GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:115
Tarih:24.07.2026

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu maddeyle ilgili çekincelerimizi de 4'üncü maddeyi konuşurken uzun uzun ifade etmiştik dolayısıyla başka bir konudan bahsetmek istiyorum bugün.

Bu fotoğraf Tekirdağ Kapaklı'dan bir tatlıcının fotoğrafı. Ben de gittikçe uğrarım, çok işinin ehli, Antep işi yapan ustaları da vardır. Şimdi, küçücük bir dükkân burası. 4 milyon lira vergi farkı çıkarmış Maliyemiz. Neden? Bu 2 masa, 2 sandalye yüzünden. Demiş ki: "Sen 'Perakende satış yapıyorum.' diyorsun ama beni kandırıyorsun." Değil de, diyelim ki öyle. Elbette, vatandaş da kurallara uyacak, uymak zorunda. Perakende satış yapılan yerde masa, sandalye olmaması gerekiyorsa elbette koymayacak; burası tamam. Vergiden kaçmak için suistimale başvuran varsa ki var, devlet de "Yok artık, bu kadar uzun boylu değil." diyecek, peşine düşecek elbette, burası da tamam. Ama tamamı olmayan, neden mesela Çinli BYD'ye var artık da Trendyola var da Kalyona, Limaka, Koline, Makyola var artık da bu teklifte de var işte, Rus yatırımcılara var artık da bizim küçük esnafa, yerli esnafa, bu çok ağır ekonomik şartlarda ayakta kalmaya, kepenk kapatmamaya, evine ekmek götürmeye çalışan, bunu yaparken de çok ama çok zorlanan esnafa gelince yok artık; işte, burası tamam değil, burası hâlden anlamamak. Esnafa diyorsunuz ki: "Vergi farkını ödemeyen yetmez, bir o kadar da ceza ödeyeceksiniz." Vergide her şeyden önce aranması gereken adalet değil midir arkadaşlar? Vergi bedelinin gelir, servet, harcama düzeyiyle orantılı olması gerekmez mi? Öyleyse, küçük esnafa iki masa için aslan kesilen idarenin aynı tavizsiz tutumu devleti milyon dolarlarca dolandıranlara karşı da takınıyor olması gerekmez mi? BYD'ye tanınan vergi muafiyeti yüzünden kaybedilen 500 milyon doları küçük esnafın sırtından mı çıkaracaksınız şimdi? 5'li çeteden silinen 200 milyar doları küçük esnaftan mı çıkaracaksınız? Ben kimse kayrılsın demiyorum, hâlden anlayın diyorum. Vergide tavanın muhatabı kim olacak, hayatın gerçeklerine uygun şekilde belirleyin diyorum. Belki bir cana, belki bir aileye mal olacak adımları pervasızca atmayın, vebal almayın. Hukuk, zulme araç değil, adaleti tesis içindir diyorum.

Değerli milletvekilleri, biliyorsunuz, üniversite sınav sonuçları açıklandı ama tek soruluk bir büyük sınav daha var, öğrencilerle birlikte aileler de girecek buna: Üniversiteye yerleşen gençler nerede barınacaklar? Bu soruyu, sorunu çözmekle sorumlu olanlar, yıllardır doğru cevabı seçeneklerin arasına koymayı başaramadıkları için çok canı yandı bizim gençlerimizin. Yurt adı altında terör örgütlerinin inlerine mecbur bırakıldılar mesela yıllarca. Yoksunluk bu defa kaç gencin geleceğine mal olacak, var mı buna kafa yoran? Bir gencin daha Aydın'da asansör cinayetinde can veren Zeren'le, Zonguldak'ta yurt odasında ölü bulunan Tuğçe Naz'la, Mardin'de yurt odasında ölü bulunan Muhammed'le, Burdur'da kaldığı yurdun altıncı katından düştüğü söylenen Zehra'yla, Van'da güle oynaya çıktığı yurduna bir daha hiç dönemeyen Rojin'le aynı kaderi paylaşmaması için ne yapmalı, var mı buna kafa yoran? Anayasa’nın 58'inci maddesi açıkça diyor ki: "Devlet, istiklalin ve cumhuriyetin emanet edildiği gençlerin yetişme ve gelişmelerini sağlayıcı tedbirleri almakla yükümlüdür." Bu bir rica değil görevdir. Peki, yatacak yeri dahi olmayan genç, gelişimini nerede, nasıl sağlayabilecek? İstanbul'da KYK yatak kapasitesi 50 bin civarında, başvuran öğrenci sayısı 100 binler; en az yarısı en baştan açıkta, yerleşme imkân ve ihtimalleri yok. Ne yapacak bu çocuklar, nereye sığınacaklar? Okulunu bitirebilmek için -çok acıdır, çok trajiktir bu- fuhuşa boyun eğen kız çocuklarından -tıp fakültesi öğrencileri var böyle- haberi var mı buradaki arkadaşlarımızın acaba? Sığınacak yer bulamadıkları için kirli yapıların kucağına düşen binlerce gencin dramından haberleri var mı? İster istemez düşünüyor insan: Deprem bölgesinde çok kısa sürede şehirler inşa edebilen, yollar, köprüler yapabilen ya da yaptığını iddia eden devlet ihtiyaç kadar yurdu nasıl yapamaz? Neden yapmaz? Kârlı mı değil?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELCAN TAŞCI (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun.

SELCAN TAŞCI (Devamla) - İyi de bir ülkenin en büyük kârı, en büyük kazancı bilgi ve erdemle donanmış bir gençlik değil midir? Böyle almaz mı aslında geleceğini garantiye? Gençlere kulak verin, yurt kapasitesini ihtiyaç kadar artırın, kira denetimini istisnasız yapın; burs ve öğrenim kredilerini gerçekçi, ihtiyaç karşılayabilecek seviyeye çıkarın ve en önemlisi, bunların gençlere lütfunuz olmadığını, anayasal göreviniz olduğunu anlayın, görevinizi yapın diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)