| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 115 |
| Tarih: | 24.07.2026 |
HASAN TOKTAŞ (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz teklifin 14'üncü maddesi kamu ihalelerinde Cumhurbaşkanına ülke ve sektör bazında çok geniş bir yetki vermektedir. Maddeye göre, bazı yabancı firmalar karşılıklılık şartıyla Türkiye'de "yerli istekli" statüsünden yararlanabileceklerdir. Gerekçe olarak da Türk firmalarının yabancı ülkelerdeki ihalelere daha kolay girmesi gösterilmektedir. Burada önce şu sorulara cevap verilmesi gerekiyor: Hangi ülke, hangi sektör, hangi ürün ve hangi şart? Teklifte bu soruların cevabı bulunmamaktadır. Bir ülkenin Türk firmalarına gerçekten eşit şartlar sağladığı acaba nasıl tespit edilecektir? Yalnızca mevzuata mı bakılacak, yoksa ihale uygulamaları da incelenecek midir? Türk firmalarının kâğıt üzerinde ihaleye katılması yeterli mi sayılacaktır, yoksa fiilen sözleşme kazınabilmesi de aranacak mıdır? Bunların hiçbiri açıklanmıyor. Üstelik Cumhurbaşkanına yetki veriliyor fakat ölçüt verilmiyor. Yabancı firmaya yerli statüsü tanınıyor, yerli üretici üzerindeki maliyet hesaplanmıyor. Pazar açılıyor, karşılığında Türk firmasının ne kazandığı ortaya konulmuyor. Düzenlemenin en ciddi sorunu tam olarak da budur.
Muhterem milletvekilleri, kamu ihalelerinde yerli isteklilere sağlanan avantaj Türk sanayicisinin rekabet kapasitesini koruyan önemli araçlardan bir tanesidir. Siz bu aracı ülke ve sektör bazında kaldırma yetkisini tek bir makama verirken hangi verilerin esas alınacağını anlatmak zorundasınız. Türkiye'de bundan acaba kaç firma etkilenecektir? Hangi sektörlerde istihdam kaybı oluşacaktır? Kamu alımlarında yabancı firma payı ne kadar artacaktır? Yerli tedarik zinciri üzerinde acaba nasıl bir sonuç doğuracaktır? Bu sorulara ilişkin tek bir kapsamlı etki analizi maalesef Genel Kurula sunulmuş değildir. Üstelik, dünya, kamu alımlarını sanayi politikasının aracı hâline getirmekteyken, Avrupa Birliği stratejik sektörlerde yerli kapasitesini güçlendiriyorken, Amerika üretim şartlarını yabancılar için ağırlaştırıyorken, Çin kendi şirketlerini kamu kaynaklarıyla destekliyorken Türkiye ise kendi kamu ihalelerini hangi şartlarla açacağını kanunda yazmadan yürütmeye geniş bir yetki alanı bırakıyor. Karşılıklılık diplomatik görüşmelere göre şekillenen bir pazarlık alanına dönüşmemelidir. Karşılıklılık varsa bunun ekonomik sonucu ölçülmeli, vergilendirilmeli ve kamuoyuna açıklanmalıdır. Bu nedenle düzenlemeye en az 4 güvence getirilmelidir: Ülke ve sektör kriterleri kanunda gösterilmeli, karar öncesinde zorunlu etki analizi hazırlanmalı, uygulama süreli olmalı ve sonuçlar her yıl Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmalıdır. Teklifin genelinde temel sorun da burada ortaya çıkmaktadır. Yürütmeye geniş yetkiler veriliyor, Meclisin denetim araçları dar tutuluyor. Farklı alanlara ilişkin hükümler torba teklif içinde hızla görüşülüyor, ilgili ihtisas komisyonları etkisiz bırakılıyor. İYİ Parti olarak Türk firmalarının yurt dışı pazarlara açılmasını destekliyoruz ancak bunun bedeli Türkiye'deki yerli üreticinin kamu ihalelerindeki güvencesini kaybetmesi olamaz. Bu sebeplerle, kanun teklifinin 14'üncü maddesini desteklemediğimizi ifade etmek istiyorum.
Sayın milletvekilleri, ben Bursa Milletvekiliyim. Bursa, Türkiye'nin en önemli sanayi kentlerinden bir tanesidir hatta entegre sanayi anlamında birincisi de diyebiliriz. Özellikle tekstil, otomotiv, makine sektörleri Bursa'da entegre sektörlerdir ve çok ciddi anlamda istihdam deposudur fakat günümüzde sanayicimiz âdeta can çekişmektedir, bunun farkında mısınız acaba? AK PARTİ'li Bursa Milletvekili dostlarımız da bu sanayicilerle tanışırlar, görüşürler ve bu sorunları da mutlaka dinliyorlardır ama sanayicimizin bu sorunlarını sağır bir şekilde duymazlıktan gelmek gerçekten içimizi acıtmaktadır.
Yine, İnegöl Türkiye'de mobilya sektörünün önemli üretim merkezlerindendir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
HASAN TOKTAŞ (Devamla) - İnegöl, Türkiye'de mobilya sektörünün çok önemli üretim merkezlerindendir, yıllık ihracatı 1,5 milyar doların üzerindedir. İnegöl'de çok itibar ettiğim, gerçekten İnegöl mobilyasının Türkiye'de tanıtımında önemli rol oynayan Saloni Mobilyanın sahibi değerli dostum Haluk Özbek şunu ifade etti, dedi ki: "Bu gidişle ben marka değerim olduğu hâlde İnegöl mobilyasının çok ciddi sıkıntıda olduğunu görüyorum ve maalesef, yüz yıllık İnegöl mobilyası bu mantıkla, bu anlayışla bitme noktasına gelmiştir."
O yüzden sanayicinin ciddi anlamda desteklenmesi ülkemizin ciddi menfaatine olacaktır diyor, heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)