| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 114 |
| Tarih: | 23.07.2026 |
RIDVAN UZ (Çanakkale) - Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; İYİ Parti Grubu adına söz aldım. Bu vesileyle, Gazi Meclisimizi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.
Kıymetli milletvekilleri, İbni Haldun devletlerin gücünü yalnızca hazinelerin büyüklüğüyle değil, adaletin, üretimin ve kurumların sağlamlığıyla açıklamaktadır. Devlet ciddiyeti, sorunları torbaya doldurup bir gecede kanunlaştırmak değildir. Her meseleyi ehil ellerde açıkça ve milletin menfaatini gözeterek çözmek mecburiyetimiz vardır. Önümüzde 22 farklı kanuna ve 2 kanun hükmünde kararnameye müdahale eden devasa bir torba teklif bulunmaktadır. Teklif 30 madde olarak Meclise sunulmuş, Komisyon görüşmelerinde 4 madde daha eklenerek 34 maddeye çıkarılmıştır. Kültürden siber güvenliğe, emekliden öğretmene, kamu ihalesinden PTT personeline kadar birbirinden tamamen farklı alanlar tek bir metne doldurulmuştur. Siz kanun yapmayı torba doldurmak zannediyorsunuz ama devlet yönetmek günü kurtarmak değildir.
Şimdi, siber güvenlik gibi son derece teknik bir konu Dijital Mecralar Komisyonunda gerektiği gibi görüşülmemiştir. Özel okul öğretmenlerinin geleceğini belirleyen hükümler Millî Eğitim Komisyonundan kaçırılmıştır. Sivil havacılık düzenlemeleri ilgili ihtisas komisyonunun kapsamlı değerlendirmesinden geçirilmemiştir. Bütün bu başlıklar Plan ve Bütçe Komisyonuna yığılmıştır. Şimdi sormak lazım: İhtisas komisyonları çalıştırılmayacaksa neden vardır, uzmanlık görüşü alınmayacaksa neden kurulmuştur? Dahası bazı maddeler komisyon görüşmeleri sırasında son anda getirilmiştir. Milletvekillerine, meslek kuruluşlarına ve kamuoyuna inceleme fırsatı dahi tanınmamıştır. Bu anlayış, Meclisi millet adına kanun yapan bir kurum olmaktan çıkarıp bürokrasiden gelen metinlere mühür basan bir makama dönüştürmüştür. Bu, kendi milletvekillerinize de aslında büyük bir haksızlıktır.
Kıymetli milletvekilleri, millî güvenliğin ve siber vatanın korunması elbette devletin asli görevidir ancak "Başkan gerekli gördüğünde" anlayışıyla sınırları belirsiz bir yetki verilemez. Bir haber yayınlandığında, kamuoyunu ilgilendiren bir belge ortaya çıktığında önce erişimin engellenip sonra yargı denetiminin devreye girmesi oluşan hak kaybını her zaman telafi edemez. Devlet güçlü olmalıdır ama güçlü devlet keyfî devlet de değildir.
Teklifin bir başka bölümünde ise imalat sanayisine yönelik desteklerin İşsizlik Sigortası Fonu'ndan karşılanma süresi uzatılmaktadır. Sanayicinin desteklenmesine değil, işçinin parasının bütçe açığını kapatan yedek kasaya çevrilmesine elbette biz itiraz ediyoruz. İşsizlik Sigortası Fonu, işsiz kalan emekçinin kara gün güvencesidir, genel teşvik bütçesi değildir. Sanayimizin gerçekten desteğe ihtiyacı vardır. TÜİK verilerine göre 2026 yılı Mayıs ayında imalat sanayi üretimi bir önceki aya göre yüzde 3,3 gerilemiş, sanayi sektöründeki ücretli çalışan sayısı yıllık yüzde 3,2 azalmıştır. Aynı dönemde imalat ürünlerindeki üretici fiyatları yıllık yüzde 30,72 de artmıştır. Yani, fabrikacı maliyet baskısı altında, işçi işini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Çözümü işçinin fonunu kullanmakla çözemezsiniz. Bütçeden, şeffaf kriterlerle, istihdam şartına ve üretim performansına bağlı gerçek bir sanayi politikası yapmakla yükümlüsünüz.
Emeklilere gelince, en düşük emekli aylığı 23.552 liraya çıkarılmakta ve bunu büyük bir lütuf gibi sunmaktasınız. En düşük memur emekli aylığının en düşük memur maaşına oranı 2002'de yüzde 96,4 iken 2026 Temmuzunda yüzde 43,2'ye gerilemiştir. En düşük SSK emekli aylığının asgari ücrete oranı yüzde 139,4'ten teklif sonrasındaki rakam dikkate alındığında dahi yüzde 83,8'e düşecektir. İşte, bu gerçek bir tablodur. Bu tabloya baktığımızda memleketin anasını ağlatmaktan vazgeçmeniz gerektiğini saygıyla arz ediyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)