| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 120 |
| Tarih: | 05.08.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Mardin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Çocuk hak savunucularının ve çocuklar için eşit bir dünya talebini yükseltenlerin uzun zamandır ama özellikle Haziran 2025'ten beri esas gündemi çocuk adalet sistemi ve olası akıbeti. Çocuk adalet sisteminde geriye gidişin önünü açan tartışmalara bu Meclis, komisyonlar ne yazık ki sahne oldular. Bu meçhule gidişi önlemek için komisyonlarda çocuk hak savunucuları, 160 tane çocuk derneği çeşitli müdahalelerde bulundu fakat ne yazık ki bugün çocuk adalet sisteminde geriye gidişin yasasını hâlihazırda karşımızda görüyoruz. Bir yıl kadar önce, onuncu yargı paketinde çocukları çocukluktan çıkarmaya meyleden bu itirazlar, çocuk kurumlarının itirazlarıyla geri çekildi. Ardından on birinci yargı paketinde el yükseltildi, tekrar buna meyledildi ve 160'tan fazla çocuk kurumunun mücadelesiyle, yine başlattığı kampanyalarla birlikte bu kanun paketlerden çıkarıldı. Ve sonra çok doğru bir adım atıldı ve bir araştırma komisyonu kuruldu. Komisyon çok sayıda eksikliğine rağmen işinin ehli ruh sağlığı profesyonelleri, sosyal hizmet uzmanları, hukukçular ve alanında yetkin kişileri dinledi. Komisyon uzmanların, çocuk hak örgütlerinin, çocuk adalet sistemi çalışan hukukçuların ortak akılda birleştiği bir zemin yarattı. Fakat iktidar bütün bunlara karşın, Komisyon devam ederken her gün bir parçasını başka bir aktörün açıkladığı gerçek ajandasını ortak akla tercih etti. Gerçek ortak akıl neredeydi? Gerçek ortak akıl uzmanların söylediklerinde, çocuk hak savunucularının ifadelerindeydi. Hepsinin onlarca yıllık deneyimi, akademik birikimi, bilimsel araştırmaları sonucunda tek bir ağızdan defalarca, defaatle bir şeyin altını çizdik, çocukların suçla ilişkilenmesini daha fazla hapis, daha fazla cezayla çözmek mümkün değil dedik. Biz, bugün, buradan, DEM PARTİ olarak tekrar edelim, çözüm cezada değil sosyal politikadadır, çözüm çocuk adalet sisteminde koruma, önleme ve onarma üçlüsünü esas almaktadır. Bugün yasada görmediğimiz fakat yasada en çok ihtiyaç duyduğumuz ne diyecek olursanız? O da koruma, onarma ve önleme üçlüsünün ne yazık ki yasa teklifine Komisyonda konuşulanlardan da yansımamış olmasıdır. Öncelikle suç olgusunun nedenlerini ortadan kaldırmak demektir koruma, çocuğu suçtan korumak demektir yani yoksulluğun, ayırımcılığın, eğitimden kopuşun olmadığı bir toplum ve bir yaşam için sosyal politika üretmektir koruma. Oldu ki koruma yetersiz kaldı ve çocuklar yetişkinlerden farklı olarak değerlendirildiği suç zeminlerinde yaşamak zorunda kaldılar, o zaman, çocukları suçtan uzak tutmak yani suç olgusunun çocuklara yaklaşmasına müsaade etmemektir önleme mekanizmaları. Eğer koruma ve önleme yetersiz kaldığı ve bunların tamamı devlet tarafından yapılmış olmasına rağmen hâlâ da suç faili hâline gelen çocuklar olursa ilk yöntem olarak çocuğu demir parmaklıklar arkasına atıp unutmamak demektir onarma, toplumla bütünleşmesini, suç örüntüsünü bozacak rehabilitasyonu, diversiyon yöntemlerini ve onarıcı adalet mekanizmalarını inşa etmektir onarma ama önümüzdeki kanun teklifiyle yapılan bu son derece girift soruna karşı ezber ve kolay cevap üretmekten başka hiçbir şey değildir. Ne yapılıyor? Çocukların suçla ilişkilenmelerinin sistematik nedenleri görmezden geliniyor. Bu teklife zemin hazırlayan ve "Ortak akılla hazırlandı." denilen ama Komisyon raporundaki kimi tespitlerin dahi yasalaşmadığı bu teklifin kendisi komisyon pratikleriyle de çelişiyor, kendi kendini yanlışlıyor. Belki de bu Komisyonun en iyi yaptığı iş hapishanelerdeki 607 çocukla yapılan anketti. Biz bu anketi çok değerli buluyoruz çünkü bilimsel olması bir tarafa dursun, bu anket ilk defa kendisi hakkında konuşulanları yani çocukların sözünün, fikrinin ve mevcut gerçeğinin alınması için çok önemli bir örneği teşkil ediyor. Anket çocuklarla yapılması ve verileri itibarıyla Komisyonun en önemli çıktısı niteliğindeydi fakat bugün yapılıp edilenler bu çıktının tam tersi bir noktada bulunuyor, açıklamak isterim; bu anket diyor ki: Şu an mevcut olarak cezaevinde bulunan mahpus çocukların yüzde 78,9'unun ailesi maddi zorluk yaşıyor, yarısının ailesinin aylık geliri 30 bin TL'nin altında. Yani bu anket diyor ki: Çocuklar için bir derin yoksulluk çanı çalıyor fakat bu veriye rağmen, Komisyondaki bu resmî veriye rağmen biz Sosyal Hizmetler Bakanlığıyla görüşmek yerine nereyle görüşüyoruz? Gidiyoruz, Adalet Bakanlığıyla cezayı getirmenin yollarını arıyoruz. Cezaevindeki çocukların yüzde 71,3'ü diyor ki: "Hapsedilmeden evvel ben okulu terk ettim." Yüzde 71'i suç işlemeden önce okulu bıraktığını söylüyor ve bu veriye rağmen bizler Millî Eğitim Bakanlığıyla politikalar üreteceğimize ne yapıyoruz? Gidiyoruz Adalet Bakanlığına, çocukları cezalandıracak yol ve yöntemleri arıyoruz. Mahpus çocuklar ne diyor? Bu çocukların 73,1'i öncesinde bir işte çalışmış yani şu anda mevcut durumda cezaevindeki çocuklar diyor ki: "Ben çocukken işçileştirildim." ve biz bu veriyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına gitmek yerine Adalet Bakanlığına gidip cezanın yol ve yöntemlerini arıyoruz. Çocukların yüzde 21,9'unun bu ankete göre uyuşturucu bağımlısı olduğu ortaya çıkıyor ve bu veriyle biz Sağlık Bakanlığına gitmek yerine bugün bu yasaların adresini Adalet Bakanlığı yapıyoruz. Cezaevindeki çocukların yüzde 58,5'i istismara ve ihmale uğradığını ifade ediyor. Biz bu veriyle Aile Bakanlığına gideceğimize cezada ısrar ediyoruz. En kritiği ise -burası çok önemli sayın vekiller- cezaevindeki çocukların yüzde 82'si "İşlediğim suçun yasal sonuçlarını bilseydim eğer suç işlemezdim." diyor ve bu korkunç gerçeğe rağmen, bizler Komisyon sıralarında, çocukların suçla ilişkilenmesindeki en önemli faktör olan prefrontal ön lobun gelişimindeki aksamaları Komisyondaki herkesin bilmesine rağmen biz çocuklara bu teklifle birlikte ceza getiriyoruz. Peki, sormazlar mı bu kadar bakanlığa gitmek gerekirken, pek çok sosyal politika üretmek gerekirken, çocukları suça iten etmenleri çocuklar size söylüyorken neden biz bugün ceza artırımını konuşuyoruz? Neden biz sosyal hizmet politikalarını değil, sosyal politikaları değil, eğitim politikalarını değil, sağlık politikalarını değil de bugün cezayı konuşuyoruz? İşte bu, devletin sorumluluktan kaçmasının tescillenmiş hâlidir. Siz ibreyi cezaya, daha fazla cezaevine kırıyorsunuz, Adalet Bakanlığının koridorlarına kırıyorsunuz, hemen onu da açıklayayım. Yine bu Komisyon kendi içerisinde yaptığı bir ankette yargı mensuplarıyla da görüştü ve yargı mensuplarının yüzde 72,5'i alanda üç yıldan daha az deneyime sahip. Şu soruyu sordunuz deneyimi üç yıldan az olan yargı mensuplarına, "Bu meseleyi nasıl çözeriz?" dediniz. Onlar da dedi ki: "Özel bir ihtisas olmasına rağmen çocuk alanı, çocuklar kısa süre içeride kalıyor, onları daha fazla içeride tutarsak bu sorunu çözeriz." ve siz de onları dinlediniz.
Bakın, bu Komisyon görüşmeleri yapılırken bizler çocuk cezaevi ziyareti yaptık. Yargı mensuplarına sormak istiyorum: Mevcut durumda çocuk cezaevleri, hapishaneler çözüme hizmet ediyor mu, çocukları rehabilite ediyor mu? Acaba çocukları daha fazla içeride tutmayı amaçlarken bunun bir rehabilitasyon amacı taşıması gerektiğini biliyor musunuz? Çünkü biz gidip kendi gözlerimizle gördük ve orada ne bir rehabilitasyon mekanizması var, tam aksine çocuklar o cezaevlerinden daha öfkeli, daha umutsuz, daha fazla suç bilgisiyle, toplum güvenliğini daha fazla riske atarak ve toplumdan daha fazla kopuk olarak çıkıyorlar. Oysa çocuk adalet sisteminin en temel ilkesi neydi? Hapsetmek son çareydi ve eğer hapsedilecekse de bu hapsetme sadece rehabilitasyon amacı taşımalıydı. Fakat ifade edelim, çocuk cezaevleri şu anda rehabilitasyondan, topluma kazandırmaktan fersah fersah uzakta.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
BERİTAN GÜNEŞ ALTIN (Devamla) - Netleştirmek için söyleyeyim, görüştüğümüz çocukların yüzde 90'ı uyuşturucu madde kullanmasına rağmen ve uyuşturucu bulundurması ve satması sebebiyle cezaevinde olmasına rağmen tek bir çocuk bile tedavi edilmiyor, tek bir çocuk için bile bireyselleştirilmiş iyileştirme planı ne yazık ki sunulmuyor.
Toplum güvenliği kılıfına koyduğunuz bu yasa toplum güvenliğini de mağdur haklarını da korumaktan uzaktır; kolay olanı seçtiğiniz için uzaktır, çocukları koruyamadığınız için toplumu da koruyamayacağınız için uzaktır. Gerçek çözüm ise en baştan beri uzmanların söylediklerinde, dünya örneklerinde ve çocuklar için yaptığınız kendi anketinizde saklıdır. Eğer yol haritası düşünüyorsanız çocukları çocukluktan düşürmekten vazgeçip çocuklar için gerçek adalet mekanizmalarını, onarıcı adalet mekanizmalarını inşa etmek zorundasınız; kolayı değil, zor olanı seçmek zorundasınız diyeyim, hepinizi saygıyla selamlayayım. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)