| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 117 |
| Tarih: | 29.07.2026 |
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Millî Eğitim Komisyonunun hazırladığı bir kanun teklifini, YÖK Kanunu Teklifi'ni görüşüyoruz. Elhak, bu kanunun işe yarar bir tarafı var, o da öğrenci affı. Ama düşünün ki aylarca bütün milletimizin beklediği bir kanun çıkıyor, sonunda hemen hiç kimse sevinemiyor. Bu çıkan yasadan memnun olan Yükseköğretim Kurulunun YDK üyeleri hariç tek bir tane akademisyen gösteremezsiniz.
Bugün başöğretmen elbette yüksek almalı ama bir doçentten fazla maaş aldığı bir dönemdeyiz. Her şeyden önce YÖK zaten 12 Eylül darbesi ürünü, aynen de varlığını sürdürüyor.
Teklifte iyi bir şey 75 yaşına kadar birikimi olan hocalarımızın değerlendirilmesi, zaten vardı ama rektörlük karar veriyordu, şimdi yetki merkeze, YÖK'e gönderildi. Burada esas sorulması gereken soru şu: Yükseköğretimdeki hangi kronik sorunu çözüyor? Bakın, şu anda araştırma görevlileri 50/d kapsamında çalışıyor. Senelerce, beş sene, altı sene çalışıp hiçbir hak imkânı olmadan kapı önüne konuluyor, işsiz bırakılıyor. Bir üniversitede doçent kadrosu alıncaya kadar araştırma görevlisi, öğretim görevlisi, doktor öğretim üyesi her yıl yeniden sözleşmesi imzalanarak işe başlıyor, her yıl atanmama korkusunu yaşıyor; bu yok ve sözleşmeler bir yıl, iki yıl uzatılıyor.
Bugüne kadar olmayan hangi kötülükler geldi? Şimdi, bir güvenlik soruşturmasıyla karşı karşıyayız. Zaten sözleşmesi bir bahane bulunup uzatılmamaktayken şimdi, yeterince araştırmalar yapıldığı hâlde, güvenlik soruşturmasıyla baskı biraz daha fazla artırılıyor. Burada mesele şu: Diploma ticareti yapan merdiven altı apartman üniversitelerine, vakıf üniversitelerine hangi tedbir? Ortada bir tedbir yok. Kasabalardaki meslek yüksekokullarının durumu ne olacak belli değil; yüz binlerce mezun mağdur, işsiz bekliyor, çözüm yok. Ne bulmuşlar? İstiklal Üniversitesi devredilecekmiş, adı değiştirilecekmiş, bazı fakülteleri kapanacakmış. Ya, daha yeni açıldı. Allah rızası için, bu Meclis bu kadar mı boş, eften püften işlerle meşgul ediliyor. Bir taraftan sahte tezle ilgili düzenlemeler elbette önemli ama bugüne kadar pek çok kanunda gördüğümüz gibi bunda da ucu açık, yetkiyi yönetime veren, üstü kapalı ifadelerle kanun çıkarılıyor.
Onun için bu yasa teklifi ücretli öğretmenlerin sorununu çözmediği sürece, mülakat mağdurlarının sorununu çözmediği sürece, eylemde bulunan insanların sesine kulak vermediği sürece boştur. Evet, Komisyonla ilgili söylendi, üç yıldan beri 3 defa toplanmayan Komisyon ağustos ayında toplanarak bula bula işte karşımıza bu yasa teklifini getirdi.
Evet, öğrencilerle ilgili af getirilmeli ama af ek haklarıyla beraber gelmeli, öğrenci burs imkânlarından da, yurt imkânlarından da, her şeyden yararlanmalı.
Tabii, çok geniş olduğu için kısaca şunu arz edeyim: Ülkemizde yüzlerce üniversite var, hepsinin işleri bitti, şimdi yurt dışına fakülte açacağız. Niye açacağız, hangi amaçla açacağız? Bilgi Üniversitesinde yaptığınız gibi, bir gece ani bir kararla kapattınız, yetmiş iki saat sonra aynı üniversiteyi geri açtınız. Buna benzer hadiseleri eğer yurt dışında da yaparsanız bu ülkenin onuruyla oynamış olursunuz. İçeride insanlar bu korku ikliminden dolayı yapılan hiçbir şeye ses çıkaramıyor ama dışarıda aynı durum olmaz.
Şimdi, yine, akademisyenlerle ilgili, yerinde yükselme olmadığı sürece, ünvan alan bir akademisyen direkt kendi üniversitesine atanmadığı sürece yaptığınız her iş boş. Evet, yüksek disiplin kurulu üyesinin özlük hakkını düşünürsünüz ama kasabadaki, Anadolu'daki bir akademisyenin geleceği ne yazık ki gündemde hiçbir şekilde yok. Onun için...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Yine, akademisyenlerin tayin hakkı yok. Burada rektörlük yapmış hocalarımız var, bu kanunlara imza attılar ama hiçbir meslektaşının sorunlarını nasıl çözeriz, bunu düşünmediler. Bu yasa teklifi, bürokrasinin taleplerini çözmek üzere öğrenci affı kılıfında getirilmiş bir yasa. Otuz yıl, kırk yıl boyunca, akademisyenler okulda tanışmışlar, evlenmişler, iki ayrı fakültede görev yapıyorlar, kırk yıl ayrı illerde yaşıyorlar. Artık çağ dışı bu yasağa son verilmeli. Üniversiteler arasında da diğer kurumlarda olduğu gibi tayin hakkı getirilmeli. Ne yazık ki şu anda bu yasayı seyreden hiçbir akademisyen kendisine zerrece fayda getirecek bir şey görmüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Yurt dışına üniversite açılacak, sonra yabancıların döner sermaye paylarını nasıl keseriz? Ne yazık ki haksızlığa imza atan bir yasayla karşı karşıyayız.
EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) - Kaç kişi var öyle?
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Onun için diyorum ki: Daha vakit geç değil, hiç olmazsa şu akademisyenlerimizi sevindirecek ek maddeler koymak için elinizden fırsat var. (YENİ YOL, Yeni Parti, DEM PARTİ ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)