| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 115 |
| Tarih: | 24.07.2026 |
MUSTAFA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 28'inci madde üzerinde grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, sizleri saygıyla selamlıyorum.
28'inci madde, Siber Güvenlik Başkanlığıyla ilgili madde, bu madde de 3 tane temel sorun görüyoruz.
Mesela, bu temel sorunlardan birincisi, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Telekomünikasyon Kurumunun Siber Güvenlik Başkanlığına bağlanması, tek elde toplanmasıyla alakalı belirsizlikler var. Mesela, bu belirsizlikler, elektronik haberleşme altyapısı, veri merkezleri, kritik bilgi sistemleri gibi aslında şu an hayatımızın tamamını kapsayan alanlardaki kurumların çalışmalarının üç ay gibi kısa bir sürede Siber Güvenlik Başkanlığına devredilme girişimi, bunun nasıl olacağı, yol haritasının nasıl gerçekleşeceğine dair herhangi bir açıklama, herhangi bir belirti burada yok; öncelikle birinci gördüğümüz sıkıntı bu.
İkincisi, kamu personel rejimiyle alakalı Siber Güvenlik Başkanlığında sıkıntı var. Burada Başkanlığın uygun görmesi şartına bağlı olarak oldukça geniş bir takdir yetkisi tanınıyor ve burada Başkanlığın uygun görmesinde herhangi bir kriter yok, herhangi bir belirti yok; dolayısıyla, subjektif değerlendirmeler üzerinden Siber Güvenlik Başkanına verilen bu yetkinin yarın kimin elinde, nasıl kullanılacağına dair herhangi bir net bilgi olmadığını buradan ifade etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlar, üçüncüsü olarak hâkim ve savcıların başkanlık emrinde görevlendirilmesiyle ilgili sıkıntı var. Şimdi, tamam, Siber Güvenlik Başkanlığı kendince yaptığı herhangi bir işlemle ilgili hâkim ve savcılardan destek isteyebilir ama yine burada, bu maddede diyor ki: "Hâkim ve savcılar için başarıyı ayrıcalıklı bir terfi modeli uygulanacak." diyor yani şimdi Siber Güvenlik Başkanlığı kendince bir hâkim ve savcıyı görevlendirdi ve o hâkim ve savcının ne kadar liyakat sahibi olduğu veya ne kadar bu işe ehil olduğu, bunların tamamı belirsiz ve sadece başkanın takdir yetkisinde hâkim ve savcı burada görevlendirildiği için ona ayrıcalıklı bir terfi hakkı veriliyor. Bu da bu maddenin üçüncü kritik, üçüncü sorunlu ayağıdır.
Değerli arkadaşlar, tabii "millî güvenlik" denildiğinde sadece kara sınırlarımızın korunması, deniz sınırlarımızın korunması veya hava sınırlarımızın korunması konusunu tamamen açtık. Konvansiyonel anlamda artık "güvenlik" dediğinizde siber güvenlik ana unsurlardan bir madde hâline geldi. Siber güvenlik olmadan ülkemizin bu saydığım alanlarını da korumanız mümkün değil. Hayatımızın her bir alanında şu anda tamamen dijitalleşme hâkim ve dijitalleşme üzerinden içimize nasıl sızmalar olabileceğini görüyoruz. Son yapılan NATO zirvesinde de buluta yapılan atfı gördünüz, NATO hatta siber uzayı kara, deniz ve havayla eş düzeyde -dikkat buyurun- eş düzeyde resmî bir harekât alanı olarak kabul etti. Dolayısıyla, siber güvenlik çok önemli ama bu maddelerdeki belirsizlik, bu verilen önemle örtüşmüyor, özellikle bunu ifade etmek istiyorum. Ayrıca e-Devlet'ten bankacılığa, enerji şebekelerinden sağlık sistemlerine kadar birçok alanda dijitalleşme var.
Değerli arkadaşlar, burada detay vermeyeceğim, detayları acizane biliyorum. Yani herhangi bir belediyenin, herhangi bir devlet kurumunun yazılım aldığı şirketin adı "Türk" olabilir yani bu şirket Türk şirketi olduğu için onun getirdiği, sattığı, devlet kurumuna verdiği yazılım Türk firma tarafından kaleme alınmış veya yazılmış bir yazılım olarak da algılanabilir ama öyle değil. Özellikle buna dikkat edilmesi gerekir. Bu şirketlerin bazıları iyi niyetle -ki çoğunluğu öyle- daha iyi bir sistemi daha iyi bir sistemi sunmak adına yurt dışından kimlerle bağlantılı olduğu belli olan veya olmayan o şirketlerin yazılımlarını bizim sistemlerimize entegre ediyorlar. Bu çok büyük bir güvenlik açığını beraberinde getiriyor. Çok basit bir şey söyleyebilirsiniz: "Su sayacı okuyor." Su sayacı okuyor ama o su sayacı üzerinden, abone bilgileri üzerinden hangi verilere ulaştığını da sizler gayet net olarak biliyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, Türkiye'nin insan kaynağı noktasında bir adım atması lazım. İnsan kaynağı, bizim şu anda en kritik, nitelikli eleman açığımızın olduğu alan siber güvenliktedir. İkincisi, yerli ve millî teknolojileri biraz önce endişesini duyduğum alandan dolayı ifade ediyorum
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
MUSTAFA KAYA (Devamla) - Yerli ve millî teknolojilerin ASELSAN, HAVELSAN, TÜBİTAK gibi kurumların üretimlerine özel destek muhakkak verilmeli ve bizim burada özellikle siber güvenlik alanındaki bütün yazılımlarımız bu kurumlarımız tarafından hayata geçirilmeli.
Üçüncüsü, KOBİ'lerimiz, aslında yumuşak karnımız. KOBİ'lerimiz üzerinden maalesef sızmalar daha açık olabilir. KOBİ'lerimiz güvensiz şekilde şu anda işlemlerini yürütüyorlar. Onların girdiği küçük bir alan çok daha büyük verilerin başkalarının eline geçmesini temin edebilir.
Dördüncüsü, toplumsal farkındalık ve uluslararası iş birliği yapmamız gerekir. Bir terimden bahsetmek istiyorum. Siber hijyen eğitimi erken yaşlardan itibaren müfredata girmeli. Düzenli, ulusal siber tatbikatların yapılması gerekmektedir diyorum. Bu, siber noktasındaki gayretleri desteklediğimizi ama bu maddelerdeki olumsuzlukların mutlaka ortadan kaldırılması gerektiğini ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)