GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:115
Tarih:24.07.2026

İNAN AKGÜN ALP (Kars) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Lozan Antlaşması'nın yıl dönümünde ben de bir hususu hatırlatmak istiyorum, belki bilmeyenler olabilir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin bu sınırlarıyla kurulmuş olmasında, Lozan'da tıkanan görüşmelerin nasıl açıldığını da bilmek gerekir. Bu sınırlarla nasıl kurulduk biz? Lozan'da Musul-Kerkük meselesi konuşulduğunda, geniş anlamıyla Kürt meselesi konuşulduğunda "Ankara Hükûmeti bizi temsil etmiyor." diyenler olduğu kadar "Ankara Hükûmeti hem Türklerin hem Kürtlerin hükûmetidir." diyenler de vardı. Görüşmeler tıkandığında durum Ankara'ya bildirildi. Ankara'da, o dönem Meclisinde bazı Kürt milletvekilleri bu kürsüye çıktılar, Kürtçe konuştular "İsmet Paşa bizim de temsilcimizdir." dediler. O konuşma üzerine tıkanıklık aşıldı, Lozan'da barış anlaşması imzalandı ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş senedi imzalandı. Bugün yüzyılı ikmal ettik, yüzyıl sonra aynı sorunları konuşuyoruz. Önümüzdeki hafta mevcut sorunun, Kürt sorununun çözümü için önemli bir yasa görüşeceğiz; bir çerçeve yasa, bir referans yasa görüşeceğiz. Bu yasa, genel anlamıyla sürecin sınırlarını çizecek; biz bunu, bu anlamı önemsiyoruz ve bir katkıda bulunmak istiyoruz daha yasa gelmeden önce. Efendim, biz eğer bu toprakların kültürüyle bir model oluşturacaksak sürecin adına sadece "Türkiye modeli" demek yetmez, Kürtler nasıl barış yapar, ona da bakmak lazım. Bilmiyorum, siz hiç daha önce birbirinin çocuklarını öldüren insanları aynı masada oturtup barıştırdınız mı ama bana nasip olmuştur. Kendi ailemden, geçmişimden getirdiğim kültürle ben 20'li yaşlarımdan itibaren bu barış çabalarında bulunmuşumdur. Bir örnek üzerinden gideyim: Diyelim ki, bir arazi anlaşmazlığında insanlar husumete düşse, Kürtler arasında bir husumet olsa ve o husumeti gidermek için bir çaba gösterilse bazı kurumlarla karşılaşırsınız. Bugün, modern anlamda konuştuğunuz, burada çokça tartışılan çatışma çözümü modellerini veya çatışma çözümü mekanizmalarını aslında siz, o Anadolu'nun kültüründe de görürsünüz. Mesela, tarafları anlaşmaya, barışmaya çabaladığınızda önce çevreden insanların bunu zorlaması gerekir, bu huzursuzluğun bitmesini zorlaması gerekir. Bunu barış talebinin toplumsallaşması gibi formüle edebilirsiniz. Bu aileleri, husumetleri barıştırmaya çalıştığınızda kiminle muhatap olacağınızı çok iyi bilmeniz gerekir çünkü aileler adına söz verecek, söz kuracak, barışı kabul edecek insanların o konuda yetkili olması gerekir. Bunu, herhâlde bugün muhataplık tartışmasında hatırlıyorsunuz. En önemli iki kurum da şudur: Taraflar barışa oturduğunda önce size şunu sorarlar, eğer arazi anlaşmazlığından dolayı çatışmışlarsa "Tarlanın akıbeti ne olacaktır?" derler. İşte, bu kök meseledir. Bugünkü tartışmalarda bunu öyle formüle edebilirsiniz. Sorunun esas kaynağı demektir. Sorunun esas kaynağı çözülmeden taraflar istenilen şekilde barışa yanaşmayabilirler. Esas mesele çözüme kavuşturulduktan sonra size son soruyu sorarlar. Daha önce bir olay olmuş, adam ölmüştür, dava devam ediyordur, olay mahkemedir ve size şunu sorarlar: "Dava ne olacak, mahkeme ne olacak?" İşte, bu da yasal çerçeve demek. Geniş anlamıyla bu toprakların kültüründe Kürtler hangi hukuka tabi olacaklarını bilmek isterler son kertede, barış için yani önümüzdeki hafta Meclise gelecek yasanın iki unsuru içermesi gerekir kanaatindeyim. Bir, kök meselenin nasıl çözüleceğini insanların bilmesi gerekir. İki, hangi hukuka tabi olacaklarını bilmesi gerekir. Elli yıldan fazla bir süre dağlarda kalan, ölen, öldüren insanlar var mı? Var. Bu insanların hangi hukuka tabi olduklarını bilmeleri gerekiyor mu acaba? Bilmeden sizce bu adımı atarlar mı veya sağlıklı bir şekilde ilerler mi? Bunun kimleri kapsayacağını kendi aralarında bir ayrım yaparlar mı acaba? Bunların hepsini oturup değerlendirmemiz lazım. Anadolu'nun kültürüne göre biz eğer bir yargı mekanizması kuracaksak, bir idari mekanizma kuracaksak, bir yasal mekanizma kuracaksak insanların beklentilerini, sorunun kök nedenini ve hangi hukuka tabi olacaklarını kendilerine net bir şekilde söylememiz gerekir kanaatindeyim efendim.

Saygılarımı arz ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)