GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:118
Tarih:30.07.2026

CHP GRUBU ADINA MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren 7554 sayılı Kanun madencilik ve enerji projelerinde ruhsat, ihale, izin ve ÇED süreçlerini yeniden düzenlerken ormanlarımız, zeytinliklerimiz, meralarımız, su havzalarımız, yerleşimlerimiz, kültürel ve arkeolojik alanlarımız tamamen tehdit altında kalmıştır. Bir jeoloji mühendisi olarak buradan yıllardır haykırıyorum: Madencilik yapılmalı mı? Evet, yapılmalı ancak insanı, doğayı, toprağı, suyu ve gelecek kuşakların yaşam hakkını yok sayarak madencilik yapılmaz, yapılamaz. Bugün ülkenin her yanında denizler, sulak alanlar, kıyılar, vadiler, tarım alanları, ormanlar gibi korunması ve ülke yararına kullanılması gereken alanlar uluslararası şirketler ve onların yerli ortakları tarafından yağma altındadır. Üretilen madenlerin büyük bir çoğunluğu uç ürüne dönüştürülmeden ihraç edilmektedir. AKP hükûmetleri döneminde bunu azaltmak yerine, ne yazık ki uluslararası şirketlere peşkeş çeken ve sömürge madenciliğini bu ülkede kalıcı hâle getiren bir yapı oluşmuştur. Cumhuriyetin ilk 80 yılında baktığınız zaman, yaklaşık 1.186 maden sahasına ruhsat verilirken son yirmi beş yılında verilen ruhsat sayısı 386 bine ulaşması, bunun akıllara ne kadar zarar olduğunu gösteren önemli bir olaydır. MAPEG petrol, doğal gaz ve enerji projeleri için bir yılda toplam 1.256 ÇED olumlu kararıyla âdeta gelen her projeyi onaylayarak bir onay makamı hâline gelmiştir. 2026 yılında 600 maden sahası ihaleye çıkarılmıştır. Bu dehşet verici bir şeydir arkadaşlar. Ordu'da, Kazdağlarında, Zap Havzası'nda, Cilo'nun buzullarında, Tunceli Pülümür'de, Ovacık'ta bakır, krom, altın ve benzeri gibi işletme faaliyetleri nedeniyle ne yazık ki tüm yaşam savunucularına ve tüm direnenlere, köylülere rağmen maalesef siz bu madenciliği sürdürmeye devam ediyorsunuz. "Süper izin" adını verdiğiniz torba yasalarla MAPEG'e sınırsız yetkiler verirken ÇED süreçlerini hızlandırdınız, Cumhurbaşkanlığındaki kurula son sözü verdiniz ve acele kamulaştırmayla ekokırımı kurumsallaştırdınız maalesef. Evet, bize de millî servetin ekonomiye kazandırılması, efendim, kamu yararı, enerjinin arz güvenliği gibi ulvi gerekçeler sundunuz ama ne yazık ki kazancı uluslararası şirketlere; ölümü, atığı, ekolojik kayıp ve ekonomik kayıpları vatandaşa yüklenmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) - Bugün ülkede artık zeytinin, fındığın, çayın, buğdayın, elmanın bir önemi yok, suyun, ormanın, turizmin önemi yok; varsa kazan-kazan.

Değerli milletvekilleri, İliç'te yaşadıklarımızı, Soma'da yaşadıklarımızı, Fatsa'da, Sivas'ta yaşadıklarımızı, o acıları hâlâ unutmadık. Daha önce bu kürsüden defalarca bağırdık; ormanlar, zeytinlik alanlar, mera ve sit alanları eğer madene açacaksak süper izinli torba yasayı ve teklifi kabul etmiyoruz dedik çünkü doğada geri dönüşümü olmayan zararların bedeli parayla ödenemez. Sakarya Nehri, Porsuk Çayı Ankara'nın, İstanbul'un, Bursa'nın, Eskişehir'in gıda güvenliğini sağlıyor ve biz, unutmayın, susuz ve gıdasız yaşayamayız. Bugünün rantı uğruna yarının yaşamını tüketmeye hiçbirimizin hakkı yok. Doğamızı korumak, çevreyi gelecek kuşaklara yaşanılır hâlde bırakmak zorundayız. Bu nedenle bu önergeyi desteklediğimizi ifade ediyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)