'da söz sahibi olduğunu söylüyorsunuz. O da göreceli ya, İsrail'de ne kadar, Gazze'de ne kadar, Lübnan'da ne kadar Suriye'de, Golan tepelerinde ne kadar söz sahibi olduğunuz da ortadayken ben buradan diyorum ki gelin, bu 85 yaşındaki kişi hiç olmazsa cezasını evinde çeksin, evinde ölsün. Bu noktada hep beraber... Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanına da bir çağrıda bulunuyorum, burada diplomasiyi devreye sokun diyorum.
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan yeniden seçimleri kazandı ve başbakan oldu. Değerli arkadaşlar, değerli konuşmalar yapıyor kendisi, yıllardır Ermenistan-Türkiye ilişkileri hiçbir zaman normalleşmedi. Karabağ nedeniyle Azerbaycan'daki toprakların Ermenistan tarafından Rusya'nın desteğiyle işgal edilmesiyle beraber, aynı zamanda da 1915'li yıllarda Ermeni soykırımı iddiaları nedeniyle Türkiye-Ermenistan ilişkileri hiçbir zaman normalleşmedi. İlk defa normalleşiyor. Ne diyor kendisi? "Ermenistan-Türkiye ilişkilerini Ermenistan ile Türkiye belirler." diyor. Ermeni soykırımı iddiaları... Böyle bir şey yoktur, Fransa kendi işine baksın, İngiltere kendi işine, Amerika kendi işine baksın, biz kendimiz belirleriz bunları, bunlar tarihçilerin işidir. Burada çeşitli olaylar olmuştur ama bir soykırım olmamıştır, Türkiye-Ermenistan ilişkilerini normalleşirken de bu kapının açılması lazımdır. Bir yandan ticaret yapılıyor ama ticaret kapısı kapalı. Bu kapının açılması lazımdır. Ben Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ı seçimleri kazandığı için bir kez daha tebrik ediyorum ve soykırım iddialarını da bir kez daha tarihçilere bırakacağımızı söylediği için de şükranlarımızı arz ediyoruz. Aynı zamanda, Türkiye'nin tezine karşı da bütün dünya kulak vermelidir. Bütün arşivlerimiz açıktır ve Fransa da arşivlerini açmalıdır, diğer ülkeler de açmalıdır.
Değerli arkadaşlar, staj ve çıraklık mağduriyetleri var. Staj ve çıraklık sürecinde yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla bir kanun teklifi verdim. Nedir? Bu insanların staj yaptıkları belli, tarihleri belli ve bunların aynı zamanda çıraklık yaptıkları tarihler belli. Geriye dönük olarak borçlanmak istiyorlar. Bu borçlanmaları çok yaptınız, bunları tütüncüler için yaptınız. Hatırlarsanız kota geldiği zaman -ben Manisa Milletvekiliyim, Manisalıyım- burada bunları yaptınız, doğru işler yaptınız. Gelin, burada da aynı şekilde... Bunlar borçlanacaklar; Hükûmete, hazineye bir yükleri olmayacak ki! Borçlanıp geriye dönük olarak, aynen askerlikte yaptığınız gibi -doğumlarda geriye dönük yapmadınız ama doğum sürelerini de bunda borçlanmalara dâhil ettiniz- bununla ilgili olarak yapabilirsiniz. Yapmanızı bekliyoruz ve gerçekten bu insanların büyük bir beklentisi.
Diğer bir konuyu biraz önce bir milletvekili arkadaşımız dile getirdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun lütfen.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Asgari ücret kaç para? 28 lira 75 kuruş. Ne zaman belirlendi? Ocak ayında belirlendi. Gelin, bununla ilgili olarak -enflasyon çok büyük rakamlarda ve 6 bin liraya yakın paraları eridi bu insanların- 2 defa yapın. 2 defa yapın ama işverenin yükünü azaltmak için de bu vergi muafiyetleriyle ilgili vergilerin yüzdesini tekrar yeniden düşürmek ve onlara da yük olmamak adına bunların mağduriyetlerini gidermenizi istirham ediyoruz.
Değerli arkadaşlar, değerli milletvekilleri; mahkûm yakınları Ulus'ta eylem yapıyorlar. Türkiye'de 12 defa İnfaz Kanunu değiştirildi. Bu bir noktada yamalı bohçaya dönüştü. Ya, şu Avrupa'yı bir örnek alın, orada böyle infaz yasaları yapılıyor mu? 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 diye yapılıyor mu? Yapılmıyor arkadaşlar. O nedenle şimdi bir terörsüz Türkiye adına değerli çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmalar silahların bırakılması adına çok önemli. Türkiye'de silahların susması, insanların öldürülmemesi ve insanların kendi fikirlerini, düşüncelerini özgür bir şekilde dile getirmesi açısından ben çok değerli buluyorum. Ardından da demokratik siyaset çok önemlidir ama Türkiye'nin idari bütünlüğüne, toprak bütünlüğüne, siyasal bütünlüğüne halel gelmemek şartıyla. Burada da mahkûmlar diyorlar ki: "TCK 158 eksik çıkarıldı, aynı zamanda, 31 Temmuz Covid yasasında yine eksiklik yapıldı." Giderdik onun bir kısmını, direnmemiz sonucunda mecbur kaldınız, mahkûm ailelerinin de sayılarının çoğunluğu nedeniyle, 430 bine yakın insan cezaevinde, 500 bine yakın insan da bugün dışarıda geziyorlar ve bu insanlar aynı zamanda denetimli serbestliğe tabiler. Bununla ilgili, Çek Yasası'yla ilgili, TCK 158'le ilgili, Covid yasası ve disiplin suçlarıyla ilgili cezalarla ilgili de bir af çıkartmanızı istirham ediyorlar.
Değerli arkadaşlar, Kıbrıs'ta ciddi bir çalışma yapılıyor, bu çalışmayı daha dikkatli bir şekilde Türkiye'nin izlemesi gerekmektedir. Guterres Kıbrıs'tadır, Kıbrıs'ta geçmişte çalışmalar yapıldı. Avrupa Birliği Güney Kıbrıs Rum cumhuriyetini Avrupa Birliğine alırken Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni almadılar. O günden bugüne kadar, 20 Temmuz 1974'ten beri de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti devleti de bu noktada sınıfta kalmıştır, hangi hükûmet olursa olsun sınıfta kalmıştır. Bununla ilgili olarak da Guterres'in çalışmaları dikkatli bir şekilde takip edilmelidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanımaları ve Avrupa Birliğine almaları aynı zamanda da bizim oraya götüreceğimiz doğal gazı daha önce elektrik olarak götürmek istedik, izin vermedi Avrupa Birliği... Bu Avrupa Birliği konusuna da Dışişleri Bakanlığının ve Cumhurbaşkanlığının hassasiyet göstermelerini istirham ediyoruz.
Son bölüm olarak da şunu söylemek isterim arkadaşlar: Türkiye'de arıcılara, arıcılık yapanlara siz teşvik veriyorsunuz kovan başına 140 lira ila 200 lira arasında. Ne zaman veriyorsunuz? Mart ayında veriyorsunuz. Doğru, yapıyorsunuz ama bunu yerel yönetim seçimlerinden önce hemen verdiniz, ardından gelip geçen iki yıl içerisinde de vermediniz; ta ki mayıs geldi vermediniz, haziran geldi, zorla, bizim baskılarımızla, arıcılarla... 100 bin kişi arıcılık yapıyor arkadaşlar, biz bal ihracatı yapıyoruz değerli arkadaşlarım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
Buyurun.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Bu bal ihracatı bizim ithalatımızı yani cebimizden döviz gitmesini önlediği gibi döviz getiriyor, bu insanlar katma değer sağlıyorlar. Şimdi ne yaptınız? Orman arazilerinde eğer bu insanlar kovanlarını götürürlerse bunlar kovan başına 100 lira verecekler, ya 140 lira veriyorsunuz, geri alıyorsunuz Allah aşkına ya! Bu adil değil ki. Siz arıcılığı öldürmek istiyorsunuz, aynı zamanda ihracatımızı durdurmak, bal ithalatını Türkiye'ye getirerek birilerini zengin etmek mi istiyorsunuz? Bırakın bu insanlar arıcılık yapsınlar. Orman arazilerinde yapmayıp da nerede arıcılık yapacaklar? Türkiye'de bütün araziler orman arazileri hemen hemen, ya hazine arazisi, ya orman arazisi, başkalarının arazilerine gidip de kovanlarınızı koyabilir misiniz? Koyamazsınız. O nedenle de buradan ben Tarım ve Orman Bakanlığını da uyarıyorum ve Hükûmete de diyorum ki: Bir an önce bunlarla ilgili bir çözüm bulun.
İktidar Güneş Motele rezervasyon mu yaptırdı acaba diye düşünüyorum. İktidar partisi sandıkta milletin vermediği yetkiyi belediye başkanı ve milletvekili transferleriyle toplamaya çalışıyor. Yıllardır Güneş Motelini dilinize doluyordunuz, lütfen...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Peki, tamamlayın lütfen.
Son cümle, buyurun.
SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Bununla ilgili olarak büyüdüğünüzü zannediyorsunuz. Vallahi bilmiyorsunuz, tallahi büyümüyorsunuz, bu bir hormonlu büyüme arkadaşlar, yapmayın, etmeyin. Belediye başkanları size niye transfer olsunlar? Ya bir şantaj yapılıyordur, bunların dosyaları vardır yahut da bunların hakikaten zafiyetleri vardır veyahut da bunlar hizmet alamıyorlardır muhalefet milletvekili, belediye başkanı oldukları için, sizden hizmet alabilmek için de partinize katılıyorlar. Bunlar muvazaalı işlerdir, büyümenin yolunu söylüyorum size. Büyümenin yolu hukuk devletidir, büyüme yolu adalet yani gelir dağılımında adaleti sağlamaktır, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak ve aynı zamanda demokrasiyi içselleştirmekten geçer diyorum.
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.