GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:115
Tarih:24.07.2026

ŞENOL SUNAT (Manisa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, dün Erzurum Kongresi'nin 107'nci yıl dönümünü idrak ettik, bugün de Lozan Barış Antlaşması'nın 103'üncü yıl dönümünü idrak ediyoruz; ne mutlu gerçekten idrak edenlere. Lozan, Türkiye Cumhuriyeti devletinin tapu senedidir. Lozan Sevr'i tarihin çöplüğüne gönderen yüce Türk milletinin esaret değil, hürriyeti seçtiğini bütün dünyaya ilan ettiği tarihî bir zaferdir ve bu vesileyle Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ümüzü ve silah arkadaşlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.

Değerli milletvekilleri, Erzurum Kongresi'nin de Lozan'ın da özü millet iradesi, tam bağımsızlık ve tek devlet anlayışıdır. Bugün bu çatı altında hangi siyasi partiden olursa olsun her bir milletvekili bu tarihî mirasın emanetçisi olduğunun farkında olmalıdır. Burada ülke ve milletimizin geleceğiyle ilgili alınacak her kararın, verilecek her oyun sorumluluğunu, vicdanını da taşımak zorundadır. Bu Gazi Meclis sıradan bir Parlamento değildir sayın milletvekilleri, bu Meclis, Kurtuluş Savaşı'nı yöneten Gazi Meclisin devamıdır. Bu çatı altında hiçbir milletvekili emperyalizmin uşaklığını, maşalığını yapamaz ve yapmamalıdır. Emperyalist güçlerin hedefi, dün de Türkiye'yi zayıflatmak ve parçalamaktı, bugün de aynıdır. Emperyalizmin amaçlarına hizmet eden, Sevr'i hortlatmaya çalışanlara payanda olan, millî egemenliği tartışmaya açan, terör örgütlerini meşrulaştıran, Türkiye'nin bağımsızlığını zedeleyecek adımlara göz yuman, alan açan, gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içinde olanlara da yazıklar olsun diyorum buradan. Bizim yolumuz nettir: Lozan'ın tam bağımsızlık ruhuna, Cumhuriyetin kurucu değerlerine ve Türk milletinin egemenliğine sonuna kadar sahip çıkacağımızı bir kere daha ifade etmek istiyorum. Bugün aynı zamanda Batı Trakya Türklerinin lideri Doktor Sadık Ahmet'in de ölüm yıl dönümü, rahmet ve saygıyla anıyorum.

Sayın milletvekilleri, evet, 21'inci madde iktidarın öğretmene bakışının çok kötü bir özetidir. Evet, bir tarafta meslek kanunu uyarınca çıkarılan "Millî Eğitim Akademisinde hazırlık eğitimini başarıyla tamamlayanlar öğretmen olur." diyorsunuz diğer tarafta özel öğretim kurumlarında görev yapacak öğretmenleri bu sistemin dışında bırakıyorsunuz. Soruyorum: Bu iki başlılık neden? Millî Eğitim Akademisi gerçekten öğretmen yetiştiriyorsa ve eğitim kalitesi için vazgeçilmezse neden özel okul öğretmenleri için zorunlu değildir? Akademi gerekli değilse binlerce genç öğretmeni neden bu sisteme mahkûm ediyorsunuz? Bu çelişkiyi açıklamak zorundasınız. Kendi çıkardığınız kanunu daha iki yıl geçmeden kendiniz mi inkâr ediyorsunuz? Türkiye'nin sorunu öğretmen yetiştirememek değil aslında, liyakatli öğretmeni adil şekilde atayamamanız. Eğitim fakülteleri varken tüm eleştirilerimize rağmen Millî Eğitim Akademisi kurdunuz. Bu akademi gerçekten öğretmen niteliğini mi artıracak yoksa yeni bir eleme ve yeni bir mülakat kapısı mı oluşturacak? Öğretmen yetiştirme sistemini güçlendirmek isteseydiniz eğer önce eğitim fakültelerini güçlendirirdiniz. Eğitim fakültesi diplomasının üzerine bir buçuk, iki yıl sürecek yeni bir eleme mekanizması kurarak gençlerimizi ikinci kez sınava ve ikinci kez idarenin takdirine mahkûm ettiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

ŞENOL SUNAT (Devamla) - Bu ülkede özel okul öğretmenleri yıllardır seslerini duyurmaya çalışıyor. Ne istiyorlar? Lüks istemiyorlar, ayrıcalık istemiyorlar, insanca yaşayacak bir ücret istiyorlar, eşit işe eşit ücret istiyorlar, güvenceli çalışma istiyorlar, mesleklerinin onuruna yakışır özlük hakları istiyorlar. Bu talepleri dinlediniz mi? Hayır. Sorunları çözdünüz mü? Hayır. Tam tersine, haklarını aramak için bir araya geldiklerinde güvenlik güçlerinin müdahaleleriyle karşı karşıya kaldılar. Seslerini duyurmaya çalışan öğretmenler dinlenmek yerine susturulduklarını hissettiler. Bir ülke düşünün değerli milletvekilleri, çocuklarımızı emanet ettiğimiz öğretmen kendi hakkını anlatabilmek için sokakta mücadele etmek zorunda kalıyor. Bu tablo Millî Eğitim Bakanı adına çok büyük bir ayıptır. Buradan kınıyorum kendisini. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)