GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:115
Tarih:24.07.2026

CHP GRUBU ADINA KADİM DURMAZ (Tokat) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin ikinci bölümü üzerine Atatürk'ün "iki büyük emanetimden biri" dediği Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu ve bizi izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu bölümde milyonlarca insanımızın sofrasını, sağlığını ve geleceğini doğrudan ilgilendiren iki temel düzenleme bulunmaktadır; devletin Sosyal Güvenlik Kurumuna yaptığı zorunlu katkının kaldırılması ve en düşük emekli aylığının 23.552 liraya çıkarılması. Değerli milletvekilleri, bu teklifte devletin, Sosyal Güvenlik Kurumuna tahsil edilen sigorta primlerinin dörtte 1'i oranında yapmak zorunda olduğu katkı kaldırılmaktadır. Bundan sonra devletin yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumunun finansman açığını karşılayacağı söylenmektedir. Bu, teknik bir muhasebe değişikliği değildir, bu, sosyal devletin sosyal güvenlik sisteminden adım adım çekilmesinin adıdır. Mevcut düzenlemede Sosyal Güvenlik Kurumu açık verse de vermese de devletin katkısı kanuni bir zorunluluktur. Teklifte bu zorunluluk oradan kaldırılmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumunun azalttığında devlet katkı payı yapmayabilecek. Sistemin açığını azaltmanın en kolay yolu da emekli aylıklarını, sağlık giderlerini ve sosyal güvenlik harcamalarını baskı altında tutmak olacaktır. Anayasa’nın 60'ıncı maddesi açıktır: Herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir ve devlet bu güvenliği sağlayacak tedbirleri almakla yükümlüdür. Devletin, sosyal güvenlik sistemine mali katkısı bir lütuf değil, anayasal sorumluluktur. Bu sorumluluğu kaldırmak sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.

Bir taraftan SGK'ya yapılan zorunlu devlet katkısını kaldırıyorsunuz, diğer taraftan "En düşük emekli aylığını artırıyoruz." diyorsunuz. Peki, ne kadar artırıyorsunuz? 20.000 liralık en düşük emekli aylığını 23.552 liraya çıkarıyorsunuz yani emeklinin yılın ilk altı ayında enflasyon karşısında kaybettiği parayı kısmen geri veriyorsunuz. Bunun adına "zam" değil ancak "kaybın telafisi" denebilir. Bunun için de refah payı yoktur, gerçek bir iyileşme de yoktur. 20.000 lira daha emeklinin cebine girmeden erimiştir, açıklanan enflasyon nedeniyle 3.552 lirası da kaybolmuştur. Teklif edilen artış da yalnızca bu kaybı yerine koyabilmiştir. Emeklinin alım gücü artmamış, yalnızca olduğu yerde saymayı amaçlamıştır. Bugün en düşük emekli aylığı alanların sayısının 5,1 milyona çıkması bekleniyor. Bu ülkede milyonlarca emeklinin aynı düşük, aynı aylıkta buluşması, sosyal devlet politikasının başarısı değil; emeklilik sisteminin, yirmi beş yıldır ülkeyi yöneten AK PARTİ iktidarıyla çöküşünün ilanıdır. Yaklaşık 17 milyon emeklinin tamamına yakını açlık sınırının altında yaşamaktadır. Emekli pazara çıkarken tane hesabı yaparken, kasap dükkânının döneminden geçemezken, kirasını, faturasını, ilacını alamıyorken, torununa harçlık veremiyorken emekli bugün torunundan borç alacak duruma geldiyse yirmi beş yıllık AK PARTİ iktidarının hepimizin baba bildiği devleti getirdiği nokta işte budur. Bir ömür çalışmış insanlar emeklilik döneminde dinlenmek yerine yeniden iş aramak zorunda bırakılmaktadır. Yıllarca bu ülkeye vergi ve prim ödeyen emeklilerimiz bugün sosyal yardım bekleyen insanlar hâline getirilmiştir. Bizim talebimiz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak açıktır: En düşük emekli aylığı asgari ücretin altında olmamalıdır. Bugün, emekli aylıklarına gerçek bir intibak ve seyyanen artış yapılmalıdır. Temmuz 2023'te çalışan memurlara verilen ve bugün 25.000 lirayı aşan ilave ödeme emeklilere de yansıtılmalıdır. Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu'nun zorlaması ve yol göstermesiyle verilen bayram ikramiyeleri sembolik olmaktan hayatın gerçeği hâline dönüştürülmelidir. Kök aylık sorunu kalıcı biçimde çözülmeli, emekliler altı ayda bir Meclisten çıkacak geçici düzenlemelere muhtaç bırakılmamalıdır.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; ikinci bölümde ayrıca internet alan adları ve iletişime ilişkin önemli yetkiler Siber Güvenlik Başkanlığına devredilmekte, genel aydınlatma giderlerinde belediyelerin payları artırılmakta, PTT çalışanlarının personel rejimi değiştirilmekte ve kamu yönetimine yeni düzenlemeler yapılmaktadır. Yerel yönetimlere destek veriliyormuş gibi yapılıp sokak aydınlatması giderlerindeki payların 3 katına kadar artırılması doğru bir düzenleme değildir. Belediyelerin bir taraftan kaynağını azaltıp yol, su, temizlik, ulaşım ve sosyal yardım hizmetlerinden kesinti yapmanın en ince yolu budur. PTT çalışanlarının statüleri değiştirilirken de kazanılmış haklar, kıdem, ücret, emeklilik ve iş güvencesi tartışmaya kapalı biçimde korunmalıdır. Kurumların yeniden yapılandırılmasının bedeli o kurumların emekçilerini yüklenemez.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu teklifin merkezinde insan yok, bütçe hesabı var. Emeklinin sofrası küçülürken devlet Sosyal Güvenlik Kurumuna katkısını azaltamaz, azaltmamalıdır. Vatandaş ilacını alamazken sosyal güvenlik bir mali yük olarak görülemez, görülmemelidir. Bir ülkenin bütçesi emekçisini yoksullaştırarak düzeltilemez, düzlüğe çıkarılamaz. Emeklilik aylığı yardım değildir; yıllarını devletine çalışarak ödediği primlerin, verilen emeğin ve dökülen alın terinin karşılığıdır. Bu nedenle, en düşük emekli aylığının 23.552 liraya çıkarılmasını yetersiz buluyoruz. Bütün emeklilerimize insan onuruna yaraşır bir yaşam sağlayacak kalıcı bir düzende düzenleme yapılmasını Gazi Meclisten bekliyoruz. Emekliye reva görülen yoksulluk bu ülkenin kaderi değildir. Emeklilik, ikinci bir meslek aramak değil insan onuruna yakışır bir yaşam sürdürebilmenin adıdır.

Değerli milletvekilleri, bugün aynı zamanda ülkemiz için tarihî önem arz eden Lozan Barış Antlaşması'nın 103'üncü yıl dönümüdür. Lozan, yalnızca bir diplomatik belge değil esareti reddeden aziz milletimizin bağımsızlık senedi, Türkiye Cumhuriyeti'nin de tapusudur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün görevlendirdiği İsmet Paşa görüşmeler boyunca bağımsızlığımızdan, egemenliğimizden en küçük ödün vermeden yürütmüştür, dayatmalara boyun eğmeden masadan kalkmış ve "Esaret altına girmeyi kabul etmedik." diyerek milletimizin kararlılığını Lozan'da dünyaya haykırmıştır. 24 Temmuz 1923'te imzalanan anlaşmayla Kurtuluş Savaşı'nda kazanılan askerî zafer diplomasi masasında da tescillenmiştir. Kapitülasyonlar sona erdirilmiş, Türkiye galip devletlerle eşit koşullarda dünyanın saygın, bağımsız bir devleti olarak kabul edilmiştir. Bugün bizlere düşen görev, Lozan'ın temsil ettiği tam bağımsızlık iradesine ve Cumhuriyetimizin kazanımlarına kararlılıkla sahip çıkmaktır.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Lozan başdelegemiz İsmet İnönü olmak üzere büyük diplomatik zaferin bütün kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi saygıyla yâd ediyor, Genel Kurula saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)