| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 115 |
| Tarih: | 24.07.2026 |
ÖZNUR BARTİN (Hakkâri) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Mekân yalnızca haritada çizilmiş fiziki bir toprak parçası değil toplumsal hafızanın, özgürlüğün ve kolektif yaşamın her gün yeniden üretildiği bir canlı alandır. Peki, iktidarlar ne yapıyor? İktidarlar mekânı denetleyerek, bölerek ve araçsallaştırarak toplumu teslim almaya çalışırlar.
Bu kanun teklifinin görüşmeleri sürerken bakmamız gereken yalın hakikat ise şudur: Hakkâri mekânsal, ekolojik, siyasal ve idari açıdan tam anlamıyla, tüm boyutlarıyla bir kuşatma ve mülksüzleştirme rejimi altındadır. Hakkâri ve ilçeleri yıllardır sürdürülen güvenlikçi politikalarla açık bir hapishaneye çevrilmiştir. "Geçici" denilerek başlatılan tüm olağanüstü uygulamalar fiilen kalıcı ve kurumsal bir rejime dönüştürülmüştür. Bunun en somut ve yaralayıcı simgesi Yüksekova'da Şahintepe'dir. Yüksekova halkının ortak hafızası, sosyal yaşam alanı, tek seyir terası ve piknik alanı olan Şahintepe 2016 yılında "Geçici karakol kurulacak." gerekçesiyle halka kapatılmıştır. Aradan tam on yıl geçti, ne o karakol ortadan kaldırıldı ne de alan asıl sahipleri olan halka ve belediyeye iade edildi. Kent hakkı, çevre hakkı ve mülkiyet hakkı açıkça yok sayıldı. İktidar bununla da kalmıyor, Hakkâri'de mahalleler Panoptikon hapishane sisteminde olduğu gibi gözetleniyor. Yüksekova Orman Mahallesi başta olmak üzere kent sokakları MOBESE ve kameralarla donatılmıştır. Bu kameralar öyle bir açıyla yerleştirilmiş ki doğrudan yurttaşların konuklarının içine, pencerelerine, mahrem yaşam alanlarına bakmaktadır. Size soruyorum: Hangi hukuk devletinde yurttaşın evi yirmi dört saat boyunca kolluk kameralarıyla gözetlenir, izlenir? Anayasa’nın teminat altına aldığı özel hayatın gizliliği ihlal edilmekte, Hakkâri halkı yirmi dört saat gözetim altında tutularak mekânsal bir tecride mahkûm edilmek istenmektedir.
Değerli milletvekilleri, iktidar gözetim teknolojilerine ve askerî tesislere devasa bütçeler ayırırken sıra Hakkâri halkının en temel insani hakkı olan ulaşım güvenliğine geldiğinde tam bir umursamazlık sergilemektedir. Van-Hakkâri kara yolu ile ilçe bağlantı yolları bir ulaşım koridoru değil âdeta bir ölüm koridorudur. Sadece son bir yıl içinde bu yollarda en az 28 yurttaşımız yaşamını yitirdi, onlarca insanımız ağır yaralandı. 18 Haziran 2026'da Yüksekova Havalimanı kavşağında 3 yurttaşımızı, 22 Nisan 2025'te Hakkâri-Van kara yolunda 8 canımızı yitirdik. Sarıtaş mevkisinde 5, Zernek Barajı civarında 2 ayrı kazada 6, Sere Solan'da 2, Gedikbaşı'nda 1, Zinya Seve'de 2 yurttaşımız yaşamdan koparıldı. Bu kazaları "Kader." diyerek geçiştiremezsiniz. Kronikleşmiş mühendislik hataları, standart dışı bariyerler ve heyelan önlemlerinin alınmaması nedeniyle bu durum açık bir altyapısal şiddettir. Peki, mekân halka kapatılırken doğamıza ne yapılmaktadır? İktidar mülksüzleştirme yoluyla "birikim" denileni Zap havzasında yaşatmaktadır. Hakkâri-Şırnak hattı "100 milyon tonluk kurşun-çinko potansiyeli var." bahanesiyle sermayenin yağma alanına dönüştürülmüştür. 100'den fazla maden ruhsatıyla Zap Vadisi, derelerimiz ve yaylalarımız delik deşik edilmektedir. Cilo Sat Buzulları gibi birinci derece doğal sit alanları ve su kaynaklarımız denetimsiz projelerle zehirlenmektedir. Tüm bu talanın ve yıkımın üzerini örten idari zırh ise kayyum rejimidir. Halkımızın özgür iradesiyle seçtiği Belediye Eş Başkanlarımız Mehmet Sıddık Akış ve Viyan Tekçe'yi görevden alıp yerlerine kayyum atayan anlayış kentin bütçesini, mekânını ve doğasını yağmalamanın önünü açmıştır. Buradan bir kez daha haykırıyoruz. Şahintepe'yi karakolla kapatarak, sokakları kameralarla kuşatarak, Van- Hakkâri yolunda yurttaşları ölüme terk ederek, Zap suyunu ve Cilo'yu maden şirketlerine peşkeş çekerek ve halkın iradesini kayyımla gasbederek Hakkâri'yi teslim alamazsınız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZNUR BARTİN (Hakkari) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Hakkâri halkı doğasına, yoluna, yaşam hakkına ve siyasi iradesine sahip çıkmaya devam edecektir.
Ayrıca buradan, demokratik cumhuriyetin inşası için gecesini gündüzüne katan tüm barışseverleri tekrardan saygıyla sevgiyle selamlıyorum.