| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 118 |
| Tarih: | 30.07.2026 |
AK PARTİ GRUBU ADINA NİLHAN AYAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya'da gerçekleşecek COP31, Türkiye'nin uluslararası alanda ulaştığı güvenin, diplomatik kapasitesinin ve iklim politikalarındaki kararlılığının önemli bir göstergesi. Ülkemiz tarihinde ilk kez COP'a ev sahipliği yapacak ve dönem başkanlığını yürütecek. COP31 Dönem Başkanı olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız Sayın Murat Kurum'u tebrik ediyorum.
Türkiye, 196 ülkenin ortak kararıyla COP31'e ev sahipliği yapacak, bu tarihî bir diplomasi başarısı. Elbette hiçbir başarı tesadüfen elde edilemez. Türkiye'nin bugün bu tarihî göreve layık görülmesinin temelinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde hayata geçirilen güçlü reformlar ve kararlı uygulamalar bulunmakta, tıpkı NATO Zirvesi'nde tüm dünyanın şahit olduğu gibi. Ülkemizin bu başarısı, güçlü diplomatik girişimlerin, kararlı müzakerelerin ve Türkiye'nin uluslararası alanda artan etkinliğinin doğal bir sonucu; aynı zamanda son yıllarda çevre, şehircilik ve iklim alanında hayata geçirilen reformların Sıfır Atık Hareketinin ve Yeşil Dönüşüm vizyonumuzun dünya ölçeğinde oluşturduğu güveninde önemli bir yansıması.
Maalesef muhalefet şerhine bakınca üzüldüm. Zira, bu çapta büyük uluslararası zirvelerin standartları bellidir. Bu kurallar istisnasız her ev sahibi ülkede uygulanır. Uygulama kapasitesi olmayan ülkelerse sadece katılımcı olabilirler.
Değerli milletvekilleri, konuşmama "COP31 nedir?"le başlamak istiyorum aslında. Açılımı "Conference of the Parties" yani Taraflar Konferansı olan COP31, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne taraf ülkelerin iklim değişikliğiyle mücadelede ortak kararlar aldığı en üst düzey küresel platformdur. Burada enerji güvenliğinden iklim finansmanına, teknoloji transferinden, karbon piyasalarına, sürdürülebilir şehirciliğe, tarımdan su güvenliğine kadar insanlığın ortak geleceğini ilgilendiren pek çok kritik konu ele alınmaktadır. Bu yönüyle COP, yalnızca çevre meselelerinin görüşüldüğü bir konferans olmaktan çok, ortak geleceğimize yön veren en önemli uluslararası karar mekanizmalarından biridir. Türkiye ise bu süreçte sadece alınan kararları takip eden bir ülke değil çözüm üreten, uzlaşı sağlayan ve gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasında köprü kuran bir dönem başkanlığı yürütecek. Peki, neden Türkiye? Siz görmüyorsunuz ama dünya görüyor. Türkiye ağaçlandırmada Avrupa 1'incisi. 2002-2026 döneminde orman varlığımızı yüzde 12,5 arttırdık. Sıfır atık devrimiyle 90 milyon ton atık geri kazanılmış, 365 milyar lira ekonomik kazanç sağlanmış, 613 milyon ağacın kesilmesi önlenmiştir. Bunlar hiç de azımsanacak sayılar değildir. Millet bahçeleri 83 milyon metrekare büyüklüğüne ulaşmıştır. Türkiye, yenilenebilir enerji kapasitesinde Avrupa'da ilk 5 ülke arasına girmiştir. Artık kalkınırken koruyan bir Türkiye var.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye COP31'i bir uygulama COP'u anlayışıyla gerçekleştirmeyi hedeflemekte. Artık dünyanın yeni vaatlerden çok somut uygulamalara, erişilebilir iklim finansmanına, uygulanabilir projelere ve ölçülebilir sonuçlara ihtiyacı var. Türkiye de bu anlayışla diyalogu, uzlaşıyı ve ortak eylemi esas alan bir yaklaşım ortaya koyuyor. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ilan edilen 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi bir hayal değil Türkiye Yüzyılı'nın yeşil diriliş manifestosudur. COP'a ev sahipliği yapmak yalnızca büyük bir organizasyonu düzenlemek anlamına gelmez. Ülkeler arasında güven tesis etmek, uzlaşıyı güçlendirmek ve geleceğe yön verecek sürece liderlik etmektir. Bugün Sayın Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde, küresel bir çevre hareketine dönüşen sıfır atık hareketi, yenilenebilir enerji yatırımları, enerji verimliliği çalışmaları, döngüsel ekonomi uygulamaları, iklim dirençli şehirler, yeşil sanayi politikaları, millet bahçeleri ve çevre dostu sosyal konut projeleriyle oluşturduğumuz güçlü altyapı ülkemizin COP31'e hazır olduğunun en önemli göstergeleridir. COP31 süreci bu birikimin uluslararası platforma taşınmasına, ülkemizin yeşil dönüşüm vizyonunun dünyaya anlatılmasına ve uluslararası finans kuruluşlarıyla yeni iş birliklerinin geliştirilmesine önemli katkılar sağlayacaktır. Aynı zamanda ülkemizin uluslararası görünürlüğünü güçlendirecek, sürdürülebilir yatırımların artmasına ve yeşil finans alanında yeni fırsatların oluşmasına da katkı sunacaktır. Türkiye COP31 Dönem Başkanlığı boyunca adil, kapsayıcı ve çözüm odaklı yaklaşımıyla küresel iklim diplomasisine yön vermeye, iklim adaletini, uluslararası iş birliğini ve ortak sorumluluk anlayışını güçlendirmeye devam edecek. İnanıyorum ki Antalya'dan tüm dünyaya çevrenin korunmasıyla kalkınmanın birlikte mümkün olduğu, ekonomik büyümeyle sürdürülebilirliğin birbirini tamamladığı ve ortak geleceğimiz için uluslararası iş birliğinin vazgeçilmez olduğu güçlü bir mesaj olarak verilecektir. Daha bağımsız ve daha temiz bir geleceği inşa etmek için var gücümüzle çalışıyoruz çünkü bizler millet olarak suyu aziz bilen, ağacı sadaka kabul eden, toprağı bereketin kaynağı gören bir anlayışın mirasçılarıyız. Çevre konusundaki duruşumuz kendi kültürel kodlarımızdan geliyor. Bizler bir lokma ekmek bile yere düşse onu alıp öpüp alnınıza koyar, bir canlıya, bir kuşa, bir karıncaya sunarız. İsrafsa bizim medeniyetimizde sadece maddi bir kayıp değil manevi bir kusurdur. Bütün bunların doğrultusunda unutmayalım ki çevreyi korumak, mavi vatanı, yeşil vatanı, gök vatanı korumaktır.
Bu vesileyle ülkemize bu tarihî görevin kazandırılmasına liderlik eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a, sıfır atık hareketiyle Türkiye'nin çevre ve iklim vizyonunu küresel, güçlü bir marka hâline getiren, çevre diplomasimize önemli katkılar sunan Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanımız Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'ye şükranlarımı sunuyorum.
Bu duygularla, COP31 dönem başkanlığımızın ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)