GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:115
Tarih:24.07.2026

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

"Biz daima emeklimizin yanında olduk, bunu lafla değil icraatla gösterdik." Bunu bu kürsüden konuşan, telaffuz eden, aziz Türk milletine ilan eden AK PARTİ'li bir vekildi bundan bir süre önce. Sonra SGK Başkanı çıktı, dedi ki: "Emekli maaşlarının düşük olmasının sebebi emeklilerin kendisidir; çok uzun yaşıyorlar, sayıları çok bunların." Şikâyet etti emeklilerden. Sonra yine aynı görüşü AK PARTİ'li bir milletvekili aynı komisyonda tekrar etti. Sonra bir başka AKP'li vekil dedi ki: "AK PARTİ sayesinde insanlar daha iyi sağlık hizmeti aldılar, daha iyi beslendiler, daha uzun yaşıyorlar ondan dolayı onlara emekli maaşı veremiyoruz." Şimdi, gerekçeler bu. Emekli dendiğinde sizin bakış açınız bu. Sonra, yine, bazı AK PARTİ'li milletvekilleri yine bu Meclis çatısı altında "Olsa vermez miyiz? Olsa dükkân sizin ama yok, veremiyoruz." Sonra biraz daha ileri gittiler, dediler ki: "Onlar gariban, garibanlar da bize oy veriyor." Sokağa çıksanız, konuşsanız emekliyle, bir kulak verseniz, bakın o garibanlar size ne söyleyecek?

Şimdi, yıllar içerisinde emeklinin aldığı paraya göz diktiniz. İktidara geldiğinizde bir emekli 12 çeyrek altın alabiliyordu emekli maaşıyla. Bugün bir emekli 2 çeyrek altını ancak alabiliyor ve benim dolaştığım, gezdiğim yerlerde emekliler diyor ki: "Nerede bizim on çeyrek altın? Her ay aldığımız on çeyrek altın nerede?" Soruyor emekli, siz cevap vermiyorsunuz, veremiyorsunuz; ben söyleyeyim: Çetelerin cebinde, hırsızların cebinde, rantiyecilerin, talancıların cebinde, tefecilerin cebinde, küresel tefecilerin cebinde. 12 çeyrek altın alan emekli bugün sadece 2 çeyrek altın alabiliyor. İktidarınız döneminde 3,5 trilyon dolar vergi topladınız. Soruyorum size, 3,5 trilyon dolar nerede? Niye bu verginin bir kuruşu emeklinin cebine gitmiyor? 64 milyar dolarlık özelleştirme yaptınız. Nerede bu para Allah aşkına? Niye emeklinin cebine gitmiyor? Yer altında, yer üstünde ne var ne yoksa sattınız. 15 bin maden ruhsatı verdiniz, bunların 10.500'ünde ihale bile yapmadınız. Altındı, gümüştü, bakırdı, ne var ne yoksa şirketlere, yandaşlara, yabancılara, küreselcilere peşkeş çektiniz; bize kalan zehir oldu, tahrip olmuş doğa oldu. Nerede bu para Allah aşkına? Niye bu para emeklinin cebine gitmiyor?

Yanı sıra, bu ülkenin borcunu 130 milyar dolardan tam 550 milyar dolar borca taşıdınız, bugün faiz ödemekten illallah ettik. Her Allah'ın günü 7,5 milyar lira faiz ödüyoruz. Nerede bu aldığınız paralar? Nerede bu para? Soruyorum size, nerede? Şimdi diyeceksiniz ki: "Yol yaptık, köprü yaptık, hastane yaptık." Sadece hastanelere bu sene 150 milyar lira para ödeyeceksiniz siz, bunlar da yine yandaşa. Bu gelecek garantili projelerle yaptığınız otoyolları, köprüleri, hastaneleri milletin gözünün içine sokmayın çünkü onlar bu ülkenin istikbalini ipotek altına alan projelerdi. Bu kadar çok talan, bu kadar çok satış, bu kadar çok borç, bu kadar çok vergi yetmemiş gibi bir de elinizi emeklinin cebine uzattınız ve 12 çeyrek altınından 10'unu yandaşlara peşkeş çektiniz. Dolayısıyla, buradan açıkça sesleniyorum: Çıkın sokağa emekli iyi dinleyin, emekliye kulak verin, emekliyle konuşun, bakın size emekli ne söyleyecek; feryat eden emekliyi göreceksiniz. Geçtiğimiz günlerde gösterdim, bir daha göstereceğim daha iyi anlaşılması için bir daha göstereceğim. Son iki hafta içerisinde sokaklarda emeklilerle karşılaştığımızda bize söylediklerini sizlerle paylaşacağım. Bakın, burası Bakırköy "Kazıkazan satıyorum vekilim, kazıkazan satıyorum -60 küsur yaşında- geçinemiyorum açım, nasıl geçineyim?" dedi. Bu da Bakırköy'de "Çocuk okutuyorum vekilim, ne yapayım, kuryelik yapıyorum." dedi, emekli ama "Kuryelik yapıyorum." dedi. Bir başkası, yine İstanbul'da, Büyükçekmece'de, yanında bir oksijen tüpü var, burnunda oksijen maskesi "Hastaneden çıktım vekilim, 67 yaşındayım, akciğerlerim tükenmiş ama hayata tutunabilmek için, karnımı doyurabilmek için bu pazarda çalışmam lazım." dedi. Oksijen tüpüyle satış yapıyor. Bu da gırtlak kanseri konuşamıyor, 77 yaşında "Açım vekilim, ne yapayım?" dedi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Gırtlak kanseri bir hasta, Susurluk pazarında, çarşıda, pazarda nafakasını temin etmeye çalışıyor. Bir diğeri Afyon'da "Tırnak makası satıyorum, kızım İzmir'de öğrenci, geçinemiyorum vekilim." dedi. Bir diğeri Manyas'ta "Sarımsak satıyorum, açım Vekilim, emekliyim ama açım, geçinemiyorum." dedi. Bir başkası pazarcı yine, Manyas'ta, 70 küsur yaşında. Bir diğeri çay satıyor, bu da emekli. Bir başkası Bolu'da, yol güzergâhında Ankara'ya gelirken karşılaştım. Siz de inşallah karşılaşır, bu emekliyi bir dinlersiniz. "Karnımı doyuramıyorum, açım, tuvalet temizliyorum burada. dedi." Bir başkası pazarcılık yapıyor, 77 yaşında. Bakın, bunların hepsi iç yarasıdır; vicdanları kanatacak, içinizi sızlatacak şeylerdir. Bir diğeri "Temizliğe gidiyorum." dedi. Bu da sizin "Bizi kıskanıyor." dediğiniz Avrupalının emeklisi. Siz çok daha iyi bilirsiniz Oğuz Bey, bu da Avrupalının emeklisi. Bu resmi de ben çektim.

Açıkça ilan ediyorum buradan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TURHAN ÇÖMEZ (Devamla) - Bu ülkenin bütün servetini ve sermayesini birilerine boca ettiniz, bu ülkenin aziz emekçilerini ve emeklilerini aç biilaç bıraktınız. Millet size bunun hesabını soracak.

Çok teşekkür ederim. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)