GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:115
Tarih:24.07.2026

ÖZGÜL SAKİ (İstanbul) - Teşekkürler.

Değerli milletvekilleri, kadınlar için artık bu ülkede her yer suç mahalli hâline gelmiş durumda. Her gün en az 3 kadın erkekler tarafından öldürülüyor. Çeşitli taciz, tecavüz vakalarında ise bakın ne oluyor? En son örnek: İstanbul Esenyurt'ta 11 Haziran 2025'te Yusuf Şener hakkında nitelikli cinsel saldırı suçlamasıyla tutuklama kararı veriliyor. Akabinde yerel mahkeme, istinaf mahkemesi tecavüz failine on iki yıl hapis cezası veriyor. Üstelik failin yakınları şikâyetçi olan kadını tehdit ediyorlar, kadın ise "Asla şikâyetimden vazgeçmeyeceğim." diyor ve on iki yıl hapis cezası alıyor. Peki, sonra ne oluyor? "Erkek yargı" dediğimizde bizi eleştiriyorlar. 4 Haziran 2026'da dosya Yargıtaya gidiyor, ışık hızıyla karar çıkıyor ve 22 Haziranda fail tahliye ediliyor ve çıkar çıkmaz sosyal medya hesaplarından tehditlerine devam ediyor.

Saldırıya maruz bırakılan E.Ö'nün dava dosyasını üstlenen Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği "Faile elektronik kelepçe takılsın." diyor; reddediyorlar. E.Ö şikâyetini geri alması için hâlâ tehdit altında ve o diyor ki: "Benim mücadelem sadece kendim için değil, tüm kadınlar için biz biliyoruz ki, her gün hepimiz şahidiz ki koruma kararlarına rağmen bu ülkede her gün kadınlar katlediliyorlar. Artık yeter!

Bir örüntü hâlinde, bu erkek şebekesinin içinde kamu görevlileri, kolluk görevlileri, yargı bir bütün olarak kadınlara âdeta savaş açmış vaziyette. Peki, nereden alıyorlar cesaretlerini? AKP iktidarı, Recep Tayyip Erdoğan'ın bir cümlesiyle bir gecede İstanbul Sözleşmesi'nden çıktı. 6284'ü ise asla etkin bir şekilde uygulamıyor, uygulatmıyor. Oysa İstanbul Sözleşmesi ve 6284 birbirinin temeli olan, birbirini güçlendiren ve ardında muazzam bir kadın hareketinin, feminist hareketin mücadelesiyle... O satırların her biri binlerce kadının mücadelesiyle yazılmış satırlar ve kadınların eşit, özgür bir şekilde, güvenli bir şekilde toplumda yer almasını istiyorlar. Ama aileci politikalarla kadın artık bir nesne konumuna getirildiği için kadınlara yönelik suçlar âdeta görmezden geliniyor.

Bakın, ne oluyor: İstanbul Sözleşmesi'nin çekilmesinin ardından kadın cinayetlerinde inanılmaz bir artış var. 2022'de 327, 2023'te 333, 2026'ya geldiğimizde ilk altı ayında 142 kadın öldürülmüş vaziyette. Bir de "şüpheli ölüm" diye bir şey icat edilmiş. Gülistan Doku'dan Rojin Kabaiş'e ve sayısız birçok "şüpheli" denilen ölümlerin ardındaki erkek ittifakını, iktidarın bu politikalarından cesaret alan bir ittifakın işbaşında olduğunu biz kadınlar biliyoruz. O yüzden de her "şüpheli" denilen kadın ölümünün ardında bir erkek şiddeti olduğunun farkındayız, bunun mücadelesini veriyoruz.

Bakın, Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler kampanya grubu son dönemde polis memuru Cemil Koç tarafından öldürülen Ayşe Tokyaz davasını takip ediyor. Bu dava erkek şiddetinin nasıl bir şebeke ilişkisi içinde güçlendiğini gösteren bir örnek ve neredeyse tüm kadın cinayetlerinde bu açık gerçek ortaya çıkıyor. Erkek şiddet uyguluyor, kadını katlediyor, taciz, tecavüz ediyor; önce kadın eleştiriliyor "Orada ne işi vardı?" falan diye. Sonra olur da yargıya taşınabilir ise "erkek yargı" devreye giriyor, hemen erkeklerin suçlarını affediyor, âdeta teşvik ediyor. Bakın, davayı takip eden feministler ne diyorlar: "Bizler katil Cemil Koç ve suç ortağı olduğu erkeklere bu gücü önleyici koruyucu politikaların olmaması, cezasızlığın ve kadınların başına bir şey geldiğinde onları yalnız bırakan, bir bütün olarak erkek egemen sistemin verdiğini biliyoruz. Erkek şiddeti son bulana kadar, patriarkal yıkılana kadar mücadelemizi sürdürüyoruz. Yaşasın feminist mücadelemiz!"

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

ÖZGÜL SAKİ (Devamla) - Bu ülkede kadınların hiçbir yerde, evde, iş yerinde, sokakta, Mecliste güvende olmadığı her gün karşımızda açık bir şekilde seriliyor ve ne yapılıyor? Buna ilişkin o kadar araştırma önergesi veriliyor. Kadınların bir sürü talepleri var "Sokaklarda artık öldürülmek istemiyoruz, evlerde öldürülmek istemiyoruz." diyorlar ama AKP iktidarı takmış kadınların çocuk doğurmasına, sadece bununla ilgileniyor. Kadınların yaşamlarına ilişkin tek bir yaşamda kalmalarına, katliamla öldürülmemelerine ilişkin tek bir laf duymuyoruz. Varsa yoksa kadınlar ucuz iş gücü olsun, kadınlar çocuk doğursun. Artık yeter! (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)