| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 117 |
| Tarih: | 29.07.2026 |
YENİ PARTİ GRUBU ADINA MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Başkanım, teşekkür ediyorum.
Sayın milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle Yeni Parti Grubumuz adına söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bu arada, başlangıçta söyleyeyim: Bu önergeyi biz destekliyoruz.
Aslında Türkiye'nin geleceğini konuşuyoruz bugün çünkü nüfus meselesi sadece bir doğurganlık meselesi değil ekonomiyi, üretimi, kırsal kalkınmayı, sosyal adaleti ve umut meselesi olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye'de bugün, Türkiye nüfusunun kendini yenilemesi için gerekli olan doğurganlık hızı 2,10 olması gerekirken maalesef bu Türkiye'de tam 59 ilde 1.50'nin altındadır. Yani Türkiye'nin büyük çoğunluğunda ortak bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tablo bize çok açık bir gerçeği gösteriyor. Sorun gençlerin aile kurmak istememesi değil geleceğe güven duymamaları aslında. Çocuk sahibi olmak artık mutlulukla verilen bir karar değil ekonomik risk hesabına dönüşmüştür. Peki, iktidar bu durumda ne yapıyor? Gençlere sürekli "Evlenin, aile kurun, çocuk sahibi olun." çağrısı yapıyor ama evlilik için verdiği yardım 150 bin lira yani sadece düğün salonu tutmak için bile yetmiyor. Peki, soruyorum: Hangi şartlarda çocuklar evlenecekler? Yüksek enflasyonun alım gücünü eritmiş, kiraların maaşları geçmiş olduğu bir dönemde toplumun yüzde 70'i asgari ücretle geçinirken bu insanlar nasıl evlenecekler ve nasıl çocuk sahibi olup bu çocuğun geleceğini nasıl garanti edecekler?
Üstelik mesele yalnızca gelir değil, mesele satın alma gücü de aynı zamanda. Mehmet Şimşek'in ekonomi yönetiminde bulunduğu dönemde dünyada gıda fiyatları yüzde 6 artarken Türkiye'de gıda fiyatları maalesef yüzde 196 artmıştır. Aynı dönemde cumhuriyet tarihimizin en yüksek vergi gelirleri sağlanmış ancak buna rağmen sonuç yine nafiledir yani dolayısıyla cumhuriyet tarihimizin en kötü doğurganlık senelerini sizin dönemizde yaşamış bulunuyoruz. Açlık sınırının altında yaşayan bir genç nasıl evlenecek? Yoksulluk sınırının altında olan bir aile nasıl bir çocuk yapacak? Ev sahibi olmayı geçtik, artık kiracı olabilmek bile büyük mücadele gerektirirken nasıl doğum oranlarının düşmesini engelleyebileceğiz? Gençler çocuk sahibi olmak istemedikleri için değil, çocuklarına güvenli, onurlu bir gelecek sunamayacaklarını düşündükleri için çocuk sahibi olmuyorlar çünkü çocuğu doğurttuğunuz zaman güvenle büyütmelisiniz, adaletle büyütmelisiniz, refahla büyütmelisiniz ama maalesef Türkiye'de son yirmi beş yılda bunların hepsi kaybolmuş durumda.
Nüfus politikası ile kırsal kalkınma politikası birbirinden ayrı düşünülemez. Bugün Anadolu'nun köyleri boşaltılıyor, tarım nüfusu yaşlanıyor, gençler toprağını terk ediyor. Sağlık hizmetleri azalıyor, üretici yalnız bırakılıyor, ardından çıkıp "Köyler neden boşalıyor?" diye soruyoruz. Devlet çünkü köyden kendisini çekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MÜHİP KANKO (Devamla) - Köyleri, vatandaş terk etmiyor, devlet köylerden çekildiği için kırsalda yaşamın sürdürülebilmesi mümkün değildir. Bunu sağlayamadığımız zaman üretim azalıyor ve kriz derinleşiyor. Bu nedenle, araştırılması gereken yalnızca doğurganlık hızındaki düşüş değildir.
Sayın milletvekilleri, aileyi korumak sloganlarla olmaz; kalıcı nüfus politikası güçlü sosyal devletlerle olur, güçlü tarımla olur, güçlü kırsal kalkınmayla olur. İşte bu araştırma önergesi meseleye sadece doğum oranları olarak değil, Türkiye'nin üretimini, kırsalını, aile yapısını ve geleceğini koruma meselesidir. Dolayısıyla, bu araştırma önergesini desteklediğimizi belirtiyor, hepinize saygılar sunuyorum. (Yeni Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)