GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:117
Tarih:29.07.2026

MURAT ÇAN (Samsun) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, müzakeresini yaptığımız bu maddeyle vakıf üniversitelerine uygulanacak idari yaptırım ve önlemler için kanuni çerçeve oluşturulmak isteniyor; en azından teklifi hazırlayan sizlerin iddiası bu yönde. Anayasa Mahkemesi bir karar vermiş, "Bu iş yönetmelikle olmaz, hukuki düzenleme gerekir." demiş. Her defasında uyardığı gibi sizi uyarmış ama siz nato mermer. Yirmi dört yıldır sizi bu konuda Anayasa Mahkemesi uyarıyor, siz bildiğinizi okuyorsunuz. Şimdi, bu teklifle uyarıdan faaliyet izninin kaldırılmasına kadar uzanan yaptırımları kanunun düzeyine taşıyarak bir düzenleme yapma iddiasındasınız. Mali yapısı bozulan vakıf üniversitelerinin kapatılması ya da devri gibi ağır sonuçlar doğurabilecek süreçler de yine bu düzenlemenin konusu içerisinde yer alıyor.

Özetle, kâğıt üzerinde bakıldığında bu, hukuk devleti adına atılmış bir adım gibi duruyor. İşin aslı öyle mi, maksat başka mı; bunu sizinle konuşacağız. Bu ülkede sorun kanunun metni değil, o metni uygulayan veya uygulamayan, kimi zaman paspasa çeviren iktidarın ta kendisidir. Bir talimatla kapatılan, ertesi gün başka bir talimatla açılan üniversiteleri gördük sizin zamanınızda. Hukukun değil gücün ve keyfîliğin at koşturduğu bir düzen gördük sizin zamanınızda. Sizin "kademeli yaptırım" dediğiniz, maksat ettiğiniz şey, bu ülkede sizin döneminizde kademeli baskıya dönüşmüştür çünkü tek adam rejimi bilimsel eğitimin, akademik özerklik ve özgürlüğün ve bu ülkenin aydınlık yarınları olan gençlerin karşısında en büyük düşmandır; bilim sorgular maalesef. Bu ucube sistem yani kimyası bozuk şu başkanlık sistemi ise itaat ister. Üniversite özgürlük ister, tek adam rejimi biat ister. Gençlik umut eder, saray rejimi korku üretir ve şimdi daha vahim bir noktadayız, artık bu ülkede sadece üniversiteler değil diplomalar bile artık güvende değil. Cumhurbaşkanı adayımız, İstanbul'da yaşayan yurttaşlarımızın iradesini temsil eden Ekrem İmamoğlu'nun diploması hukuksuzca iptal edilebilmiştir. Sırf bu olay bile bu düzenin nasıl bir siyasi operasyon makinesine dönüştüğünün açık kanıtıdır. Bu bir idari işlem değildir, gözdağıdır, akademiye çökmenin başlangıcıdır. Bu, sana rakip olanı hukuken değil idari manevralarla tasfiye ederim diyen bir anlayışın itirafıdır.

Az önce burada bir öğretim üyesi hatip çıktı, dedi ki: "Bilgi yalnızca kitap okuyarak kazanılmaz." Peki, neyle kazanılır? İşte, diplomayı iptal edenler kitaba baksaydı o diplomayı iptal edemeyeceklerini biliyorlardı; saraya baktılar, diplomayı iptal ettiler. Diplomaların bile gasbedilebildiği bu ülkede hangi genç geleceğe güvenle bakacak, hangi akademisyen özgürce konuşacak, hangi üniversite yarın kapıma kilit vurulur mu korkusundan bilim üretebilecek? Esas sorun budur.

İşte, bu ucube rejimin kaleminden çıkan bu düzenleme, tam da böyle bir siyasi iklimde, hiçbir şekilde masum değildir. 27 maddelik şu torba yasanın içinde vakıflarla ilgili çok sayıda madde var. Vakıf yükseköğretim kurumlarının çözüme kavuşturulması gereken çok daha farklı sorunlar varken bu torba yasanın içinde dişe dokunur hiçbir konu ele alınmamış. Örneğin, gençlerimiz tıp fakültesini bitiriyor, diş hekimliği fakültelerini bitiriyor, ihtisas yapacaklar, emek veriyorlar, aylarca çalışıyorlar, bir vakıf üniversitesinde ya da özel üniversitede ihtisas kazanıyorlar. Hastane için gidiyorlar, hastane yok. Özlük hakları için gidiyorlar, özlük hakları taahhüt edilenin çok çok gerisinde. Sonuç, bizlere ulaşıyorlar, bizler münferiden Sağlık Bakanlığına, YÖK'e bildiriyoruz, sorunların çözümü aylarca bekletiliyor. Gençlerimiz uzmanlık eğitimini tamamlayacak nitelikli bir eğitime kavuşamıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MURAT ÇAN (Devamla) - Teşekkür ediyorum.

Aslında tıp alanında vatandaşımız bu hizmetten yıllara sâri bir şekilde mahrum bırakılıyor, mağdur ediliyor. YÖK, Sağlık Bakanlığı bu konuda hiçbir adım atmıyor. Bu sorunları yok sayarak kanun yapmaya çalışıyorsunuz. Sizi uyarıyoruz, bu doğru bir yöntem değildir ve bütün sorunlar perde gerisinde katlanarak büyümektedir değerli milletvekilleri; sebebi tek adam rejimidir ve bu rejim sadece kurumları değil kavramları da çürütmüştür. "Denetim" deyip tasfiye yapmaktasınız, "düzenleme" deyip hizaya sokma operasyonu çekiyorsunuz bu rejimde ama bunu da not edelim: Bu ülkenin üniversiteleri sizin korku düzeninize teslim olmayacak, bu ülkenin gençleri karanlık senaryolara boyun eğmeyecek çünkü gerçek güç saraylarda değil özgür zihinlerdedir diyor sizleri saygıyla selamlıyorum. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)