GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:115
Tarih:24.07.2026

HEVAL BOZDAĞ (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Kanun teklifinin 21'inci maddesi üzerine konuşacağım. Bu madde, özü itibarıyla özel sektör eğitim emekçilerini güvencesizliğe mahkûm eden ve yönetmeliklerle merkeze devreden bir irade gasbı maddesi. Gerekçede yer verilen görevlendirilecek yönetici, uzman öğretici ve usta öğreticilerin nitelikleri ile uygulamaya ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir kriteri hukuken muğlak ve Anayasa’nın idarenin kanuniliği ilkesine ise açıkça aykırı.

Kamusal alanda uygulanan güvenlik soruşturmaları ve mülakat hegemonyasının yandaş kadrolaşma ve ideolojik fişleme modeli özel sektöre de ulaşmış durumda. Sayın iktidar, özel sektör öğretmenleri sizden böyle bir düzenleme beklemiyorlar, özel öğretim kurumlarında kölelik düzeni altında çalışmalarına, sömürülmelerine bir son vermenizi istiyorlar. Özel sektör öğretmenleri haftalardır seslerinin duyulmasını istiyorlar; açlık grevindeler, yürüyüşlerdeler, eylemlerdeler ve basın açıklamaları yapıyorlar, emekliliklerinin hakkını istiyorlar, adalet istiyorlar ve eşitlik istiyorlar. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bugün bir açıklama yapmış "Elimizdeki verilere göre özel okullarda çalışan öğretmenlerimiz ortalama 40 bin lira civarında ücret alıyor." demiş. "Eğer asgari ücretin altında ya da insani olmayan koşullarda çalıştırılan varsa bana başvursun, hemen okulla ilgili soruşturma açayım." demiş. Şimdi, ortalama ne demek, hepimiz biliyoruz. 40 bin lira ortalama demek, demek ki bunun altında ücretler alan öğretmenler var demek ve bunun üzerinde ücretler alan öğretmenler var demek. Öncelikle, bir eğitim emekçisini zaten 40 bin lira alıyor olması -açlık sınırı dolaylarında bir ücret bu ücret- kabul edilemez; bu bir hak gasbı. Burada bir itiraf var ve bu itirafın üzerine bir politika gütmeye devam etmek ise anlaşılır gibi değil. Özel sektörde on binlerce öğretmen bulunmakta, 1 milyon 200 bine yakın eğitim emekçisinin yüzde 15'i özel sektörde ve aldıkları ücret 40 bin lira ve Bakan bu durumu normalmiş gibi bunu bir savunma ve dayanak rakam olarak açıklamaktan hiç de imtina etmiyor. Sayın Bakana hatırlatmak lazım: Açıkladığınız bu rakam 4 kişilik bir ailenin gıda ihtiyacını bile karşılamıyor. Toplumdan, emekten, emekçiden, yaşamın, halkın gerçeklerinden, sokağın sesinden o kadar uzaksınız ki bu yabancılaşmanın illaki bir faturası olacak ve bir faturası olmalı.

Sayın iktidar, eğitimde piyasalaşmaya son verin. Eğitim emekçilerinin özlük haklarını, güvenceli çalışma koşullarını sağlayın. Ataması yapılmayan, mülakat mağduru olan, KHK'lelerle hukuksuzca işine son verdiğiniz binlercesi mesleklerine, öğrencilerine dönüşün yolunu bekliyor ama biliyorsunuz ve biz de biliyoruz, siz hukuksuzluklardan yararlanıyorsunuz, hukuksuzlukların yanındasınız ve hukuksuzlukların uygulayıcısısınız. Sömürü düzeninin, sermayenin tarafısınız ama bizler de; işçiler, emekçiler mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz, vazgeçmedik. Özel sektör öğretmenleri de kamu öğretmenleriyle eşit taban ücret hakları tanınıncaya kadar bu mücadelede kararlılar, eğitim emekçilerini açlığa terk eden bu politikalardan vazgeçin.

Bugün işçiyi, emekçiyi sömürüye, açlığa terk etmiş durumdasınız. Güvencesiz ve güvenli olmayan çalışma koşullarında binlerce işçi, emekçi iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor, yine binlercesi ise meslek hastalıklarından dolayı yaşamını yitiriyor. Her gün bu ülkede dört saatte bir işçi ölüyor. SGK verileriyle iş kazası geçirenlerin sayısı yüzde 4,5 artmış, 766 bine ulaşmış durumda, iş cinayetlerinde yaşamını yitirenlerin sayısı 1.944 ve meslek hastalıklarına bağlı ise yalnızca 916 meslek hastalığı tanısı konmuş, meslek hastalığına bağlı ölüm ise hiç bildirilmemiş. Bu rakamların gerçeği yansıtmadığını çok iyi biliyoruz.

Uluslararası Çalışma Örgütünün, bakınız, ILO verileri temel alındığında dahi dünya genelinde iş cinayeti sonucu 1 ölüme karşılık meslek hastalığı nedeniyle 5-6 ölüm beklendiği görülmekte. Bu kabulle bile SGK verileri bile esas alınsa en az 10-12 bin kişinin meslek hastalığına bağlı ölümünün gerçekleşmiş olması gerekiyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

HEVAL BOZDAĞ (Devamla) - Sizin iktidarınız boyunca, bu demektir ki yüz binlerce kişi meslek hastalığına bağlı olarak öldü ama siz bugün meslek hastalıklarına bağlı ölüm verilerini sıfır olarak açıklıyorsunuz.

Devleti bir şirket mantığıyla yönetiyorsunuz. İşveren kapitalist, devlet kapitalist, emek gücünü satın alıyorsunuz, amacına uygun çalıştırmıyor, kârı maksimize etmek için işçiyi yok sayıyorsunuz. İşçi sağlığı ve güvenliği onun için; sizin için, işveren için, devlet için maddi bir külfet. Tazminat ödemekten kaçınıyorsunuz. Meslek hastalıklarının, ölümün peşine tabii ki düşmezsiniz. Emeğin yağması, sömürü ve cinayetin üstünü örtüyorsunuz. Kapitalizmin işte böyle bir kastı var, canımıza kast ediyor, yaşamlarımızı yok ediyor.

Teşekkürler. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)