GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:114
Tarih:23.07.2026

İBRAHİM AKIN (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu torba kanun teklifinin içerisindeki maddelerin sanırım en kritiği ve en önemlisi 10'uncu madde; bunun geri çekilmesi talebimizi ve diğer grupların paylaşımlarını baştan söylemek isterim. Gerçekten bu olursa ahlaken, siyaseten, toplumsal olarak inanılmaz kötü bir şeye imza atmış olacağınızı ifade etmek istiyorum. Nedeni şu: Bir kere nükleer enerji meselesiyle ilgili dünyadaki bütün tartışmalar devam ederken yaşadığımız Çernobil hikâyesi bölgemizde ne kadar ağır tahribatlar yarattığının farkındayken ve binlerce insanımızın hayatına mal olmuş bir sonuç varken sanki nükleer enerjiyi çok iyi bir şeymiş gibi desteklemek, hatta vergiden muaf tutarak bütçemizin bütün kaynaklarını buraya aktarmak gibi gerçekten ahlaki bir sorunla karşı karşıya kaldığımızı ifade etmek istiyorum. Biz, İzmir'deki bir nükleer atık meselesiyle ilgili "Gaziemir Çernobil" diye ifade edilen bir kurşun fabrikasıyla yaklaşık on altı yıl uğraştık ve on altı yıl bu ülkedeki devlet orayı sağlıklı bir şekilde teslim etmek ve tasfiye etme konusunda başarılı olamadı ve en son geçen yıl yapılan arıtma meselesinde de korkunç bir tahribat yaratıldı, sanki inşaat artıkları gibi orayı yaptılar. Bu konuyla ilgili bu ülkede ve dünyanın birçok yerinde bu gibi atıkların temizlenmesi konusunda bile sorun var. Başka bir gerçek var, nükleer enerji meselesi maliyetleri konusunda en fazla maliyeti olan bir yatırım aracıdır aynı zamanda. Şimdi, biz Mersin Akkuyu'yu konuşuyoruz ama konuşmalar sırasında sadece Rusya'yla yapılan bir anlaşmaya bağlı olarak sipariş üzerine yapılmış bir vergisizleştirme, KDV'den düşme meselesi olmadığını düşünüyorum çünkü Enerji Bakanlığı Londra'daki yapılan toplantıda bir şeyi itiraf etti. Biz şu anda 3 tane nükleer enerji politikasından bahsediyoruz ancak 4 tane olduğunu söylemeye çalıştı ve muhtemelen bu yapılmak istenen şeyleri de bu bakımdan tespit edecek bir yasal düzenlemenin gereği bu. Şunu söylemek istiyorum: Bu yapılan sözleşme aslına bakarsanız bizim şu anda onaylatmakla karşı karşıya kaldığımız durum benim görüşüm açısından ya da bizim görüşümüz açısından yapılmış olan anlaşmaların fiilen şu anda Meclisten geçirilmesi üzerine, sipariş üzerine bize gelmiş bir yasal teklif hazırlığı diye düşünülüyor. Dolayısıyla, bu ahlaki değil, Meclis iradesini yok sayarak, her türlü pazarlık yaparak, anlaşma yaparak, sözleşme yaparak yapılmış olan sonuçları buradan geçirtmeye çalışmak, Türkiye halkının iradesini ve Meclisin iradesini gasbetmek anlamına geldiğini düşünüyorum ve artık bunu kabul etmek mümkün değil. Onun için ahlaki değil diyorum, onun için siyasi değil diyorum, onun için demokratik hiçbir kriterin olmadığını buradan ifade etmek istiyorum.

Gelelim özellikle KDV meselesine. Bakın, "KDV istisna." diyorsunuz ama aslında halkın cebinden alınıp günlük her an emekçinin, ezilenin, yoksulun, herkesin cebinden topladığınız vergileri bu şirketlere peşkeş çekiyorsunuz. Buradan açıkça şunu söylemek isterim ki: Siz aslında bunu yaparken kimin temsilcisi olduğunu kabul ediyorsunuz. Şirketler için bir ihtiyaç olarak görüyorsunuz ama halkın bütçesi için, emeklinin bütçesi için, ezilenin bütçesi için zerre kadar bir çalışma olmadığını gösteriyorsunuz. Tercihiniz çok somut, gerçekten bu somut tercihinizi bu konuyla ilgili çok somut olarak bu yasa gösteriyor. Gelin, bu işe ortak olmayın. Bu yapılan iş aslında bakarsanız istisna değil, aynı zamanda bir şirketle yapılmış olan ya da şirketlerle yapılmış olan bir pazarlığın sonucudur ve uzun vadeli Türkiye halklarının bütçesini taahhüt altında bulunma meselesidir. Yıl itibarıyla 2045 yılına kadar bunu destekleyeceğinizi, hatta uzatılmasını da söylüyorsunuz, böyle bir yasal taahhüt altında bırakmak Türkiye halkının bütçesini kabul edilecek bir şey değildir. O nedenle, buna ortak olmayın. Bu mesele, gerçekten ahlaken de doğru değil, siyaseten de doğru değil, ekonomik olarak da doğru değil. Bakın, bu bütçe meselesi içerisinde biz yurttaşlarımızdan adım adım, her an topladığımız vergilerle bu meseleyi gerçekleştirmek ve desteklemek durumunda kalıyoruz ve şu noktaya geliyor: Yaklaşık çeyrek yüzyıl bu meselenin bütçesinin bu şirketlere ödenmesiyle karşı karşıya kalıncak. Biraz önce Grup Başkan Vekilleri söylediler, bu aslına bakarsanız yaklaşık 40 milyar açısından bakıldığında 10 milyar bütçenin transfer edilmesine sebep olacak. Belki yıllar itibarıyla bu rakam 40 milyara varılacak rakamları ifade ediyor. Araştırmalarımızda şunu gördük ki OECD ülkeleri içerisinde böyle bir uygulama, böyle bir anlaşma, sözleşme yok. Dolayısıyla bizim Türkiye'de bunun yapılabilmesi de gerçekten bize özgü, tamamen sipariş üzerine yapılmış bir anlaşma olduğunu gösteriyor. Bunu kabul etmek mümkün olmadığını söylemek istiyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

İBRAHİM AKIN (Devamla) - Eğitimden sağlığa, her noktada KDV uygulaması yapan bir ülkenin şirketlere bu kadar istisna bırakması ve bütçemizden, insanların topladığı adım adım toplanan bütçelerden destek verilmesi hem siyaseten hem ahlaken doğru değil, ayrıca Çernobil gibi ciddi kazalar yaşanmış bir durumu destekleyecek başka bir faktör de ortaya çıkarması sebebiyle bunu kabul etmemiz mümkün olmadığını düşünüyorum. Bu teklifin geri çekilmesi hem de bu mevcut yasadan geri adım atılması gerektiğini düşünüyorum.

Teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)