| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 117 |
| Tarih: | 29.07.2026 |
SADETTİN HÜLAGÜ (Kocaeli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yükseköğretim sistemimizin niteliğini, akademik üretim kapasitesini, üniversitelerimizin kurumsal işleyişini ve öğrencilerimizin eğitim hakkını güçlendirmeyi amaçlayan kanun teklifimiz hakkında şahsım adına söz almış bulunmaktayım.
Yükseköğretim sistemi eğitim ve öğretim faaliyetlerinin niteliği, akademik etik ve liyakat ilkeleri, bilimsel üretimin teşviki, kamu kaynaklarının etkin ve hakkaniyete uygun kullanımı bakımından sürekli gelişimi ve güncellemeyi gerekli kılan bir yapıya sahiptir. Hazırlanan bu teklifle yükseköğretim kurumlarımızın işleyişinde ortaya çıkan sorunları gidermeyi, yargı kararları doğrultusunda ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri hayata geçirmeyi, üniversitelerimizin bilimsel ve kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Kanun teklifi öğrencilerimizin eğitim hakkını, akademisyenlerimizin emeğini, üniversite hastanelerimizin işleyişini, yükseköğretim kalitemizi daha da ileri götürmeyi merkeze alan kapsamlı bir çalışmanın ürünüdür.
Ülkemiz yükseköğretim alanında son yıllarda önemli bir gelişme kaydetmiş. Öğretim alanı, elemanı ve öğrenci sayısı, program çeşitliliği, yayın potansiyeli ve uluslararası öğrenci kapasitesi bakımından güçlü bir noktaya ulaşmıştır. Yükseköğretim alanındaki birikim ve tecrübemizi yakın iş birliği içindeki bulunduğumuz ülkelere taşıyacak ve bu durum ülkeler arasındaki etkileşimi güçlendirecektir.
Değerli milletvekilleri, kanun teklifimizde önemli bulduğumuz birkaç madde üzerinde durmak isterim.
Yalnız konuşmalar öncesinde, bir milletvekilimizin Eğitim Komisyonuna girerken de "Sağlık Komisyonuna mı girdim." diyerek böyle sitem etmesini anlamakta zorluk çekiyorum. Çünkü devlette kırk yıllık hizmetini tamamlamış, Türk Silahlı Kuvvetlerinden başlayan, Kocaeli Üniversitesinde yurt dışı eğitimlerine katılmış, Japonya'da, Amerika'da, İtalya'da eğitimini tamamlamış, Yabancı Diller Yüksekokulu Müdürlüğü yapmış, iki dönem Rektörlük yapmış, Üniversitelerarası Kurul Başkanlığı, Üniversite Hastaneleri Birliği Başkanlığı, YÖK üyeliği, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı sonrası milletvekilliği yapmamın yanında başka ne aranıyor ben bilemiyorum. Onun için böyle bir sitem edeyim dedim sayın vekilimize.
Yükseköğretim Kuruluyla ilgili yapılan tekliflerde, öğrenci affıyla ilgili teklif; azami sürelerinin uygulamalı eğitimde internlük dâhil bunlarla ilgili ilişiği kesilen öğrencilere yönelik geçiş hükümleri ve eğitim haklarıyla ilgili tamamen verilmektedir.
Yükseköğretim kurumlarımızın ilk 500'e giremediğiyle ilgili dün bir söylemde bulunmuştu bir sayın vekilimiz. Ben bugün Yükseköğretim Kurulumuzdan aldım, 2027'de ilk 500'e giren 6 tane üniversitemiz var; bunlar, İstanbul Teknik Üniversitesi, ODTÜ, Koç, Boğaziçi, Sabancı ve Bilkent, sıralamalarını vermiyorum. Yani bir doğru bilgiyi söylemek açısından da bunu söylemeden geçemedim.
Yükseköğretim kurumlarında hazırlık sınıfları dâhil lisansüstü düzeyde eğitim görmekte olan, çeşitli sebeplerle ilişiği kesilen öğrencilerimize yönelik af düzenlemesi hayata geçirilmektedir; bu önemli bir şey.
Asıl önemli olan, akademisyenlerin çalışma yaşının uzatılması. Üniversiteler yalnızca ders verilen binalar değil, tecrübenin yeni kuşakla buluştuğu, geçmişin birikiminin geleceğin umutlarına dönüştüğü kurumlardır. Bir üniversiteyi güçlü kılan, modern kampüsleri ya da teknolojik altyapısı yanında, asıl güç olan yetişmiş insan kaynağının düzgün yönetilebilmesidir. Yıllarını bilime, araştırmaya, insan yetiştirmeye adamış akademisyenlerin 67 yaşına geldiğinde takvimde bir yaprak düştüğünü öne sürerek sistem dışına çıkarılması kaynak israfına verilebilecek en iyi örnektir. Akademisyenlik bedensel güçten çok zihinsel üretimle ilgilidir. Bilim insanının en kıymeti dönemi çoğu zaman ileri yaşlarıdır. Bilgi yalnızca kitap okuyarak kazanılmaz, yılların deneyimi, araştırmaları, yetiştirilen öğrenciler ve yaşanan akademik mücadelelerle olgunlaşır. Üniversitelerin hafızasını ve ilmin sürekliliğini korumak çok önem arz etmektedir. Burada önemli olan üretkenliktir, sağlık durumudur, akademik katkıdır. Hazreti Ali'ye atfedilen "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum." şeklindeki bu derin anlamlı söz kadim medeniyetimizde ilme, bilgiye ve öğretmene duyulan saygının en zarif sembollerinden biridir. Biz de bu teklifimizde öğretim üyelerimizin akademik devamlılığı olanların 75 yaşına kadar çalışmalarını sağlıyoruz.
Bir diğer olumlu gördüğüm şey, üniversitelerin proje tabanlı teknolojik transfer ofislerinin güçlendirilmesi. Bu gerçekten önemli.
Vakıf üniversitelerinin tam burslu öğrenci verme noktası önemli fakat bunların bünyelerindeki tıp fakültelerinin hastanelerini yapmamaları nedeniyle son bir kez uzatılma süresi verilmekte. Bunun mutlaka takipçisi olacağız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
SADETTİN HÜLAGÜ (Devamla) - Türkiye'deki devlet yüksek kurumlarının Cumhurbaşkanımızın kararıyla yurt dışında yerleşke, akademik birim, program ve ihtiyaç duyulan tesisleri kurabilmesi de oldukça önemlidir.
Asıl bir diğer şey de teklifimizle kişisel emek, akademik birikime dayanmayan, başkaları tarafından hazırlanan tez, makale, kitap ve proje gibi çalışmalarda mutlaka takip ve cezalandırma sistemi yapılacaktır.
Büyük mütefekkir Ayaşlı Şakir Efendi'nin güzel bir sözüyle bitirmek isterim. "Derlerse ibadet ne demek? Söyle bi-şek: Bilmek, yine bilmek, yine bilmek." Bilgi toplumu olmak zorundayız. Bilgi olmadan, düşünmeden yapılan bir ibadetin de getirisi olmaz.
Bu nedenle, kanun teklifimizin yükseköğretim camiamıza, öğrencilerimize, akademisyenlerimize, ülkemize ve aziz milletimize hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sağ olun, var olun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)