GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:115
Tarih:24.07.2026

ZEYNEP ODUNCU KUTEVİ (Batman) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen değerli halklarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüştüğümüz kanun teklifinin gerekçesini okuyan biri zanneder ki iktidar belediyelerin il genel meclislerinin derdine derman olmak istiyor. Ne diyor gerekçede? "Mahalli idarelerin genel aydınlatma enerji tüketim bedellerine merkezî yönetim bütçesinden sağlanan desteğin süresini 2030 yılına kadar uzatıyoruz. Yerel yönetimlerin maddi yükünü hafifletiyoruz." Bu, kulağa çok hoş geliyor değil mi? Ama kelime oyunlarını bir kenara bırakıp teklifin detayına yani işin matematiğine baktığımızda gerçeğin bu olmadığını bir kez daha görüyoruz.

"Desteği uzatıyorum." derken gerçekte ne yapıyorsunuz; bir de buradan bakalım. Genel bütçe vergi gelirleri payından yapılan kesinti oranlarını büyükşehir belediyeleri ve il genel idareleri için yüzde 10'dan yüzde 30'a, diğer belediyeler için yüzde 5'ten yüzde 15'e çıkarıyorsunuz. Bu bir destek değil maalesef. Bu, yerel yönetimlerin halka hizmet için kullanılması gereken öz kaynaklarını belediyelerin bütçelerine merkezî hükûmet eliyle çökmesi demektir, maliyeti belediyelerin sırtına yıkmak, yerel bütçelerden merkezî bütçeye muazzam bir kaynak yaratmaktır. Üstelik bu kadarıyla yetinilmiyor, aynı zamanda Cumhurbaşkanına bu yüksek kesinti oranlarını 2 katına kadar artırma yetkisi veriliyor. Yani bir büyükşehir belediyesinin genel bütçe vergi payından yapılacak kesintiyi tek bir imzayla yüzde 60'a kadar çıkarabilecek. Soruyorum sizlere: Bu kesintiyle bir belediye nasıl ayakta kalacak, nasıl temizlik yapacak, yoksul halka nasıl sosyal belediyeciliği sağlayacak?

Değerli milletvekilleri, bizler bu kürsüden yıllardır gerçek demokrasinin yolunun yerelden geçtiğini söylüyoruz. Yerel yönetimin yetkilerinin arttırılması, idari ve mali açıdan güçlendirilmesi, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na Türkiye'nin koyduğu çekincelerin derhâl kaldırılması gerekirken iktidar ne yapıyor? Her geçen gün yerel yönetimlerin alanını daraltmaya, yetkilerini budamaya ve belediyeleri Ankara'ya muhtaç bir hâle getirmeye devam ediyor. Batman'da, Van'da ve daha nice kentimizde halkın sandıkta gösterdiği irade tanınmayıp belediyelere kayyım atanarak halkın iradesi gasp edildi. Peki, şimdi siz ne yapıyorsunuz? Kayyım atadığınız belediyeleri bir de finansman olarak boğmanın, mali uygulamaların peşine düşüyorsunuz. Durum sadece bütçe kesintisiyle sınırlı da değil. Hazır, enerji şirketlerine sağlanan imtiyazları, destek sürelerinin arttırılmasını konuşuyorken elektrik dağıtımını bir hizmet değil, âdeta bir kolektif cezalandırma aparatına dönüştüren DEDAŞ zulmüne de dikkat çekmek zorundayız. Defalarca bu kürsüden dile getirdik ancak sorunlar çözülmediği gibi daha da ağırlaştı, her geçen gün ağırlaşmaya devam ediyor. DEDAŞ, bölgede faaliyete başladığı günden beri elektrik ve su kesintileri katlanarak artıyor. Mardin'de, Batman'da, Urfa'da ve bölgenin dört bir yanındaki kentlerde gün ortasında saatlerce elektrik kesintisi yaşanıyor. Çiftçi için hayati önemde olan sıcak yaz aylarında tam bir susuzluk cehennemi yaşanıyor; tarlalar kuruyor, ekili araziler mahvoluyor, hayvanlar susuzluktan telef oluyor. Bırakın tarımı, bu ciddiyetsiz ve lakayt tavır yüzünden evlerinde solunum cihazına bağlı yaşayan hastaların, yaşlıların, çocukların yaşam hakları ellerinden alınıyor. Bu, artık bir hizmet aksaklığı değil, halkın yaşam hakkına yöneltilmiş bir saldırıdır. Peki, DEDAŞ ne diyor? Her yaz utanmadan, sıkılmadan onarım çalışması yapıyoruz yalanının arkasına sığınıyor, "Kaçak elektrik var, köylünün borcu var." diyerek bu zulmü meşrulaştırmaya çalışıyor; bu, büyük bir yalandır, açık bir çarpıtmadır. Elektrik kesintilerinin gerçek sebebi, bölgede kullanılan trafoların otuz yıllık, çürümüş olmasıdır, altyapı yatırımlarının yapılmaması, bakım ve onarımlarının bilerek aksatılmasıdır. Üstelik DEDAŞ kendi yapmadığı yatırımın, eksik altyapının kayıp kaçak bedelini de fahiş zamlarla bu halkın faturasına yansıtmaktan da geri durmuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ZEYNEP ODUNCU KUTEVİ (Devamla) - Teşekkürler.

Değerli milletvekilleri, tablo bu kadar açıkken iktidar sıralarındaki halk temsilcilerine seslenmek istiyorum: Belediyelerin bütçesine el uzatarak, yerel yönetimleri çalışamaz hâle getirerek, halkı DEDAŞ zulmüne ezdirerek hiçbir yere varamazsınız. Demokrasi yerelden başlar, adalet ise halkın hakkını, iradesini ve kaynağını halka teslim etmekle olur. Belediyelerin elini kolunu bağlayan, onları halka hizmet edemez hâle getiren bu mali darbe teklifini kabul etmeyelim, reddedelim diyoruz. Enerji şirketlerinin imtiyazlarını ve rantını değil tarlasında kuruyan ekinine ağlayan çiftçinin, cihaza bağlı yaşlı hastaların, karanlığa mahkûm edilen çocukların sesi olalım diyoruz. DEDAŞ zulmüyle bir yere varamayacağımızın bir daha altını çizmek istiyorum. Yaz aylarında kuraklığa mahkûm edilen çiftçilerin yanında olarak çiftçiye, tarlamıza, tarımımıza sahip çıkmamız gerektiğinin bir kez daha altını çiziyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)