| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 120 |
| Tarih: | 05.08.2026 |
YENİ PARTİ GRUBU ADINA SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; yıl 2010, Nazilli İlçe Başkanıyım, o zaman -2002-2010- sekiz yıl olmuş AKP iktidarı, ben de çıktım, konuşma yapıyorum. 3Y'den bahsettim, 3Y'nin geldiği durumdan bahsettim. Şimdi yıl olmuş 2026, yine 3Y'den bahsetmek durumundayım.
Neydi? AK PARTİ'nin geldiği noktada 3Y'ydi. Yolsuzluk, evet, yolsuzluk, yolsuzluk... Yolsuzluktan hakkında dava açılan kamu görevlisi var mı? Hepsi ne? CHP ve Yeni Parti'nin ya da muhalif partilerin belediye başkanları. Var mı? Yok. GRECO kuralları nerede, uygulama var mı? Yok; Avrupa Konseyi bu konuda denetimini yapamıyor.
Yasaklar.... Yahu, yasaklar diyoruz, aklıma ne geliyor. Bugün şehit yakınları, gaziler içeri giremediler, kendi yasal düzenlemeleri için toplantıya girmek istediler, Millî Savunma Komisyonu toplantısına giremediler. Yasaklar.... Çankaya Kapı'nın önündeki o mülakat mağduru ve özel okullarda çalışan öğretmenleri anlatmıyorum; saçlarından sürüklendiler. Nerede Anayasa? Anayasa'nın 11 ila 19'uncu maddeleri nerede? Ölçülülük nerede? Nerede? Yok.
Başka ne vardı? Yasaklar, yolsuzluk ve yoksulluk. Yoksulluğu anlatmamıza gerek var mı? Yirmi dört yıldan sonra geldiğimiz nokta da şu: Benim babam Sümerbank emeklisi, Sümerbank işçisi olarak emekli oldu, bir ev aldı. Şimdi hadi alsınlar bakalım ev. Yahu, emekli olan, Sümerbanktan emekli olan emekli maaşının üçte 1'ini kiraya, üçte 1'ini torunlara, üçte 1'yle de ev ihtiyaçlarını karşılıyordu. Hiç unutmam, bizim Aydın da huzurevleri var, huzurevine girecek insan, eski Türkiye'de o emekli maaşının veriyordu üçte 1'ini, geri kalan üçte 1'ini gene torunlarına, üçte 1'yle de kendi ihtiyaçlarını karşılıyordu. Hadi emekli olan çıksın... Evi boş verin, kirada kalacak parası yok. 20 bin lira parayla, artırımla beraber 23.555 lira parayla siz ev kiralayamazsınız. Nasıl ev kiralayacaksınız? Açlık sınırı olmuş 36 bin, siz çıkmışsınız, asgari ücretliye 28.078 lira veriyorsunuz, emekliye verdiğiniz en az maaş 23.555 lira, çıkıp da "Emekliye hakkını verdik." diyorsunuz. Yazık ya, yazık! Çiftçi üretemiyor ya! Büyük Menderes havzasında pamuktan geçilmiyordu, gittiniz Yunanistan'dan, Kazakistan'dan pamuk aldınız, Türk çiftçisini bitirdiniz. Yalan mı? Urfa'da aynı şekilde değil mi? Pamukçu mı kaldı? Yahu, arkadaşlar, ithalat lobisini getirdiniz, Tarım Bakanlığını ele geçirttiniz. Üretemiyoruz. Esnaf, esnafın durumunu anlatmaya gerek var mı? Siftah yapamayan bir esnaf var. Yani bir memlekette 4,5 milyon aileye siz Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından, Aile Bakanlığı tarafından yoksulluk yardımı yapıyorsanız ve yoksulluk sınırı olarak da 24 milyon kişi devletten yardım bekliyorsa, siz çıkmışsınız, hangi "Y"lerden bahsediyorsunuz? Vatandaş geleceğini kuramıyor; gelecek kaygısı olan gençler, işsiz gençler, mimar olmuş, mühendis olmuş, doktor olmuş, geleceğini kuramayan insanlar. Mimar çıkmış Mimar Sinandan, en iyi üniversiteden, 35 bin lira para veriliyor, 35 bin lira. 1+1 ev kirası 20 bin lira, 15 bin lira kalacak, anne babası yardımcı olacak. Eski Türkiye'de emekli anne babası yardımcı oluyordu, şimdi olabilir mi? Evlendiler, ne olacak? 70 bin lira olacak. Ya, 70 bin lirayla bu çocuklar sağlığa mı, eğitime mi, kendi çocuklarının geleceğine mi bakacaklar? Yazıklar olsun, geldiğimiz noktaya bakın. Bir de hukuk, hukuk... Hangi hukuktan bahsediyorsunuz? Hukuk bitmiş, adalet çığlıkları her tarafta, Anayasa Mahkemesinde 92 bin derdest dosya var ya bireysel başvuru hakkını kullanan, adil yargılama hakkı ihlalleri var, kişi güvenliği ihlalleri var, özgürlük ihlalleri var. AHİM davalarında 1'inci sıradayız Türkiye olarak, sonra çıkmışınız hukuktan, adaletten bahsediyorsunuz. Ya, arkadaşlar, bu memlekette muhalifleri çıkıp sabahleyin operasyondan sonra alıp götürüyorsunuz. Bir örnek vereyim ben size: Konuşuldu, Veli Ağbaba Milletvekilimizin on dokuz yıllık danışmanı Özlem Hanım... Ya, Ankara'dan alıyorsunuz İzmir'deki soruşturma nedeniyle Şakran Cezaevine götürüyorsunuz Aliağa'ya. Oradan alıyorsunuz Silivri'ye götürüyorsunuz, Silivri'den Sincan'a getiriyorsunuz. Ne bu zulüm ya! Ne bu zulüm ya!
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - İşkence, kötü muamele!
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) - Ne bu zulüm ya! Çankaya Belediye Başkanı yurt dışına çıkmış, evine operasyon yapıyorsunuz, ondan sonra ofisine operasyon yapıyorsunuz, Belediyeye operasyon yapıyorsunuz, CMK 170'e aykırı olarak aldığınız dijital verilerin kopyalarını vermiyorsunuz, avukat sokmuyorsunuz oraya, Hukuk İşleri Müdürünü dahi sokmuyorsunuz, ondan sonra yurt dışından geliyor, suçlama şu: Rüşvet verme, rüşvet alma, örgüt ve yanı başında ihaleye fesat karıştırma. Emniyette soru yok örgütten, rüşvetten, savcılıkta soru yok, sulh ceza hâkiminde soru yok. İhaleye fesat karıştırmadan Danıştayın 13'üncü Dairesinin soruşturma izni olmadığına ilişkin kararı var, bir de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının vermiş olduğu takipsizlik kararı var. Siz CMK'ye göre takipçi kararını kaldırmadan işlem yapamazsınız ama tutukluyorsunuz. Neden tutukluyorsunuz? Örgüte sokuyorsunuz, soru sormadığınız şeyden dolayı tutukluyorsunuz arkadaşlar. Sonra, zulmünüz bitmiyor, eşi nerede? Burada. Annesi nerede? Burada. Alıyorsunuz, Sincan cezaevinde iki tane F tipi, yüksek donanımlı cezaevi olduğu hâlde götürüyorsunuz Kırşehir'e. Yazık ya, yazık! Yani Demirtaş'a yaptığınız zulmü sürdürüyorsunuz. Demirtaş'ı alıyorsunuz, Edirne'ye gönderiyorsunuz, eşi, çocukları her hafta Diyarbakır'dan ta Edirne'ye gidiyor. Etimesgut Belediye Başkanımız... Etimesgut Belediye Başkanımıza ne yapıyorsunuz? Alıyorsunuz, tutukluyorsunuz haksız hukuksuz yere, ondan sonra, yandaş basınla yok, şunu kullandı, bunu kullandı yapıyorsunuz, ondan sonra nereye? Konya'ya, Konya'ya. Zulmünüz bitmiyor, zulmünüz bitmiyor. Hani adil yargılama hakkı ihlali? Hani yüz yüzelik? Hani bulunduğu yerde duruşmaya çıkma hakkı? Hani savunma hakkının kullanılması? Zulüm yapıyorsunuz, zulüm, zulmünüz bitmiyor. Şimdi bugün de çıkmışsınız, demokrasi, demokrasi, demokrasi; demokrasiniz batsın sizin! (Yeni Parti sıralarından alkışlar) Manisa İl Başkanımız İlksen Hanımefendi'yi gözaltına alıyorsunuz. 13 tane operasyon yapıyorsunuz İstanbul Belediyesinde. Yahu, siz bizim Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nu sırf karşınızda aday olamasın diye, 15,5 milyon dayanışma oyu aldığı hâlde tutsak ettiniz, şu anda cezaevinde, cezaevinde. Bir de şu var: Çıkıyorsunuz, demokrasi, adalet, demokrasi, adalet... Bugün çıkmış, AKP'nin Grup Başkanı olan Abdullah Bey bir açıklamada bulunmuş. Ya, zulmünüz batsın diyorum ya, fezlekelerden. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel hakkında fezleke hazırlanacağına yönelik iddialara yanıt veren Güler "Arkadaşlar, biz yargının işleyişine karışmıyoruz, bağımsız ve tarafsız yargının işlerine karışmıyoruz. Hiçbir milletvekilinin suç işleme özgürlüğü yok, ben ne bileyim, hangi milletvekili, neye karıştı? Bağımsız, tarafsız yargı kendi çalışmasını yürütüyor. Dolayısıyla herkes kendi işine baksın." diyorsunuz. Ya, yazıklar olsun ya, Abdullah Bey! Çık dışarı ya, çık dışarı! Adalet çığlıklarına bakın ya! Mahkemelerde hakkını aramak için çıkanlara bakın ya! Bu memlekette toplantı ve gösteri yürüyüş hakkını kullandı diye yerlerde sürüklenenlere bakın, ifade özgürlüğünü kullandı diye cezaevine yatan gazetecilere bakın, hak aramasını yaptığı için yollarda direnen o maden işçilerine bakın! Nerede, saçlarından sürüklediğiniz öğretmenler nerede? Rozet takınca aklanan belediye başkanlarına bakın; Aydın'a bakın, Afyonkarahisar'a bakın! Gidin de Antep'in Şehitkamil'ine bakın ve son olarak da gidin de Tuzla'ya bakın! Yok öyle bir şey, yok öyle bir şey! Bu memlekete en çok hak, hukuk, adalet gerekiyor. Çıkmışsınız "Bağımsız yargı"ymış. Ey cumhuriyet savcıları, çıkıyorsunuz, gözaltına alıyorsunuz operasyonlarla, CMK'ye aykırı, her kanuna aykırı, İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı; ondan sonra, içeri atıyorsunuz. Bir bakıyoruz, Allah Allah, on ay geçmiş, iddianame yok. Bir bakıyoruz, bir sene geçmiş, iddianame yok. Ya, sen kimsin savcı olarak ya, sen kimsin ya? Bayrampaşa Belediye Başkanı on aydan beri cezaevinde, nerede iddianamesi? Şişli Belediye Başkanı içeride, nerede iddianamesi? Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat cezaevinde, nerede iddianamesi? Ya, nerede, nerede? Nerede bağımsız yargı, nerede bu savcılar? Bu insanların çocukları var, bu insanların aileleri var, sen nasıl evine, ailenin yanına gidiyorsan o insanların da bekleyenleri var. Hukukmuş, Abdullah Güler çıkıyor, bağımsız yargıdan bahsediyor; hangimizin hukuki güvencesi var ya, hangimizin hukuki güvencesi var? Şu sıralarda Hatay'ın iradesi olması gereken Can Atalay nerede? Numan Kurtulmuş, Sayın Meclis Başkanı, hiç rahat uyuyor musun Hatay'ın iradesini cezaevine Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı göndermekten dolayı, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin kararına uymaktan dolayı? (Yeni Parti sıralarından alkışlar) Ondan sonra çıkıyorsunuz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Gazi Meclisin itibarını koruyorsunuz. İtibar böyle korunmaz, itibar kendi vekilinin haklarını korumakla korunur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) - Değerli arkadaşlar, her şeyin bir vakti var, zamanı var. Demokrasi ne demek? Sandık demek değil sadece, demokratik kitle örgütleri demek, STK'ler demek, ifade özgürlüğünü kullanan özgür vatandaşlar demek. Özgür vatandaşları cezaevine soktunuz, STK'leri, gerekli demokratik kitle örgütlerini kapatıyorsunuz. Bir tek sandık kaldı elimizde, o sandığı size vermeyiz. O sandık gelecek, bu faşizm, bu diktatörlük sona erecek arkadaşlar.
Saygılarımla. (Yeni Parti sıralarından alkışlar.