GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:115
Tarih:24.07.2026

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bu konuyu müteaddit defalar Meclis çatısı altında konuştuk, değerlendirdik, eleştirdik; "Gereğini yapacağız." dediniz ama sorun hâlâ artarak devam ediyor. Adamlara tam 2.364 adet maden ruhsatı vermişsiniz, 2364 adet. 29.694 kilometrekare verdiğiniz ruhsatın alanı, Ankara'dan daha büyük bir coğrafyayı kapsıyor ve 100 milyonlarca lira teşvik vermişsiniz. Kamu bankalarından akıl almaz paralar almışlar. Mesela 480 milyon dolar kredi almışlar kamu bankalarından ve kamu bankalarından bu kredileri alırken de teminat olarak hazine arazilerini göstermişler. Bunu ben söylemiyorum, bunu Sayıştay söylüyor, Sayıştayın raporlarında hepsi var bütün bunların. Bunları burada daha önceden ifade ettik, bunlar bu gücü nereden alıyorlar, bunlar bu cüreti nereden alıyorlar dedik. Bir de baktık ki işçinin, efendim, emekçinin parasını ödemiyorlar. Bu konuyu burada konuştuk, müteaddit defalar dile getirdik, işçi, emekçi Ankara'ya kadar yürüdü, coplandı, yerlerde süründü, biz yanlarına gittik, destek olduk. Siz de dediniz ki "Merak etmeyin, bu işi halledeceğiz." Orası halloldu ama nasıl halloldu? Burada bu çatı altında verilen mücadeleler halloldu. Sonra ardından Giresun patlak verdi. Aynı sorun, aynı yolsuzluk, aynı hukuksuzluk, aynı emek hırsızlığı Giresun'daki madenlerinde de oldu. Ya Allah aşkına, bu insanlar devletten daha mı güçlü? Anladım, arkalarına sizi aldılar ama devlet kültürü, devletin gücü ve kudreti bu kadar ayaklar altına alınmaz ki. Kaç tane bakanla görüşme yaptılar. Biraz sonra başka bir şey söyleyeceğim size. Bütün bunlara rağmen adamlar herhâlde kendilerini devlet içinde devlet görüyorlar, dünya kadar kredi verilmiş, geri ödenmemiş, dünya kadar talan yapılmış, maden ruhsatı verilmiş, inanılmaz alanlar açılmış. Daha Balıkesir'deki kepazeliklerden bahsetmiyorum. Orada bakanlarla görüşülüyor, "Hallolacak." deniliyor falan, hallolmuyor. Tam bu esnada Enerji Bakanı dedi ki: "Ya bu şirket her yerde problem çıkartıyor zaten, çok sorunlu bir şirket. Tövbeler olsun, bir daha da bu şirkete ruhsat verirsem." Kendi söyledi bunu. Bir de baktık ki Sayın Bakanın "Bir daha da bu şirkete ruhsat verirsem." dediği gün yine bir ruhsat daha vermişsiniz şirkete. Böyle bir kepazelik, böyle bir devlet anlayışı, böyle bir uygulama olur mu Allah aşkına? Şimdi niye bütün bunları anlattım? Beypazarı'nda yaşandı, Giresun'da yaşandı, birkaç günden beri aynı problem Elâzığ'da yaşanıyor; Elazığ'dakinin daha vahim bir tablosu var, bir gerçeği var. Elâzığ'daki şirketin aslında kökeni ta cumhuriyet dönemine dayanıyor.

Yıl 1935, Atatürk yıkılmış bir imparatorluğun külleri üzerinde yepyeni bir cumhuriyet kurdu; buğday sattı, domates sattı, bu ülkede fabrika kurdu. Bunlardan bir tanesi de Etibank ve buna bağlı Ergani Bakır İşletmesi ve 1937'de de Maden'de bir bakır işletmesi, büyük bir fabrika kuruldu; tarihî bir fabrikadır. Yıllar sonra, aradan çok uzun zaman geçti, sizin iktidarınız döneminde burası bu şirketin, 2007; 2007'de burası bu şirkete verildi. Yirmi üç-yirmi dört yıl -bu civarda, tam süresini bilmiyorum, çıkartırım- inanılmaz paralar kazandı bu şirket ve ondan sonra dedi ki: "Ben burayı kapatıyorum." Peki, işçiler ne olacak? Emekçiler ne olacak? "Umurumuzda değil..." Tam 176 işçi aylardır tazminatını alamıyor, parasını alamıyor, kredisini ödeyemiyor, borcunu ödeyemiyor, çoluğuna çocuğuna, evine poşet götüremiyor, gıdasını götüremiyor ama siz bu koltuklarda, bu kadar ikaz yapmamıza rağmen, bu kadar hatırlatma yapmamıza rağmen kılınızı kıpırdatmıyorsunuz.

Buradan sesleniyorum, Gazi Meclisin çatısı altından; bu şirkete, arkasındaki siyasi iradeye, sizin gibi destekçilerine sesleniyorum: Kendinizi ne zannediyorsunuz siz ya? Ne zannediyorsunuz? Bu milletin hakkını hukukunu çiğneyecek hakkı nerede görüyorsunuz siz? Dünya kadar araziyi vermişsiniz, dünya kadar maden ruhsatı vermişsiniz, devletin imkanlarını peşkeş çekmişsiniz; Karun gibi zengin olmuş, kamu bankalarından kıyamet gibi para vermişsiniz, teşvikler vermişsiniz. Sonra da adam diyor ki: "Ben ödemeyeceğim."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Giresun'da yaşandı, Beypazarı'nda yaşandı, şimdi aynı skandal, aynı tablo Elâzığ'da yaşanıyor. Buradan iktidar sahiplerine sesleniyorum, buradan ilgili bakanlara sesleniyorum ve emekçinin alın terini yok farz eden o şirkete sesleniyorum: Sizler iktidara gelirken "'İşçinin alın teri kurumadan emeğinin hakkı verilecek.' diyen bir anlayıştan geliyoruz" diyordunuz, öyle oy aldınız bu milletten. Emekçinin hakkını, hukukunu koruyacak adımları atın, bu şirketin arkasındaki desteği çekin, devleti, milleti zaten sömürdüğü kadar sömürmüş. Şu anda Elâzığ sokaklarında perişan vaziyette hakkını arayan işçinin lütfen yanında olun, bu meseleyi çözün diyorum.

Teşekkür ediyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)