GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:120
Tarih:05.08.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM AKIN (İzmir) - Evet, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP Grubunun fındıkla ilgili araştırma önergesini destekliyor ve baştan da bu konuyla ilgili tutumumuzu açık bir şekilde ifade etmek istiyorum.

Öncelikle şunu söyleyelim: Sadece fındıkta olmamak üzere bu sorunlar aslında üretici aleyhine ama şirketler lehine her zaman kullanılıyor. Bu konuda, özellikle ülkemiz fındık üreticisi ihracat konusunda lider bir ülke olmasına rağmen bu liderliğini maalesef üretici hakları açısından, onların sorunlarının çözümü açısından ve onların da adaletli bir şekilde gelirlerinin dağıtılması bakımından dibe inmiş durumdadır yani liderlik meselesi tersine işlemiş durumdadır. Bunu özellikle baştan söyleyeyim; üretici aleyhine olan bir durum liderlik konusu olarak ele alınamaz, tam tersine, bir mağduriyet konusu olarak ele alınması gereken bir konudur.

Öncelikle, şunu söylemek gerekirse, üretici son zamanlarda çok daha yoksullaşmaktadır; bu yoksullaşmanın sebebi, piyasaya tahvil edilen, piyasaya bırakılan bir gerçekliktir. Oysa, geçmişte, fındık üreticileri FİSKOBİRLİK çerçevesinde ve kooperatifler çerçevesinde korunuyordu, TMO çerçevesinde korunuyordu, denetim yapılıyordu. Bu denetimler sırasında üreticinin hem maliyetleri hem de üretim politikaları açısından onların lehine değerlendiriliyordu ancak, maalesef, bu konu son zamanlarda iyice dibe vurmuştur. Örneğin, 2025 yılında fiyatlar 2.200 lira belirlenmiştir ancak bu 200 lira belirlenen fiyat zaman içerisinde 350'lere kadar çıkmıştır, piyasadaki mevcut dengeyi sağlamak için tekrar bunu yerin dibine indirmek üzere 170'lere kadar düşmüştür.

Biz, buradan şunu söylemek istiyoruz: Şu anda mevcut kooperatiflerin ve üreticilerin tespitleri 240 lira civarındadır, 239 lira 46 kuruş olarak tespit etmişlerdir yani maliyeti budur ancak bizim gördüğümüz kadarıyla şu anda Hükûmet, Tarım ve Orman Bakanlığı 240-250 lira civarında bir fiyat belirlemektedir. Bu verilecek fiyatın doğru olmadığını, mevcut koşullarda asla maliyetini bile karşılayamayan bir durum olduğunu söylemek isteriz. Ayrıca, fındığın merkezi olan Giresun ve Ordu inanılmaz bir şekilde maden ruhsatlarına açılmıştır. Ordu yüzde 75, Giresun yüzde 85 civarında maden ruhsatları altında ancak fındığın üretim politikasını olumsuz etkileyecek ve oraların meralarını resmen işgal edecek bir maden siyasetiyle yok edilmeye çalışılmaktadır. Bu paradokstur, bunun bir an önce durdurulması gerekir. Fındık üreticileri bölgenin en önemli gelir kaynağı ve varlık sebebiyse yaşamları korunmak zorundadır, eğer bunu yapmazsanız Karadeniz'in tamamını, neredeyse üç tane ilini yok edecek bir durumla karşı karşıya kalmak söz konusudur. Buradan özellikle bu maden konusundaki sürdürülen politikaya itirazımızı ifade etmek istiyorum.

Keza şunu söylemekte fayda var: Üreticilerin örgütlü birliği olmadan ve geleceklerini birlikte inşa etmeden, söz ve karar süreçlerine katılmadan asla birilerinin uhdesinde bir gelecek tayin edilmesi mümkün değildir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

İBRAHİM AKIN (Devamla) - O bakımdan, tarihsel olarak oradaki insanlar sokaklarda şu ifadeyi kullanmaktadır: "Üretici biziz yani üreten biziz, yöneten de biz olacağız." sözünü söylemektedir, bugün bu çok daha geçerlidir.

Biz DEM PARTİ olarak şunu ifade ediyoruz: Bir an önce FİSKOBİRLİK'in daha etkin hâle gelmesini, denetim sisteminin büyümesini, TMO'nun bu konuda şirketler lehine değil üretici lehine hareket etmesini ve üreticilerin de asla bunlara bırakılmayacak bir şekilde kendi örgütsel varlığını güçlendirmesini ve geleceğiyle ilgili kararlarını da fiilî olarak hayatlarını da yönetmesi gerektiğini düşünüyoruz. Kendilerini yönetme pratiği geliştirmeden asla kimsenin onlara herhangi bir faydası olmayacağını düşünüyoruz. DEM PARTİ olarak üreticinin yanında, şirketlerin onları sömürülmesine karşı mücadelemizi sürdürmeye kararlıyız, desteklerimizi ve aynı zamanda sevgilerimizi iletiyoruz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)