GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:115
Tarih:24.07.2026

ELİF ESEN (İstanbul) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın başında dün gece yaşananlarla ilgili bir birkaç cümle ekleyerek başlamak istiyorum. Ben üzüntülerimi iletmek istiyorum çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisinde evet, İç Tüzük'ün bir maddesinden kaynaklı olarak komisyon bir hak kullanımında bulunmuş olsa da etik ve ahlaki düşündüğümüzde bunun doğru olmadığını, iktidar sırasındaki bu işle ilgili tecrübeli yöneticiler ve vekiller tarafından da bizlerle benzer düşünüldüğünü ben düşünmek istiyorum çünkü şuna üzüldüm: Evet, bir iktidar temsilcisi, Komisyon Başkanı muhalefetten gelen bir önerge hakkında haklı olduğunu düşünüp "Katılıyoruz Sayın Başkan." diye yanıtlar ama katılıyoruz Sayın Başkandan sonra milletvekillerinin oyu da onunla senkronize bir şekilde gelir ve o katılımı destekler. Dün şunu gördük: Ne yazık ki bazı milletvekilleri olumlu oy kullanırken bazı milletvekillerinin eli havada kaldı ve olumsuz oy kullandı. Bu aslında uygulamaya iktidar milletvekilleri tarafından da ne kadar hazırlıksız bir şekilde yakalanıldığının kanıtıydı. Ben üzüldüm, keşke burada demokratik usulle işler yürüyebilse ve muhalefet de yapıcı önerilerini, yanlışları ve eksikleri, tespitlerini iletebilse. Şimdi, ben tam da o maddenin konuşmacısıydım YENİ YOL Grubu olarak. Değinmek istediğim önemli konular var fakat şu anda 14'üncü madde üzerine söz almış bulunuyorum, YENİ YOL Grubu adına ve partim DEVA Partisi adına.

Madde 14'te kamu alımları ve mütekabiliyet esasına dayanan bir öneri var fakat bizim endişelerimiz var. Şöyle: Kanun metnine eklenen bu kanun ve diğer kanunlar şeklindeki savunma sanayisinden yap-işlet-devret projelerine kadar ucu açık bir ifadeyle tüm kamu alım rejiminde değişiklik yapma takdirinin Cumhurbaşkanına devredilmesi Anayasa’nın 7'nci maddesinde yer alan yasama yetkisinin devredilemezliği kuralı bağlamında nasıl savunulmaktadır bu maddede? Bu, birinci şerhimiz.

Yine, kamu ihalelerinde yerli ve yabancı şirketler lehine ülke veya ürün bazında tanınacak hak ve avantajların doğrudan kanuni sınırları içinde belirlenmesi yerine idari kararlara bırakılması, ulusal ve uluslararası pazardaki ihale şeffaflığını ve rekabet ortamını ne yönde etkileyecek? Yine, endişelerimiz var.

Madde 12'ye gelecek olursak, madde 12'de şöyle ifade ediliyor: "Kültür ve Turizm Bakanlığından turizm işletmesi belgesi almış özel konaklama tesislerine 2026 yılı Mayıs-Aralık döneminde sigorta primi desteği getiriliyor fakat her sigortalı için günlük 116 lira 67 kuruşla otuz günlük çalışma için yaklaşık 3.500 lira ödenecek ve bu tutar İşsizlik Fonu'ndan karşılanacak." İşte, biz bu noktada kalıyoruz. Sanayici ya da turizmci İşsizlik Fonu'ndan niçin desteklenir? Turizm sektörünün desteklenmesine elbette karşı değiliz. Turizm yüz binlerce çalışanın geçim kapısı ancak bu maddeyi değerlendirirken temel sorumuz şu: Düzenleme gerçekten kimi koruyor? Bu düzenleme turizm çalışanını mı koruyor, yoksa işletmenin prim yükünü mü hafifletiyor? Neden mi? Çünkü maddede ilave istihdam şartı yok, çalışanın belirli bir süre istihdam edilmesi ya da sezon sonunda işten çıkarılmaması yönünde bir güvence de yok. Desteğin, çalışanın ücretine ve çalışma şartlarına yansıtılması da öngörülmüyor. İşveren, mevcut çalışanları için destekten yararlanabilecek, sezon sona erdiğinde ise bu düzenleme, işçiye ilave bir istihdam güvencesi sağlamayacak. İşsiz kalan çalışan son üç yılda altı yüz gün prim ödeme ve son yüz yirmi gün hizmet akdine tabi olma şartlarını karşılayamazsa işsizlik ödeneği de alamayacak.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

ELİF ESEN (Devamla) - Peki, soruyoruz: O zaman neden bu destek İşsizlik Fonundan karşılanıyor? Bizim itirazımız, yine, belirttiğim gibi, turizmin desteklenmesine değil, desteğin kaynağına ve koşulsuzluğuna. Bu desteği genel bütçeden karşılayın, işçiyi ve gelirini koruyacak bir anlayışla ilave istihdam, işten çıkarmama şartı ve kayıtlı çalışma koşullarına bağlayın. İşçiye bir gün daha çalışma güvencesi vermeden, işçinin de katkısıyla oluşan fon üzerinden işletme primi ödemek sosyal politika değildir sayın iktidar yetkilileri.

Bu arada, bugün Meclisimizde bir değişiklik oldu, CHP Grubunda bir değişim var. Ben, yeni oluşumu, daha doğrusu, yeni oluşan 2 grubu şimdiden hayırlı olsun dileklerimle kutlamak istiyorum diyeyim. Hayırlı olsun hem Meclisimize, hem kendilerine.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)