GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:120
Tarih:05.08.2026

CHP GRUBU ADINA NERMİN YILDIRIM KARA (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grubumuz adına söz almış bulunmaktayım.

"Suça sürüklenen çocuk" kavramı bundan birkaç yıl öncesine kadar pek de tartışılmıyordu. Ne yazık ki yeni nesil suç örgütlerinin varlığı, dijitalleşme ve bu dijital platformlardaki şiddetin artması, maalesef "suça sürüklenen çocuk" kavramının da yeniden tarif edilmesini mevcut kıldı. Genel olarak ekonomik, sosyal ve psikolojik bir buhran ortamı da maalesef, suça sürüklenen çocuklarla nasıl başa çıkmamız gerektiğine ilişkin sorunlar yumağını toplumun önüne getirdi ve bununla başa çıkmamız gerektiğini anlamamıza fayda sağlıyor. Burada sorun bence şu ya da bizce şu demeliyiz: "Suça sürüklenen çocuk" kavramını reddeden bir anlayışla karşı karşıyayız ve buradan bir hareket görüyoruz. "Çocukların suça sürüklenmesini nasıl önleriz?" yerine, "çocuk" kavramını yeniden tarif eden bir yönelime doğru evrilen bir anlayış var. O bakımdan, bunun öncelikle düzeltilmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz.

2025 yılında ceza mahkemelerine suça sürüklenen çocuklarla ilgili 254 bin dosya gelmiş, 267 bin çocuğun suça sürüklendiği tespit edilmiş. Yine, aynı yıl 49 bin dosyada 43 bin mahkûmiyet kararı var. Ancak bu oran 2015 yılında, suça sürüklenen çocukların dosya bakımından bir envanteri tutulduğunda 100 binmiş. Görüyoruz ki 2015 ila 2025 yılları arasında inanılmaz derecede, katbekat artan bir oran var. Neden bu oran bu kadar artmış, bunu hepimiz kendimize sormalıyız.

Şimdi, geçmiş yıllarda, aylarda araştırma komisyonları kuruldu biliyorsunuz. Suça sürüklenen çocuklar en çok kasten yaralama, uyuşturucu, tehdit ve cinsel suçlarla ilgili eylemlere, fiillere karışmışlar. Suça sürüklenmiş çocuklarla ilgili anket çalışmaları da yapılmış; bakın, bu önemli bir şey, özellikle infaz kurumlarında "Çocuklar neden suça sürükleniyor?" diye. Bu anketi ben anlamlı buldum ama anketin sonuçları gerçekten çok travmatik. Çocukların yüzde 81'i evde şiddet gördüğünü söylemiş, yüzde 59'u "Evin dışında şiddet görüyorum" demiş, yüzde 37'si evden kaçmış, yüzde 43'ü "Ailemde uyuşturucu kullanılıyor." demiş. Gerçekten anketin sonuçları daha travmatik. Parçalanmış ailelerde suça karışma oranı diğerlerine göre nispeten 18 kat daha fazla. Demek ki ailenin birliği ve bütünlüğü kıymetli bir şey. Yani çocuklar suça sürüklenirken bu alışkanlıkları, birçok görüş, norm, envanter, istatistikle ilgili bir sıkıntımız yok. Sıkıntımız bunları çözmek, bir havuzun içine koymak, nasıl daha iyisini yapabilme kabiliyetimizle alakalı bir şey. Komisyon raporlarında, geçmişte de kurulan komisyonlarda kurumsal mekanizmaların geliştirilmesine ilişkin atıflarda bulunulmuş ancak bu kanun teklifinde bu tartışmaları sanki bir kenara bırakmış gibi bir görüntüyü görüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz ne diyoruz? Suça sürüklenen çocukların sayısındaki artışla ilgili çözüm önerilerimizi "çocuk hakları" kavramı terk edilmeden yapılmalıdır diyoruz; bir. Biz bu kavram neden önemli? Anayasa'da yer alan hükümler ve imzacısı olduğumuz sözleşmelere dayandırmakta olduğumuz ve çocukların özel konumunu vurgulanmakta çok önemsediğimiz için "çocuk hakları" kavramı terk edilmemelidir diye üstüne tekrar basıyoruz. Özellikle Anayasa’nın 41'inci maddesinde ailelerin korunması ve çocuk haklarıyla birbiriyle bağlantılı ve burada da en önemli sorunun devletin sorumluluğu olarak addetmesini yine önemsiyoruz ve bunun çok dikkatle üstünde durulmasına inanıyoruz. Birleşmiş Milletler, çocuk haklarına dair birçok sözleşmede, uluslararası birçok normda diyor ki: "Çocuğun üstün yararı ilkesi göz önünden hiç ayırt edilmemeli." Çocukların beyin gelişimi, çocukların dürtü kontrolü normal bireylerden, yetişkin bireylerden çok daha farklı çalışıyor, çok daha farklı güdüleniyor. İşte bu yüzden, belki de farklı bir adalet sistemine tabi olmaları için... Uluslararası normlar açısından da böyle temalar ve bilimsel denekler var hâlihazırda. O bakımdan, belki çocuklara yönelik bir adalet sistemini konuşmalıyız. Çocuk adaletinin cezalandırıcı değil de onarıcı olmasını konuşmalıyız. Özgürlüğünden alıkonulmak değil bunun son çare olması, rehabilitasyon odaklı bir infaz rejiminde evrilen bir süreci yaşamalıyız. Tabii, bu yasalardan ve sözleşmelerden şu an bahsederken hani ben gerçekten laf kalabalığı olsun diye bunları söylemiyorum çünkü AK PARTİ iktidarı bugüne kadar pek çok alanda, özellikle sosyal devlet ilkesini uygularken geriye çekildiği alanlar oldu, cezalandırıcı işlevini artan bir biçimde de güçlendirdiği alanlar oldu; bunu hiç kimse inkar edemez. Bu teklif tartışılırken de çocukları eğitimden koparmamak, çocuk işçiliğinin önüne geçmek ve bu şiddetin, çocuklara karşı olan şiddetin veya çocukların karıştığı şiddetin sebeplerinin ve sonuçlarının konuşulması gerekliliği noktasında çok açık ve netiz.

Şimdi, yasa hâkimlere birtakım takdir yetkisi vermiş. AKP iktidarında zaman geçtikçe hak taleplerine karşı kulak tıkayan, her türlü toplumsal sorunu ancak güç yoluyla çözebileceğini, çözemiyorsa da zapturapt altına almaya yönelik birtakım girişimleri ve faaliyetleri olduğunu hepimiz biliyoruz. Komisyon görüşmelerinde "Toplumda cezasızlık algısı var." denilerek son derece popülist bir yaklaşımla bu olaya böyle bakmanın son derece zararlı ve anlayışsız bir süreç olduğunu ve bir algı yönetimi olduğunu buradan söylüyorum, belirtiyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü ne kadar kişi suça sürüklendi; "Cezalardan memnun değil." diye böyle bir algıyı ortaya koydunuz, nasıl bir anlaşma veya bir anket çalışması var, toplumsal bir görüş ayrılığı mı var; bunları bilmek istiyoruz. Gerçekten halkın sesine kulak vermek isteyen bir iktidar varsa tam da bugün Ankara'da hakkını arayan madencilere, maaşı açlık sınırının altında kalan milyonlarca emekliye, on binlerce imza toplayıp Çalışma Bakanlığına veren kamu emekçilerine, güvencesizlik ve işsizlik arasında seçim yapmaya zorlanmış işçilere, esnaflara kulak vermelidir diyoruz AKP. Çocuk işçiliğini teşvik eden, özendiren MESEM uygulamalarına son verilmeli, çocuklar örgün eğitime döndürülmeli. Çocukların iş hayatında özellikle tehlikeli ve güvenceden yoksun iş yerlerinde işe başlama, şiddete maruz kalma ihtimallerini ortadan kaldıran bir atmosfer yaratılmalı diyoruz. Türkiye geleceğine, genç nesillerine bir suç bataklığından bahsedemez, Türkiye geleceğini, genç nesillerini suç bataklığında göremez, buralarda kaybedemez. En büyük varlığımız, kıymetlimiz olan gençleri ve çocukları şiddetten korumanın yolu, öncelikle onları yoksulluktan, geleceksizlikten ve tehlikelerden korunmaktan geçiyor değerli milletvekilleri. Bunun dışında kalan tedhişe dayalı her çözüm önerisi ise sadece maşerî vicdanımızı derinden yaralayan olayların bir hıncını beslemek için kullanılmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle, teklifin bu hâliyle, mevcut hâline ret oyu vereceğimizi, çocukların şiddetten uzak durabilmesi için hepimizin...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

NERMİN YILDIRIM KARA (Devamla) - Özellikle son birkaç saniyemi de depremde yaşamını yitirmiş ailelerin çocuklarına, onların şu anda bakmak zorunda olduğu konteyner kentlerde yaşam süren çocukların, okullara, o yaşam alanlarında hayata tutunmak için gerekli rehabilitasyon süreçlerine, belki de bir öğün ücretsiz beslenme ihtiyacının giderilmesine çok ihtiyacı var diyoruz. O yüzden, hep birlikte çocukları korumaya, onları cezalardan arındırıp daha sağlıklı ortamlarda hayata tutunmaları için el birliğiyle çalışmalıyız diyorum ve teşekkür ediyorum. (CHP ve Yeni Parti sıralarından alkışlar)