GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:114
Tarih:23.07.2026

SEMA SİLKİN ÜN (Denizli) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 281 sıra sayılı torba yasanın 11'inci maddesi hakkında söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İçinde eski yeni demeden nükleer yatırımlara tanınacak devasa vergi muafiyetleri var; buna karşılık, emekli maaşına sadece 3.552 liralık ilave var. Kültür varlıklarının korunmasına dair kurum başvurularının önüne geçmek için ücretli başvuru sistemini oluşturmak var. Siber Güvenlik Başkanlığına geniş geniş yetkiler verip vatandaşa kendini güvensiz hissettirme var. İşsizlik Fonu'nun da amaç dışı kullanımına yeni yeni başlıklar eklemek var. Evet, iktidarın her paraya sıkıştığında gözünü diktiği o fon İşsizlik Fonu, bu torbada da var maalesef. Kuruluş amacı ne Fon'un? İşini kaybeden işçiye sigortadan gelir desteği sağlamak ama yirmi altı yıllık bu Fon'un başına son on yıldır gelmeyen kalmıyor. Ne gibi mesela? Fon'un içindeki işsizlik ödemelerinin payı yüzde 37,4'ten yüzde 31,7'ye düştü, buna karşılık Fon'daki işveren payı yüzde 20,3'ten yüzde 49,2'ye yükseldi, Fon'dan aktif iş gücü politikalarına ayrılacak pay yüzde 30'lardan yüzde 50'ye çıkarıldı, Fon'dan işsize yüzde 28, işverene yüzde 54 pay ayrıldı. Başka ne oldu? Devlet işsize bir de "Benim destek vermeme gerek yok." diyerek Fon'daki payını yarı yarıya indirdi. Başka? Tüm tarafların katkısıyla oluşan Fon sadece işsizler için kullanılmalıyken bugün işçiler Fon'a kendi sağladıkları katkıyı dahi tam olarak almamış oluyorlar. Mesela, geçen yıl işsiz kalanların yalnızca yüzde 52'si Fon'dan faydalanabildi. İşsizlik yok da bu oranlar düşüyor değil tabii ki, Fon'dan faydalanma kriterleri katı olduğu için ancak yarısı faydalanabiliyor. İşçilerden kesilen para 83 milyar lira idi mesela geçen sene, işsiz kalan işçiye ödenen para 80 milyardı. Geçtiğimiz yıllarda TOBB Başkanı İşsizlik Fonu'nun kaldırılmasına yönelik açık bir çağrıda bulunmuştu. Bu çağrının karşılık bulmamış olması işsizlerin düşünüldüğünden değil inanın, Fon'u gasbedip kamunun sorumluluğundaki işleri finanse etmek için devlete imkân sağladığından; böylesi çok kârlı anlaşılan. Elbette mesleki eğitim programları, istihdamı teknolojiyle uyumlaştırma programları, aktif istihdam politikaları desteklenecek ama kamunun yapması gereken işi işçinin kara gün parasıyla fonlamak işçinin hakkına girmektir.

Geniş tanımlı işsizliğin 13 milyona ulaştığı bir ülkede Fon'un daha da güçlenmesi gerekirken her gün yeni bir transferle Fon'un içi boşaltılmaya devam ediliyor. İşçi çalışırken ödediği primin zor gününde kendini dardan kurtaramadığını görünce güveni sarsılıyor. İşçi madem kendi ödediği primini dahi kullanamıyor, o zaman, bu Fon'un adını değiştirin arkadaşlar; İşsizlik Fonu'nu teşvik havuzu gibi kullanmaktan vazgeçin.

Değerli milletvekilleri, İşsizlik Fonu'ndan bahsetmişken bu Fon'dan bütçesi karşılananlar arasında MESEM kapsamında, haftalık çalışmaları karşılığında ücretleri ve sigorta primleri ödenen çocuklarımız da var. Gerçek sorumlunun okul mu işyeri mi, Millî Eğitim Bakanlığı mı Çalışma Bakanlığı mı olup olmadığını tam olarak asla bilemediğimiz bir sistem bu İşsizlik Fonu'yla yürütülüyor. İlham alındığı söylenen dünyadaki örneklerinin aksine, bir eğitim modelinden ziyade, bir iş gücü modeli olan bu sistemde çocuklarımız işin niteliği açısından da, işte geçirilen zaman açısından da, işin tehlikesi açısından da âdeta işçi gibi çalıştırılıyorlar, hatta, ölebiliyorlar ama işletmenin üretiminin ihtiyacına göre kullandırılan bu çocuklara işveren ne ücret ödüyor ne prim, tüm ödemeler İşsizlik Fonu'ndan karşılanıyor işte. Peki, bu çocuklar, her anlamda bir işçi gibi çalıştırıldıkları hâlde, Fon'dan da olsa ödenen primleri sigorta başlangıcı sayılıyor mu? Hayır. Çıraklık dediğimiz şey, her yönüyle işe başlamak demektir; devletin prim alırken başka, prim öderken başka kurallar uygulaması asla kabul edilemez.

Tekrar, konuşmamın başına dönersek değerli milletvekilleri, bakınız, sadece bu torba yasada, sadece Akkuyu için sağladığınız teşvikin rakamsal karşılığı uzmanların hesaplarına göre neredeyse 250 milyar lira. 90 milyonluk ülkenin işçisinin emeğinden artırıp "Kara günümde bana lazım olur." diye geçen yıl Fonda biriktirebildiği para 83 milyar, buyurun, kıyaslayın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEMA SİLKİN ÜN (Devamla) - Toparlayayım Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun.

SEMA SİLKİN ÜN (Devamla) - İşçimizin önüne, dar gününde ihtiyacı olan işsizlik maaşına ulaşamasın diye türlü türlü engeller çıkarıyorsunuz. Orada biriken paranın birkaç katını tek seferde Ruslara teşvik olarak veriyorsunuz. Bu Allah'tan reva mıdır? Buna vicdanınız, izanınız, insafınız elveriyor mu? Bir kere olsun AK PARTİ'yi kurarken verdiğiniz sözü tutun, sessiz yığınların sesi olun diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)