GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:120
Tarih:05.08.2026

MHP GRUBU ADINA HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri takip eden değerli izleyicileri saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, çocukların suça sürüklenmesi aileyi, eğitimi, sosyal politikaları, dijital dünyayı, ekonomik şartları ve güvenlik politikalarını aynı anda ilgilendiren çok yönlü bir toplumsal meseledir. Ne yazık ki son yıllarda hepimizi derinden yaralayan olaylara şahit oluyoruz. Bıçaklı saldırılar, akran şiddeti, ölümle sonuçlanan çocuk suçları, çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmaya başlanması, suç işleme yaşının giderek düşmesi, bütün bunlar mevcut sistemin yeniden değerlendirilmesini zorunlu hâle getirmiştir. "Çocuklarımızı koruyacağız." derken çocuk mağdurlar yaratmaktayız. Yaratılan bu mağdurları da unutmamız bizden beklenemez. "Mağdurların hakkını savunacağız." derken çocuklarımızı da tamamen gözden çıkaramayız. Asıl mesele bu iki değeri aynı anda koruyabilmektir. İşte bugün görüştüğümüz kanun teklifi tam da bu dengeyi kurmaya çalışmaktadır. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konudaki tavrımızı daha evvel de ortaya koymuştuk. Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Beyefendi'nin konuyla ilgili açıklamalarından aldığımız ilham ve feyizle, geçtiğimiz yıl bizim ilk imza sahibi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğumuz kanun teklifiyle özellikle ağır suçlarda ceza adaletinin güçlendirilmesini, çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasının önlenmesini ve mağdur haklarının daha güçlü bir şekilde korunmasını teklif etmiştik. Bugün görüşmekte olduğumuz kanunun da aynı doğrultuda gündeme gelmesi bizim açımızdan memnuniyet vericidir çünkü toplumun beklentisi açıktır, çocuk korunmalıdır ancak suç işleyen çocuğun arkasına saklanan suç örgütleri de hukuk karşısında gerekli cevabı almalıdır.

Değerli milletvekilleri, bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum: Hiçbir çocuk suçlu doğmaz, çocuklar çoğu zaman suçun faili olmadan önce suçun mağdurudur, ihmalin mağdurudur, parçalanmış ailelerin mağdurudur, bağımlılığın mağdurudur, dijital dünyanın kontrolsüzlüğünün mağdurudur, suç örgütlerinin mağdurudur. Bu nedenle, yalnızca cezaları artırmak tek başına çözüm değildir elbette; çocukların eğitimden kopmasını önlemek, aile destek mekanizmalarını güçlendirmek, rehabilitasyon süreçlerini daha etkin hâle getirmek, psikososyal destek sistemlerini geliştirmek, bağımlılıkla mücadeleyi yaygınlaştırmak, çocukları sporla, sanatla ve eğitimle buluşturmak da en az ceza hukuku kadar önemlidir. Teklifin infaz sistemini rehabilitasyon odaklı güçlendirmesi, çocukların yeniden topluma kazandırılmasını esas alması ve eğitimevlerine geçişte objektif değerlendirme mekanizmaları oluşturması bu bakımından oldukça kıymetlidir. Ağır suçlarda yaş küçüklüğüne bağlı indirimlerin yeniden değerlendirilmesi ve hâkime somut olayın şartlarını gözetme imkânı tanıması da isabetlidir. Aynı yaş grubundaki her failin kusuru, iradesi, suça katılma biçimi ve geçmişi aynı değildir. Kasten öldürme ve ağırlaşmış yaralamada amaç, kullanılan araç, suçun işleniş tarzı ile önceki mahkûmiyetler dikkate alınmalıdır. Adalet farklı olaylara aynı kalıbı uygulamak değil, kusur ile yaptırım arasında hakkaniyetli bir ölçü kurmaktır. Tekrar eden suç davranışları karşısında daha etkili bir sisteme ihtiyaç vardır. Gaye, çocuğu damgalamak veya toplumdan koparmak elbette ki değildir fakat çocuğun sürekli suç çevresine çekildiği, önceki müdahalelerin sonuçsuz kaldığı ve fiillerin ağırlaştığı bir tabloya kayıtsız kalmamız da beklenemez. Tekerrür hükümleri sosyal inceleme, eğitim, psikolojik destek ve rehabilitasyon tedbirleriyle birlikte uygulandığında caydırıcılığı ve topluma kazandırma amacını güçlendirecektir.

Çocuğun suça yönelmesinde aile, eğitim ve çevrenin etkisi açıktır. Aile sorumluluğu barınma ve beslenmeyle sınırlı olarak görülemez. Çocuğu şiddetten, kötü alışkanlıklardan, dijital istismardan ve suç çevrelerinden korumak da yine ebeveyn açısından bu sorumluluğun gereğidir. Ağır ihmal hâlinde yaptırım uygulanması çocuğun korunmasına yönelik bir sorumluluk mekanizmasıdır.

Devlet de sosyal destek sağlamadan yalnız yaptırımla yetinmemelidir. Çocuğun hayat şartları bilinmeden verilecek adli karar eksik kalabilir. Aile yapısı, eğitimi, çevresi, psikolojik özellikleri ve suça yönelmesine yol açan sebepler belirlenmeden sağlıklı hükme varılamaz. Sosyal inceleme raporu çocuğun hayatını hâkimin önüne taşıyan adalet aracıdır. 15 yaşını doldurmamış çocuklar bakımından incelemenin zorunlu tutulması ve eksiklik giderilmeden yargılamanın ilerletilmemesi teklifin güçlü, koruyucu hükümlerindendir. İnfaz sistemi çocuğun gelişimine, suçun niteliğine ve iyileşme sürecine göre yapılandırılmalıdır. Çocuk hükümlülerin suç türleri dikkate alınarak ayrı bölümlerde tutulması ve eğitimevine geçiş kararının uzmanların ortak değerlendirmesine bağlanması da yerindedir. Böylece eğitimevine ayrılma otomatik işlem olmaktan çıkacak, çocuğun davranışları, gelişimi ve kurallara uyumu esas alınacaktır. Ceza infazı çocuğu kapalı kurumda tutmakla tamamlanmış sayılamaz. Eğitim, meslek ve davranış değişikliği sağlamayan süreç çocuğu aynı çevreye tekraren gönderir. Koşullu salıverilmede suçun ağırlığı ve rehabilitasyon ihtiyacı birlikte değerlendirilmelidir. Öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, uyuşturucu ticareti ve örgütlü suçlarda daha sıkı bir infaz yaklaşımı mağdur hakları ve kamu güvenliği bakımından önemlidir.

Kolayca temin edilen kesici ve delici aletler birçok ağır saldırının aracı hâline gelmiştir. Birkaç saniyede yaşanan saldırı bir ailenin ömür boyu taşıyacağı kapanmaz bir yaraya dönüşebilmektedir. Bu aletlerin amaç dışı taşınmasına, çocuklara satışına ve kontrolsüz teminine yaptırım getirilmesi suçu doğmadan önleme iradesi olarak karşımızdadır. Küçük yaştaki çocuklar hakkında para cezası yerine koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanması da çocuk hukukunun ruhuna uygundur.

Teklif, çocukları suçtan uzaklaştıracak somut sosyal araçlar da öngörmektedir. Spor, okuma, çevre, dijital bilinçlendirme ve bağımlılıkla mücadele faaliyetleri çocuğa sorumluluk, disiplin ve yeni bir yön kazandırabilir. Her tedbir sahada uygulanabildiği ölçüde değerlidir. Kurumların yeterli personelle güçlendirilmesi, programların kişiye özel hazırlanması ve sonuçlarının denetlenmesi şarttır. Önleyici politikanın merkezinde erken uyarı sistemi bulunmalıdır. Okul devamsızlığı, şiddet eğilimi, bağımlılık, aile içi ihmal ve suç çevreleriyle temas zamanında tespit edilirse çocuk adli sürece girmeden korunabilir. Öğretmenlerin, uzmanların, sağlık kuruluşlarının ve ailelerin aynı hedefle hareket etmesi gerekir. Bir kurumun öngördüğü riski diğerinin bilmediği bir yapı çocuğu elbette ki koruyamaz. Akıl sağlığı, madde ve alkol bağımlılığı yahut davranışsal bağımlılık sebebiyle kendisi veya başkaları için ciddi tehlike oluşturan çocuklar hakkında hızlı koruma ve tedavi şarttır. Uzman hekim raporu, sağlık raporu değerlendirmesi ve çocuk hâkimi kararıyla yürütülecek süreç sağlık ve yargısal güvenceyi birlikte sağlayacaktır. Gecikmenin ağır sonuçlar doğurabileceği hâllerde sağlık, sosyal hizmet, yargı ve kolluk süratle hareket edebilmelidir. Çocuk adaletinde kurumlar arasındaki kopukluk mahkeme kararını bile etkisiz hâle getirebilir. Adli süreç, eğitim, sağlık ve sosyal destek mekanizmalarıyla eş güdümlü yürütülmelidir. İlgili bakanlıklar, denetimli serbestlik birimleri ve yerel idareler ortak sorumluluk üstlenmelidir. Tedbirlerin valiler ve kaymakamlar marifetiyle takip edilmesi kararların dosyalarda unutulmasını önleyecektir. Mevzuatta kullanılan "suça sürüklenen çocuk" ifadesinin de "adli süreçteki çocuk" biçiminde değiştirilmesi de bence önemlidir. Soruşturma veya kovuşturma tamamlanmadan çocuğu peşinen suçlu olarak tanımlamak yerine hukuki süreci tarif eden bir kavram benimsenmektedir. Hukukun dili yalnız kelimelerden ibaret değildir, kamu görevlisinin yaklaşımını ve çocuğun kendisini algılama biçimini etkiler.

Sayın milletvekilleri, çocukların korunması ve vatandaşların can ve mal güvenliğini sağlayacak etkili kolluk düzeni birbirini tamamlayan kamu görevleridir. Önleme, müdahale, yargılama ve infaz zincirinden biri zayıflarsa bütün sistem zarar görür. Hukuk, suçtan önce koruyan, suç anında kararlılıkla müdahale eden ve adil hüküm kuran bir bütünlük işlemelidir. İlk imza sahibi olarak hazırladığımız Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 16'ncı maddesine ilişkin değişiklik çalışması da bu anlayışımızın bir tezahürüdür. Polislerimiz birkaç metre mesafede kesici, delici veya bereleyici alet taşıyan ve davranışı saniyeler içinde değişebilen kişilere müdahale etmektedir. Karar süresinin sınırlı olduğu olaylarda kullanılabilecek araçlar, yetkinin sınırları ve müdahalenin değerlendirme ölçütleri açık olmalıdır. Elektroşok cihazlarının maddi güç araçları arasına eklenmesi ve ateşli silaha dönük öldürücülük riski çok daha düşük araç gereç ve mühimmatın sertifikalı personele tahsis edilmesi, saldırıyı ölümcül güce başvurmadan durdurma imkânını artıracaktır. Araçların kayıt, sağlık kontrolü, eğitim ve denetim güvenceleri altında kullanılması, yetki ve sorumluluk arasında denge kuracaktır. Meskûn mahalde ve üçüncü kişiler için öngörülebilir tehlike bulunan yerlerde uyarı amacıyla ateş edilmesi de can güvenliğini koruyacaktır. Ölüm ve ağır yaralanma bakımından da yakın ve ciddi tehlike doğuran hareketlerin silahla saldırıya teşebbüs sayılması hukuki öngörülebilirliği güçlendirecektir. Müdahale değerlendirilirken yalnız sonuca değil, polisin olay anında bildiği veya makul olarak bilinmesinin beklendiği olgulara, mesafeye, saldırganın hareketlerine, çevreye ve karar süresine bakılmalıdır. Bu anlamda, görevi nedeniyle soruşturulan polise hukuki yardım sağlanması ve personele uygulamalı eğitim verilmesi de hukuk devletini güçlendirecektir. Buraya kadar ele aldığımız düzenlemeler, çocuk adaletinin ve günlük hayatın güvenliğine ilişkin önemli ihtiyaçlara cevap vermektedir ancak devletin huzur ve güvenliğini tesis etme zorunluluğu tek bir suç türüyle, belirli bir yaş grubuyla veya sokaktaki asayişle de sınırlı değildir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifi çocuk adalet sistemindeki önemli boşluklara cevapların kapsamlı bir irade ortaya koymaktadır. Komisyon ve Genel Kurul çalışmalarında yapılacak katkılarla teklifin daha da güçleneceğine inanıyoruz. Çocuklarımızı suçun faili ve mağduru hâline gelmeden korumak, ağır suçlar karşısında adaleti tesis etmek, kamu düzenini sağlamlaştırmak ve milletimizin huzurunu kalıcı hâle getirmek devlet olmanın gereğidir. Kanunda ebeveynlere de çocukları için sadece yeme, içme, barınma gibi değil, çocukların suça sürüklenmesini engelleyici tedbir alma konusunda da bazı düzenlemeleri vardır. Bu düzenlemeye aykırı, mugayir hareket etmesi hâlinde de ebeveynlerin de cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme de oldukça yerinde bir düzenlemedir. Zira "Saldım çayıra Mevla'm kayıra." anlayışıyla ortada bırakılan çocukların suç işlemesi engellenemez çünkü çocuk daha idrak kabiliyeti düşük, gayri mümeyyiz olduğundan dolayı iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırabilme güç ve kudretine sahip değildir. Bu sebeple, ebeveynlerin de çocuklarının korunması, eğitilmesi ve suç veya suçlu ortamlardan uzaklaştırılması anlamında büyük sorumlulukları vardır, bu sorumluluklarını yerine getirmeyen ebeveynlerin de cezalandırılması isabetlidir, kanunda bu düzenleme de vardır.

Bu düşüncelerle Çocuk Koruma Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'mizi desteklediğimizi ifade ediyorum. Aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi minnetle anıyor, Genel Kurulu ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)